Connect with us

DR. KADİR GÜLER

KÜTAHYA’NIN SORUNLARI ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER

Günümüz Türkiyesi’nin en yerleşik kurumlarından biri üniversitelerdir. Üniversiteler bulundukları şehirlere değer katmakta, şehir için maddi ve manevi zenginlik üretmektedir. Üniversitenin birinci görevi bilim üretmektir. İkinci görevi eğitim ve öğretimdir. Üçüncü görevi de bulunduğu şehre fayda sağlamaktır.  Kütahya elli bini aşkın öğrencisiyle artık bir üniversite şehridir ve bu şehre her yönüyle katkı yapacak ilk kurum üniversitedir.

Üniversitenin bulunduğu şehre fayda sağlaması ve bulunduğu şehrin her sorununa çözüm üretmesi gerektiğine inanan bir öğretim üyesi olarak Kütahya’nın sorunları ve bu sorunlarla ilgili öneriler hususunda şunları söyleyebiliriz:

Öncelikle Kütahya, sadece ve sadece “Bizim Kütahya” kavramı etrafında bir araya gelmelidir.  Bizim Kütahya kavramına bütün sivil toplum dinamikleri destek vermeli, bu kavram etrafında çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır. Bugün sivil toplum bir araya gelmekte dağınık, isteksiz ve Kütahya’ya destek vermekte yetersizdir. Temel sebep siyaset ve siyasallaşmanın gereğinden fazla öne çıkmasıdır. Sivil kurumlar daha çok dini kavramlar etrafında yoğunlaşmakta, şehre katkı sağlamakta geri plana düşmektedirler.

 Siyasetle içli dışlı olan dini veya siyasi sivil toplum unsurları birlik ve beraberlik kavramlarını kendi değerleri dışında kabullenememektedirler. Siyasallaşmayı çözmenin yollarından biri yeni kavramlar yaratmaktan geçmektedir. Biz bu kavramlardan birinin “Bizim Kütahya” kavramı olacağı düşüncesindeyiz. Kütahyadaki bütün sivil kurumları “Bizim Kütahya” adlı tek bir çatı altında toplamak gerekliliği artık zorunlu hale gelmiştir.

Bizim Kütahya kavramına ilçelerimiz ortak edilmeli, nerelisiniz sorusuna Tavşanlılı, Gedizli, Simavlı değil Kütahyalıyız cevabı veren bir yapı oluşturulmalıdır. Şehrimize siyaseti kendi emrine alan, siyasete hizmet eden değil siyaseti Kütahya’ya hizmetkâr kılan Kütahyalı özelliği kazandırılmalıdır.

Kütahya hangi alanlarda gelişeceğine karar vermeli ve gelişme alanlarını daraltarak coğrafyasına ve kültürüne uygun alanları öne çıkarmalıdır. Bize göre Kütahya için öne çıkarılması gereken alanlar çini-seramik, termal turizm, kültür ve güzel sanatlar olmalıdır.

Kütahya yol güzergâhları üzerinden çıkmak üzeredir. Marmaradan Akdenize seyahat eden binlerce insanımıza Afyondan önce dinlenilecek bir mola yeri yaratılmalıdır. Ilıca civarında Porsuk’a hakim ve Frig vadisiyle komşu yol üstü alanlarda yapılacak termal tesisler ve alışveriş merkezleri yeni turizm alanları olarak düşünülmelidir.

Kütahya’nın alanında başarılı, donanımlı ve iyi eğitilmiş elemanı azalmaktadır. Bu açığını ya kendi içerisinden yetiştirerek, ya başarılı Kütahyalı gençlerin şehrine dönüşünü sağlayarak veya taşradan Kütahya’ya başarılı gençleri davet ederek veya üniversitemizden mezun başarılı gençlere iş alanı açarak ve bu gençlerimizi Kütahya’da tutarak kapatma yolunu seçmelidir.

Kamu kuruluşlarını elinden çıkaran Kütahya, vergi üretmede ve zenginlik yaratmada yetersiz kalmaya başlamıştır. Yoksulu ve emeklisi artmıştır. Emekli ve memurlardan sağlayacağınız vergilerle bir şehri kalkındıramazsınız. Noterin vergi rekortmeni olduğu bir kentin zenginlik üretmesi düşünülemez. Vergi üretecek ve geliri Kütahya’da kalacak iş alanları yaratılmalıdır.

