MUSTAFA-MURAT-AYDIN

ÇİN’DE BİR UMUT

Sevgili dost, bu kez ve aslında ilk kez farklı bir mekandan yazıyorum sana…

Üstelik ışıl ışıl bir umudun elçiliğini yapacağım bu kez sana, “bu umudun neresiyiz?”i konuşmamız gerek.

Ancak buraya kadar gelip de Sa’d bin Ebu Vakkas’ı, Kürşad ve 40 çerisini anmamak vefaya sığmaz;

***

Yıl 639…

Türklerin mevcut durumu zayıftır. Çinliler büyük bir ordu ile saldırır ve yaklaşık 100bin Türk esir alınır. Kendini gizlemeyi başaran Kürşad ve birbirinden usta tam 40 yiğit, bu esarete daha fazla dayanamaz ve birlikte son yeminlerini ederler; ‘Gök girsin kızıl çıksın, gök tanrı sen tanıksın’.
Planları Çin hükümdarını rehin alıp, Türkleri esir hayatlarından kurtarmaktır. Hükümdar her gün belirli saatlerde yürüyüşe çıkar. Onu o esnada yakalamaktır plan. Ancak o gün, büyük bir fırtına çıktığı için hükümdar dışarı çıkmaz. Hükümdarı ele geçiremeyeceklerini anlasalar da geri dönüş yoktur artık. Eğer bu olay duyulursa bilirler ki sadece 40 kişinin ölümüne değil belki bütün bir ırkın yok oluşuna sebep olurlar. Irkları için, Türklük için savaşmalıydılar. O gece 40 Türk 1000’e yakın Çinliyi öldürdü. Vey ırmağında kapana kısılan Kürşad ve o 40 yiğit insan da orada can verdi.

Bu saldırıyı haber alan Çinliler çok korkar. 40 kişi böyle bir şey yapabiliyorsa 100bin kişi neler yapamazdı ki düşüncesiyle tüm Türkler serbest bırakılır.

Ve kısa zaman sonra Türkler tekrar Ötüken’e yerleşip II. Göktürk Devletini kurarlar.
Kürşad’ın millet aşkı, özgürlük aşkı, kendi canını kaybetmesine yol açarken Türk ırkının payidar kalmasını sağlar.

***

Yıl 651… Sa’d Bin Ebu Vakkâs; Aşere-i Mübeşşere’den (Hayattayken cennetle müjdelenen 10 kişiden biri.)

Peygamber Efendimizin isteği doğrultusunda Çin’e gelerek Çin’in ilk camiisinin yapılmasını, İslamiyet’in Çin’e yayılmasını sağlar.

***

Bugün hala Çin’de müslümanlar ibadetlerini bu Camii’de sağlamaktalar.

Çin’de Sa’d Bin Ebî Vakkâs Hz.’nin kabrinin bulunduğu kabul edilen camii girişinde bizleri karşılayan yazı;

“İyi bir Müslüman olmak için güzel bir camii yapalım.”

Uygur Türkleri var olan bu tek büyük camiileri için mücadele vermekteler…

Ve bu yüzden de kapı girişinde yazan cümle onlar için çok önemli.

***

Aklımızın düşüncesine bir not; Uygur Türkleri denildiğinde müslüman olmadıkları ya da benliklerini kaybedip, müslümanlıktan uzaklaştıklarını düşünürüz. Yanlış. Düşüncenizi derhal değiştirmelisiniz. Değiştiremiyorsanız eğer, sırf bu düşüncenizi değiştirmek için Çin’e bir Cuma namazına gelmek zorundasınız.

***

Eğer biraz da vakit ayırırsanız, benim içimi acıtan umutla sizde karşı karşıya kalırsınız.

“Tek umudumuz sizsiniz, başka bir umudumuz yok. Ne zaman geleceksiniz? Türkiye, Türkler gelecek ve bizleri bu zorluklardan kurtaracak. Eminiz. Sizi bekliyoruz, çocuklarımız için gelin.”

Tüyleriniz diken diken olur ve şöyle bir düşünürsünüz, peki biz bu umudun neresindeyiz? Çin’de bizimle ilgili bir umut yeşerten kardeşlerimizin bu umuduna sizce layık mıyız? Böyle bir ufkumuz, hedefimiz, söylemimiz, her şeyi geçtim Uygur Türkleri için somut yaptığımız neler var? Dualarında bizi umut eden ve bekleyen kardeşlerimize kaç kere dua ettik?

Şairinde dediği gibi, Tüten en son ocak biziz.

Üstümüze düşeni kaldırmadığımız müddetçe de, ezilmeye mahkûmuz.

Yıl 2015…

Çinlilerle bir sohbet. “Çin seddini neden yaptınız? Kürşad ve 40 askerini biliyor musunuz?”

Cevap biraz kızmışçasına; “Konuşmayalım. İkimiz de biliyoruz.”

Sa’d bin Ebu Vakkas’ın rahmetle anıldığı, Kürşad’ın ve 40 çerisinin öldüğü fakat yenilmediği mekandan,

Çin’den Sevgiler,

Mustafa Murat AYDIN

Çin

amustafamurat@gmail.com


Web Tasarım: Arena Ajans