Connect with us

DR. KEVSER ONBAŞI

İnsülin tedavisi ne zaman kullanılır?

İnsülin tedavisi aşağıdaki hasta gruplarında mutlaka kullanılmalıdır.

·        Tip 1 Diyabetli hastalar

·        Diyabetik komalar (diyabetik ketoasidoz, hiperozmolar koma)

·        Diyet ile kontrol edilemeyen gebelik diyabeti olan hastalar

·        Ameliyata girecek tip 2 Diyabet hastaları

·        Ağır enfeksiyonların seyri esnasında

·        Kortizon kullanan hastalar

·        Hap tedavisi ile yan etki gelişmiş hastalar

·        Karaciğer veya böbrek yetmezliği olan diyabet hastaları

·        Pankreası çıkarılmış veya pankreası zarar görmüş hastalar

·        Kilo kaybı olan tip 2 diyabetli hastalar

Türkiye’de şu anda kullanılan ve piyasada olan insülinler insan insülini olsun, analog insülin olsun hepsi rekombinant DNA teknolojisi ile üretilmektedir. Ülkemizde bazı insanların iddia ettiği gibi kesinlikle hayvan kaynaklı insülin bulunmamaktadır. Normalde hepimizin vücudunda hiç yemek yemesek bile sürekli bir insülin salgısı vardır. Buna bazal insülin (temel insülin) denilmektedir.  Ayrıca yemek yedikten hemen sonra ihtiyaca göre insülin salgılanmaktadır. Dolayısı ile hiç yemek yemesek bile vücudunuzda insülin salgısı yetersiz ise koma gelişebileceği için özellikle tip 1 diyabetik hastalar sürekli yaptıkları bazal insülin dozunu azaltarak atlamamaya özen göstermelidirler.

Tip 2 diyabette ise maalesef ülkemizde hep insülin tedavisi geciktirilmektedir. Halbuki hastalık ilerledikten sonra çok geç tedaviye başlanılır veya doktorun önerisine rağmen tedavi ertelenirse göz, böbrek ve sinirlerde hasarlanmalar oluşabilir. Tip 2 diyabette erken insülin tedavisine başlamanın avantajları da vardır. Hastaların yaşam kalitesinin iyileştirilmesi ve daha iyi bir metabolik kontrol sağlanması ve hastanın kendi ürettiği insülinin bu şekilde daha uzun süre muhafazası mümkün olabilir.  Ayrıca komplikasyonların ve ölüm oranlarının azaltılması sağlanabilir. “Size çok erken insülin başlanmış” cümlesi doğru değildir, çünkü gebelerde bile zararsız olduğu için tek kullanılabilen ilacın insülin olduğunu unutmamak gerekir. Ancak bu tedavinin de kuşkusuz bazı dezavantajları olabilir. Dikkat edilmezse hipoglisemi, yani kan şekeri düşmesi gibi bazı sorunlar yaşanabilir. Ancak iyi bir eğitim ile bu sorunlar engellenebilir.

İnsülin tedavisi enjektörler veya hazır kalemler ile yapılabilir. Bazı kalemlerin içine ise “kartuş” denilen insülin şişeciklerinin konularak yapılması da mümkündür. Ayrıca insülin pompası denilen cihazların yardımı ile de tedavi yapılabilir. İnsülin tedavisi yapılırken dikkat edilmesi gereken insülinlerin eczaneden alındıktan sonra buzdolabında  +4 C’ de saklanması gerektiğidir. İnsülinler kesinlikle dondurulmamalıdır. İhtiyaç oldukça kutusundan çıkarılan kalemler ise direkt güneş altında tutulmamak kaydı ile 15-30 gün arasında bozulmadan oda sıcaklığında muhafaza edilebilirler. Karışım insülin kullanan hastalarda ise uygulama öncesi insülinin çalkalanması önerilir.

İnsülin tedavisi yaparken dikkat edilecek bir konu da eğer doktorunuz önerir ise insülinle birlikte bazı haplar kullanılabilmesidir. İnsülin ile birlikte hap tedavisi yanlış değildir. Bazı hapların böbrek yetmezliği yaptığı gibi yanlış inanışlar da doğru değildir. Özellikle metformin ve akarboz içeren ilaçlar insülinle beraber sıklıkla kullanılır. Aslında şeker hastalığının iyi tedavi edilmemesi, eşlik eden hipertansiyon ve kolesterolün tedavi edilmemesi böbreklere zarar vermektedir.

İğne uçları da insülin tedavisinde önemlidir. Kalitesiz ve ucuz iğne uçları insülinin akışını bozabildiği gibi hastanın ağrı hissetmesine de neden olabilmektedir. Ayrıca her enjeksiyonda iğne ucunun değiştirilmesi önemlidir. İğne ucu ne kadar kaliteli ise hasta enjeksiyonu o kadar az hissetmektedir. Ayrıca iğne yerlerinin de değiştirilmesi önerilmektedir. Hep aynı yere iğne yapılması deride kalınlaşmalara ve şekil değişikliğine neden olabilir.  İnsülin enjeksiyonları karın bölgesine, kol, uyluk ve kalçalara yapılabilir. Hemen göbek çukuru çevresine de yapılmamalıdır. Göbek çukuru ile enjeksiyon yeri arasında en azından dört parmak kadar mesafe bırakılmalıdır. Egzersiz, ateş ve enjeksiyon yerine masaj yapılması emilimi artırabilir. Ayrıca sıcak da emilimi artırabilir. Tekrar tekrar aynı iğne ucunun kullanılması kesinlikle önerilmemektedir.

DEVAMINI OKU

Facebook

Öne çıkanlar