Kütahya’da sanat faaliyetleri sevgi kavramı etrafında amatör ve özellikle emekli sanatçılar vasıtasıyla yol almaktadır. Sanatçılarımızın profesyenel anlamda kendini yenilemeleri ve teknolojiyi kullanarak evrenseli yakalamaları sağlanmalıdır. Şehirde yürütülen sanat faaliyetleri tek merkezden yürütülmeli, sanat dernekleri konfederasyona dönüştürülmelidir. Sanatçılarımızın kendi kişisel çevreleriyle oluşturduğu dernek ve  kurumların birbirlerine üstünlük sağlama çabası Kütahya sanat camiasının beraberliğine ve gücüne zarar vermektedir.

Alanıyla ilgili bir sanat eğitiminden geçmemiş, sanat okulundan mezun olmamış, emeklilikten sonra kendini meşgul etmek için sanata yönelmiş amatör ruha sahip samimi sanatçılarla sanat faaliyetleri yürütülmektedir. Samimi ve saygın ama amatör bir ruhla  çalışan bu sanat erbâbının profesyonel bakış açısıyla yönlendirilmeleri önemlidir.

Devlet kurumlarında bürokratı yok denecek kadar az olan Kütahya, her hizmeti devletten ve vekillerinden beklemekte, elini taşın altına koymaktan kaçınmaktadır. Kütahya, devlet kademelerinde bürokrat sayısını çoğaltmalıdır. Vekillerimiz Kütahya’ya kalıcı istihdam yaratacak alanlar için kaynak üretmeli, özellikle kültür ve sanat alanlarına devlet katkısı sağlamalıdır.

Kütahya’nın önemli sorunlarından biri de nüfus azlığıdır. Doğurganlık oranı azalan Kütahya bir süre sonra genç nüfus sıkıntısına düşecektir. Aile ile ilgili çözmesi gereken acil sorunlarından biri de boşanmalardır. Konuyla ilgili çözümlere acil olarak el atılmalıdır.

Yaşlı nüfusu artan, üretim potansiyeli düşen Kütahya’da sorumluluk alan ve  riske giren insan profili azalmaktadır. Kütahya çok sayıda genç emeklisini yeniden üretmeye yönelik projelerle çalıştırma yolunu açmalıdır.

Sivil kuruluşlarda üniversite akademisyenlerine yer verilmeli  ve bu kuruluşlar üniversiteden faydalanma yolunu bulmalıdır. Üniversitemizde görev yapan Kütahyalı bilim insanlarının envarteri oluşturulmalı, şehre katkıları sorgulanmalı ve  Kütahyalı akademisyen hocalarımız bir araya getirilerek şehrin sorunlarına çözüm üretmeleri istenmelidir.

Üniversite öğrencilerini yarım gün çalıştıracak ve emek/iş üretecek alanlar yaratılmalıdır. Özellikle yirmi bini aşkın ikinci öğretim öğrencilerinin zamanını şehre katkı sağlayacak işlerle değerlendirebilmeleri için üniversitemizle ortak projeler üretilmelidir.

Kütahya’ya ikinci üniversite olarak -vakıf veya devlet üniversitesi olabilir- Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Üniversitesi düşünülmeli, bu üniversite içerisinde Müzik Fakültesi, Çini-Seramik Fakültesi, Tasarım Fakültesi gibi Kütahya’ya uygun fakülteler açılmalıdır.  Fakültelerimiz ve bölümlerimiz bazı derslerini restore edilmiş konaklarda yürütmelidir.

Saray mahallesi ve Taş köprü civarındaki konaklar restore edilerek alternatif bir konak sokağı düzenlenmelidir. Bu çevredeki çürük binalar yıkılarak yeşil alanlar yaratılabilmelidir. Vatandaşımızın bu civardaki konakları hibe para verseniz bile restore ettirmesi mümkün değildir. Bu konakların bir dernek vasıtasıyla restore edilip bazı şartlarla sahibine teslim edilip işletilmesi düşünülmelidir. Bazı kamu kurumlarının bu konaklarda hizmet vermesi düşünülebilir.

Bir sanat kenti olan Kütahya sanatçılarına sahip çıkmalıdır. İsimleri Kütahya ile özdeşleşmiş sanatkârların Kütahya’da kalıp sanatlarını icra edebilmeleri için her türlü katkı sağlanmalıdır.

Kamu veya belediyenin Kütahya’yı ilgilendiren toplantı ve panellerine farklı düşünceden bilim insanları çağrılmalı, eleştiriden korkmadan eleştiri alınmalıdır. Şehir çalıştaylarına her düşünceden Kütahyalı ve Kütahya yazarları davet edilmelidir.

Sanayide, iş kurumlarında kalifiye eleman sıkıntısı çekilmektedir. Sadece sınavla öğrenci alan kamu veya özel Endüstri Meslek Liseleri açılmalıdır. Meslek lisesi denilince akla sadece bir lise gelmemeli, bu  liselerden mezun öğrencilerin yarın iş istediğinde hangi işe yerleştileceğine şimdiden karar verilmelidir. Yirmi yıl önceki ifrat bugün tefrite dönüşmemelidir. Açtığımız okullardan mezun öğrencilerimizin iş kurumuna başvurduğunda, mesleğiniz ne sorusuna nasıl bir cevap vereceği şimdiden düşünülmeli ve yerel okullaşma buna göre düzenlenmelidir.

Ulusal basın oluşturulmalı,  ulusal bir kanal ve medyaya yönelik eğitim kurumları açılmalıdır. Gelir korkusu yaşamayan, Kütahya merkezli düşünen basın teşvik edilmeli, basın sesini daha net ve gür çıkarabilmelidir.

Kütahya Arguniyye Mevlevihanesi acil olarak faaliyete geçirilmelidir. Bugün bu coğrafyada açılamayan tek mevlevihane Kütahya Arguniyye Mevlevihanesidir. Halveti Muslihiddin Efendi-Balıklı Tekkesini hizmete açanlara şükranlarımızı sunar, aynı açılışın Arguniyye Tekkesi için de hızlandırılmasını arzu ederiz.

 Şehrin önemli isimleri eserleriyle zihinlere işlenmelidir. Eskişehir bir tek Bizim Yunusla reklam üretirken Kütahya Bizim Evliya, Bizim Şeyhi, Bizim Pesendi demeli ve reklamını yapabilmelidir.

Kütahya dışında yaşayan iş adamları, bürokratlar, siyasetçiler, sanatçılar ve bilim insanları guruplar halinde Kütahya’ya davet edilerek şehre katkıları sağlanmalıdır. Şehir sempozyumlarıyla Kütahya’nın değerleri ilmin ışığında tartışılmalıdır.

Üniversite öğrencilerine yönelik “Bizim Kütahya” kulüpleri kurulmalı ve üniversitedeki Kütahyalı öğrenciler şehirleri için harekete geçirilmelidir. Üniversite fakülteleri ve bölümleri kardeş köy projeleri üreterek merkez köylerimizin kalkınmasına katkı vermelidir. Öğrenci faaliyetleri yürüten dini yapılanmalar, öğrencileri Kütahya’ya hizmet konusunda devreye sokmalıdır.

            Kütahya kendine has marka yaratmak zorundadır. Mesela Kütahyanın merkez lokantalarında yöresel marka isimlerle yemek bulmak çok zordur. Çini vazo çevresinde yer alan lokantalarda her gün farklı birkaç çeşit Kütahya’ya ait yöresel yemek yapılması zorunlu hale getirilmelidir.

Kütahya kendine özgü renk yaratmak zorundadır. Çini rengi Kütahya’ya uygun bir renktir. Şehrin Afyon ve Eskişehir girişlerindeki kaldırımlar, binalar açık-koyu mavi renklerle boyatılmalı, her sitenin anayola bakan kesimleri çiniyle kaplanmalı, şehrin girişlerine renkli Germiyan Kapıları yapılmalı, masrafını belediyemizin üstleneceği bu çalışmalarla şehir kendi rengini yakalamalıdır. Bursa’nın yeşili, Adana’nın turuncu, Bodrum’un beyazı gibi Kütahya mavisi ve “Kütahya Mavi Şehir” markası meydana getirilebilmelidir.

            Şehrin acil olarak çözülmesi gereken önemli sorunlarından biri de trafik akışı ve park sorunudur. Özellikle hafta sonu trafik sorunu çileye dönüşmekte, tur otobüsleri park yeri bulamamaktadır. Park çalışmaları sevindiricidir ama vatandaşın park yerlerine girmesi zorunlu olarak sağlanmalıdır.

            Bizim Kütahyalılar; şehrimiz bize küstü sevilmediğini hissediyor, sokakları, konakları göz yaşı dökmekte ve bizi terketmek üzere. Şehrin uyarılarını duyalım, şehri sevelim, Kütahya’yı sevelim, Bizim Kütahya diye seslenelim, şehrimizle ilgilenelim, ilgileniyorsak pratik çözüm üretelim, konuşmaktan ziyade uygulayalım.

Ben bilirim, ben böyle düşünüyorum demek yerine biz diyelim, pratik çözüm üreterek yazalım, bireysel kalitenin artmasını sağlayalım, dedikoduya değil üretilene, söze değil esere bakalım, bizden biri diyelim ama bize hizmet edene sahip çıkalım. Ve’s-selâm…

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar