Connect with us

ERCAN KOLKU

ASGARİ ÜCRET SEÇİM TEZGAHLARINDA!

Bu ülke neler gördü… Çift anahtar diyenler mi ararsınız, herkese bir maaş ikramiye diyenlermi?… Evsize ev,işsize iş bekara  eş diyenlermi…

Ama en komiği sanırım bu seçim yaşanıyor. En komiği diyoruz çünkü 13 yıl iktidarda olan hükümet bile   bana oy verin deyip asgari ücrete yüzde 30 zam vaat edebiliyor. Hani  yılbaşında  zar zor % 6 zam yapılan ve  ekonomi bakanlarının bu rakamlarla bile ülkenin batacağını söyleye söyleye himmet gösterdikleri asgari ücret…

Bakın ne diyorlar,

AKP 1300

MHP 1400

CHP 1500,

HDP 2000

HAYDAR BAŞ 5000

 “13 Yıldır iktidar olan bir partinin asgari ücreti 1300 tl yapacağız demesi VAAD değil AYIPTIR…” denilsede; diğer taraftan muhalefet partilerinin de “Yahu ülkeyi soydular diyorsunuz,şimdide kasalar dolu vereceğiz diyorsunuz bu nasıl iş?” dedirten absürtlükler yaşıyoruz.

İşin acı tarafı ise iktidarıda muhalefetide  Türkiyede iş gücünün emeğin ne kadar ucuza  pazarlandığını ve emek sömürüsünü tescillemiş oluyorlar.

Kaynak arayışlarında zenginleri pas geçip vergi affına giden iktidarlar, emekçiden, memurdan nasıl sövüşlerim diye ek vergi dilimleri,  -sanki 18 yaşına gelen vatandaşına  türlü iş imkanı sunmuşta  oda beğenmemiş gibi- gelir tespiti saçmalığı arayışlarıyla çalışanı sömürmeye devam.

Korkum o ki asgari ücretten vergiyi indirip, bir yolunu bulup yine vatandaşa bindirmeleri… Hal böyle olunca paralar rakam olarak artmış ama alım gücü düşmüş olduktan sonra kıymeti kalmadığı gibi, dahada geriye gideceği bir gerçektir.

İş gücünün yüzde 28’inin sanayi sektöründe çalıştığı ve zaten asgari ücretten kat kat fazla aldığı ülkemde hizmet sektörü başta olmak üzere biraz düzenleme yapılması gerektiği bir gerçektir.Ama akıl tutulması yaşanmadan.

 Üstelik devletin bir çok kurumu özelleştirilerek kamunun üzerindeki personel gider yükü kat be kat düşmüşken hala iktidarların  üreteni pas geçmeleri ayrı bir tez konusudur. Partiler seçmenle nikahı kıyana kadar bol keseden atarken, düğün sonrası  plak değişmekte ve sık sık arıza vermektedir. İşin en garibi ise bu durumun bile bile tekrar tekrar yaşanmasıdır.

Hükümetler bu paraları verirlermi derseniz evet verirler.Ama   genelde olduğu gibi kolayını  bulup halka vergi yükleyerek verirler ve değişen pek bir şey olmaz. Yada üstün zekalı  zatlar bulup hazinenin maliyenin başına getirip türlü vergiler uydururlar.Tıpkı tarihteki Piç Ahmet paşa dönemi gibi dönemler yaşayabiliriz.

Hani şu meşhur baca vergisi fıkrası…. Anlatalım efendim;

FİİLİ ZİNA MI DAHA GÜNAHTIR, FİİLİ LİVATA MI?

Geçmişte dünyanın tüm imparatorluklarında olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğunda’da inişli çıkışlı dönemler olmuştu. Kimi padişahlar zaferden zafere koşarak ülkeyi refah ve zenginliğe kavuştururken, kimileri ise yan gelip yatarak kazanılan servetleri zevk-i sefa uğruna harcamış, imparatorluğu sıkıntıya sokmuştu. Yine böyle bir dönemde Hazine suyunu çekmiş, paranın değeri düşmüş, fiyatlar artmış, ahali perişan olmuş, Yeniçeri kazan kaldırmıştı.

Padişah Hazretleri derhal divan-ı kebirin toplanmasını emretti. Sadrazam, vezir, kazasker, defterdar, nişancı, şeyhülislam, kaptan-ı derya ve paşalar padişahın başkanlığında divanı açtılar. Padişah divan üyelerine dönerek; “Ağalar Hazine’nin durumu ortadadır behemehâl yeni vergiler toplamak icab eder ne dersiniz?” diyerek sordu.

İnsaf sahibi ve halkı çok seven sadrazam sinirlendiğini belli etmeden söz istedi; “Hünkârım ahalinin durumu perişandır, her şeyden vergi alıyoruz, vergi alacağımız bir şey kalmadı” demesine rağmen divanda bulunan dalkavuk bir paşa söz isteyerek; “Atufetli efendim hazretleri, lütfederseniz Piç Ahmet Paşa’yı divana çağıralım kendisi çok zekidir vallahi bir vergi bulur” diyerek icazet istedi.

 Padişah; “O halde Piç Ahmet Paşa’yı derhal divana getirin” iradesinde bulundu.

Piç Ahmet Paşa’yı apar topar divana getirdiler, etek öptü oturdu. Padişah; “ Paşa, yeni bir vergi gerek lâkin her şeyin vergisini alıyoruz, almadığımız bir vergi bulabilir misin?” diye sordu.

Piç Ahmet Paşa; “Sultanım efendim hazretleri elbette bulurum, her hanenin bir bacası vardır, baca vergisi koyun, böylece vergi almadığınız tek hane kalmaz” dedi.

Padişah çok memnun oldu ve Piç Ahmet Paşa’ya bir kese altın ihsan ederek divandan gönderdi. Padişah divan azalarına; “İşte vergi bulundu, derhal ahaliye duyurulsun” diye emretti.

Sadrazam çok hiddetlendi ve yanında oturan şeyhülislamın kulağına eğildi; “Hocam fiili zina mı fenadır, fiili livata mı (ters ilişki) fenadır “ diye bir soru sordu. Bu ani soruya çok şaşıran şeyhülislam efendi; “ Estağfirullah Paşam bu nasıl bir soru? Elbette fiili livata fenadır” dedi. Sadrazam başını iki yana sallayarak; “Bilemedin hoca efendi, bilemedin fiili zina fenadır çünkü, fiili livata elbet günahtır lakin bir halt  çıkmaz; ama fiili zinadan böyle bir piç doğar bu zavallı milletin başına bela olur” diyerek teessürünü dile getirdi.

DAĞDAN KESTİM KERESTE ANGUTLUK DESTE DESTE

Tarihten bugüne   “Her eve iki anahtar” Cem Uzan’ın meşhur evsizlere ev,senede 2 maaş ikramiye vaatleri, suyu olmayan yerlerde dağıtılan çamaşır makinaları, bonus olarak  makarna bulgur kömür derken artık vatandaşta seçim tezgahlarını bir bir dolaşmak ihtiyacı hissediyor!

Uzatıp tadını kaçırmayalım.

Seçimlere az bir zaman kala seçim tezgahlarını gördükçe

Üstad Aziz NESİN’aklımıza geliyor;

“Bir gün bu memleketin yanağına öpücük, başucunada bir not bırakıp gideceğim.”Öyle güzel uyuyordun ki uyandırmaya kıyamadım!”

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar