Connect with us

DR. KADİR GÜLER

BİZİM GAYBİ’NİN AŞKI

Kütahya’dan Eskişehir’e giderken, Eskişehir’den Kütahya’ya dönerken veya Eskişehir’i gezerken bazı tabelalar hepimizin dikkatini çekmiştir. Bu tabelalarda Yûnus Emre’den bir beyit  ve altında “Bizim Yûnus” imzası yer almaktadır. Bu asırda şehirleri tanıtmanın en güzel yollarından biri sanat ve edebiyat faaliyetlerini artırmaktır. Sanat ve edebiyata hizmet eden şahsiyetlerimizi anmak ve onların eserleri üzerinden şehrimizi tanıtmak zorundayız. Eskişehir sadece Yûnus üzerinden çok güzel tanıtımlara imza atmaktadır.

Kütahya, bu coğrafyanın en önemli kültür, sanat ve edebiyat merkezidir. Germiyân ve Osmanlı Devleti’nin iki yüz elli üç şehri içinde altıncı kültür, edebiyat ve sanat şehridir. Anadolu Türkistanı olan bu kutsal şehir, Klasik divan edebiyatının başkenti olmuş, dîvân şiirinin dil ve sözlük gibi ana dallarında Anadoludaki ilk orjinal eserlerini veren sanatçıları ve şâirleri edebiyat dünyasına kazandırmıştır. Divan edebiyatı Kütahya’da kurulmuştur.

Divan şiiri dışında gelişen tekke/tasavvuf edebiyatı da Kütahya merkezlidir. Mevlevilik, Halvetilik ve Nakşibendilik Kütahya’dan Anadolu ve Rumeli yolculuğuna başlamıştır.

Bizim diyebileceğimiz o kadar çok sanatçımız var ki; Bizim Argun Çelebî, Bizim Şeyhî, Bizim Ahmedî, Bizim Firâkî, Bizim Evliyâ, Bizim Pesendî vd…..

Gelin biz de Sunullah Gaybî Efendi’ye “Bizim Gaybî” diye seslenelim… Eskişehir’in 13. asırda yaşayan Yûnus’a Bizim Yûnus diyerek sahip çıktığı gibi biz de 17. asırda yaşayan Gaybî Sun’ullâh’a “Bizim Gaybî” diyerek sahip çıkalım. Yûnus Hakîki Aşk’ın Piridir, Aşkın kitabı Yûnus Divanı’dır, Bizim Gaybî’nin Divânı da yaşadığı asrın Aşk divanıdır.

Bizim Gaybî gerçek aşk şairidir. Edebiyatımızın  en sık/en çok kullanılan kelimesi/ kavramı aşktır. Kaynaklarda bu kelime ‘ışk veya ‘aşk olarak yazılmakta ve okunmaktadır. Araştırmacılar çoğunlukla kelimenin Arapça olduğunu ve aşeka kökünden  sarmaşık anlamında kullanılırken zamanla aşırı sevgi ve düşkünlüğün insanı sarmaşık gibi sarması anlamında ifade edildiğini kabul etmektedirler. Kelimenin Işk/eşg olarak kadim Farsça dilinde ışık, nur, candan sevmek, istemek, şiddetli sevgi  anlamında kullanıldığı bilinmektedir.

İlahi aşk kavramı Arap edebiyatı ve Arap şiirinden çok Acem/Fars ve Türk şiirinde yer aldığına göre ışk kelimesinin Acem coğrafyasından edebiyatımıza geçtiği ve ışık–nur anlamlı kullanıldığı  düşünülebilir. Kütahya Altıntaş Şıhlar-Işıklar köyü ışık anlamıyla dikkat çekmektedir. 16. Asırda yaşayan Gedus/Gedizli Kabûlî’nin Dede Kasidesi’ndeki şu beyit ışıkçıları/ışkçıları ifade etmektedir;

Yâ dede senden meded diyüp tururlar rûz u şeb

Görmedüm ben bu ışıklar gibi hiç ehmak dede

Bizim Gaybî aşkı, aşk- ı mecazî /beşerî aşk ve aşk-ı hakikî /ilahî aşk olarak iki yönden ele alır ve hakîki aşkı anlatır. Ona göre aşk sultandır, aşk padişahtır, aşk gamdır, evrenin yaratılış sebebi aşktır, kainatın yaratılış sebebi Aşk-ı mutlak, cemâl-i mutlak ve kemâl-i mutlak olan Allah’tır.

Aşk kâl değil, hâldir. Aşk yolu, tarîk-i aşk hayat sebebidir. Aşk, hayatın kendisidir. Aşk sözle anlatılamaz. Aşk, nefs-i Rahmânidir. Vahdet ve tevhid aşk makamı olarak anlaşılmalıdır. Aşk nakkâştır, aşk âfet-i cândır. Aşk âlemi ilimle anlaşılmaz. Aşk, Allah ilmidir. Bakın aşk piri Yûnus ne diyor:

İy âşıkân iy âşıkân  ‘ışk mezheb ü dîndür bana

Gördi gözüm dost yüzüni yas kamu dügündür bana

Aşk cevherdir, bu cevhere/Aşka ulaşmak için dört makamı yaşayarak geçmek gerekir, aşk dili kudret dilidir. Aşk ölümsüzdür, Aşk zaman ve mekan üstüdür. Aşk anadan doğmamış, kimseye kul olmamıştır. Her kişinin cânı aşktır. Bizim Gaybî, Aşk dilini anlamayanlara şöyle seslenmektedir:

“Her bir tarîk sahibinin bir ıstılahı ve kendine mahsus başka bir dili olur. Onun dilini ve ıstılahını bilmeyen, başka bir tarîkde bulunmayan bir mana kast eyledi sanıp hakîkatden mahrûm kalır…

Gaybî’ye göre Aşk, kenz-i mahfî/gizli hazinedir. “Kenz-i mahvî olan aşkdur âlemde” der…Aşk O’dur…

 Bizim Gaybî’ye göre aşka irmeyenler/ ulaşamayan/kavuşamayanlar mâtem tutmalıdır. Çünkü varoluşun nedeni Aşk’tır, Zât’tır. Gaybî, Aşk/Zât karşılaştırmasını “Aşk’tan gayrı her şey fânidir” diyerek ifade etmektedir:

Aşkdan gayrı ne var fânidir fâni

Aşkdan bulur hayât cümlenün cânı

Gaybî’ye göre “Aşksız ibadet olmaz” , “Aşk ruhun amelidir”,  “Aşk imamdır.”,  Aşkı idündik imam” der. İrşâd aşk ile mümkündür:

Gönül kim anda yok’aşka itâ’at

Tamam olmaz bilün anda ‘ibâdet

***

‘Aşk ile irşâd olur irşâd olan

‘Aşk ise kesbî degül bir dâd imiş

Hâne-i Hak ‘aşk ile ma’mûr olur

Her ‘amel şâkird ü ‘aşk üstâd imiş

Bizim Gaybî’ye göre cânlar, vahdete aşkla ulaşılır. “Aşkıla vahdete dûş olan canlar” der. Kesret kirinden ancak aşk diyerek temizlenebilirsin. Kendinden zevk almak kendini tanımak için aşkın verdiği zevke ulaşmak gerekir. Aşkı inkar edersen Hakkı inkar edersin. Aşk mürşittir. Mürşidi aşk olmayan âlim olamaz:

Aşkı mürşid tutmaz isen bilemezsün özüni

Kendözün fehm eyledünse fehm idersün sözüni

Zâtına bak ‘aşkla Gaybî aça gör gözüni

Kendözüni bilmez isen âlimim dime sakın

Bizim Gaybî’nin hocası Aşk-ı ezel, gönlü Ümmü’l-Kitap yani Kur’ân’dır. Kahhâr-ı ‘aşk, varlığı harap etmeden su’âle cevap verilemez. Vücudunun her zerresini aşk ile mahv edenlere cümle gâ’ib hazır olur. Başına hilafet tacı konsun istiyorsan gönlünde Aşktan/ Zâttan gayrı bir şey koymamalısın.  ‘Aşk âdemi bed-nâm etmektedir. Aşk yolu Hak yoludur. Aşktan ayrı kalanlar zelîl olur. Gerçek velîler aşk derdine düşerler.

Gerçek velî olan kişi ‘aşk derdine düşmek gerek

Düş görmeden yitmez işi ‘aşk derdine düşmek gerek

‘Aşk, cânın gıdasıdır. Aşka canın vermeyen sultanı bilemez. Aşk dersini almayanların meclisinde yer almasını istemez:

Akl ile ölüp yine aşk ile dirilmek gerek

Ölmedin ön ölmeyenler gelmesün bu meclise

‘Aşksız kişi hayvândur insân degül şeytândur

Gerçek şu kim insândur irdi cân esrârına

Bu dilin sultanı Yûnus’tur. Yûnus’tan sonra bu aşk dilinin ustalarından biri de Bizim Gaybî’dir. Gaybî, feyz-i aşkın öncülerindendir. Gaybî’ye göre ‘Aşk, Allah’ın zâtî isimlerindendir. Gaybî’de ‘aşk/ışk nurdur, ruhtur, Muhabbet-sevgi kaynağı olan Allah’tır.

Hakîki Aşk, Kütahya’dan çevresine ışık/nur saçmaktadır. Edebiyatımız bir aşk edebiyatıdır. Kütahyalı Aşk Şuarâsının ekserisi aşkı işlemiş, aşkı anlatmıştır. Allah’ı aşk kavramıyla isimlendirerek Aşka/Allah’a ulaşmanın rükunlarını halk diliyle sıralamışlardır. Aşkı/Allah’ı, Kitabî ifadelerin dışında kalbî  ifadelerle gönül erbabına anlatmaya gayret etmişlerdir.

Bizim Gaybî, asrının Aşk Sultanlarının öncüsüdür. Gelin bu Halvetî Aşk Sultanının sözlerini şehrimizin dört bir yanına asalım, şehrimizi dört bir yandan aydınlatalım… Şu beyitleri Çini  desenlerimizle turkuaz tabelalara yazdırıp şehrin çeşitli yerlerine, meselâ Ilıca köprüsünün yanına, Kümaş’ın iki yakasına, Germiyan Kampüsü çevresine asalım ve şehrimizi ziyaret eden misafirlerimize sanatçılarımızı tanıtalım Ve’s-selâm…

BİZİM GAYBÎ’DEN GÖNÜL DOSTLARINA…

Sana ‘âlem görinen hakîkatde Allah’dur

Allah birdür va’llâhi sanma ki ola birkaç

Gaflet uykusundan kaldur başunı

Sükûtun zikr olsun akşam u sabâh

Seni öldürmeğe kasdetse bir cân

Hüner budur ki tutma anı düşmân

İkiliği silmeyen Hakkı cânda bulmayan

Gaybî kendin bilmeyen Rabbin bilesi değil

Yâ İlâhî neyler isen it beni

Tek hemân benden gönül incinmesün

Her ne varsa âlemde örneği var âdemde

Bul seni sen bu demde âdeme gel âdeme

İkilik yoluna gitme

Edeb gözle edeb gözle

Kimse gönlüni incitme

Edeb gözle edeb gözle

Gaybî senün sözlerün Hak nûrıdur bilene

Her demde her kelâmun âyet Kur’ân didiler

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar