ALAETTİN-GÜVEN

EYLÜL

EYLÜL

Eylül, hazan ve hüzün mevsimi.
Hazan mevsimi; hüzün mevsimine doğru giden bir kervan.
Her düşen yaprak bir ayrılık şarkısı besteler Eylül’de.
Eylül, mevsimlerin dram ülkesi olarak sahnede yerini alır.
Hüzün Eylülde tatlı bir sevinci de besler derinden derine. Acı çekmek, dertlenmek de hayatın azıklarından biri. Hasret de öyle değil mi?
Eylül, mevsimlerin kendine acı,keder, hüzün, ayrılık ve hasret yüklediği hoş bir sadanın çağıldadığı nadide atmosferlerin başında geleni.

Mevsimlerin de insanlar gibi gençliği, adam olma çağı, ve yaşlandığı dönemler vardır. İnsan nasıl kışını beklerse, mevsimler de vaktin kundağında bekleme ve sürekli uyanışa hazırlandığı bir kışını bekler durur.
Eylül, bu bekleyişin döşenen ilk taşlarıdır.
Eylül, umudun geleceğe doğru kanatlandığı bir dönemdir.
Başa dönüş hayalleri yerini ileriye, ötelere bakışa bırakmıştır artık. Bu yalnızlığın da yudum yudum tadıldığı bir dönemdir.
Bu anlamda eylülümüz ve varlığın eylül mevsimi şiirin konusu, şairlerin terennüm aradıkları, buldukları ve kaleme döktükleri zamanın rengi sararmış hüzün kahramanıdır.
Elbet bizim de gönlümüz harlanır Eylül’de.
Ve deriz şöylece:
……………

Eylülde
Gökten bir elma düşer bahtıma.
Umut der saklarım yarına.

Toprak cazibesini artırarak üzerime geldiğinde.
Üstü yazılı baş ucu taşları bir şerit gibi geçer intizamlı önümden.
Makamını başkalarının bestelediği şarkılar doldurur içimi.
Çanakkale gelir aklıma.
Balkanları dolaşırım çeşmelerinin soğuk sularından içerek.
Yıkanırım arınırım mevsim Eylüldür.

Tuna nehri akmam der ama Anadoluya hasrettir.
Kardeşleri yeşil ve kızıl ırmakları özlemiştir.
Yüklenir Eylül selamlarını taşır yaprak yaprak koyu renk denize.
Şehirlerin baş tacı esenlik kenti istanbul’a

Sonra,
Aşkın dehlizlerine salar bir mevsim hepimizi.

Sessiz yaşarız.
Sükutumuz soylu bir yarış atı olur.
Altaylara dolu dizgin bir sefere çıkarız

Ve bir yaprak düşer bir ulu çınardan.
Haberlerle donanmıştır gazi ve şehitlerin ağıtlarından.
Kınında duran bir kılıçtır sabrımız.
Ağustos sıcağında boşanır zembereğinden
Malazgirtte küheylanlar avaz salarlar gök kubbeye.
Eylüller göç destanı yazar düşen her bir yaprağa.

Sonra
Kendi Eylüllerimizi bekleriz hayatın dar geçitlerinde.
Hazanımız damarlarımızda dolaşır.
Hüznümüzü yaşarız kaderin koridorlarında.
Bilsek de.
Bilmesek de

Eylül’de çoğalır nimetler.
Bir ömrün ganimetini bekler.


Web Tasarım: Arena Ajans