YAKUPOĞLU’NUN KÜTAHYASI YEDİ UNSUR

Medeniyetimizde şehir kaledir, sığınaktır, ordudur, devlettir. Ordu-balık ilk uygur şehirleridir. Ordu dış surla çevrili mekâna, balık iç surla çevrili şehre verilen isimlerdir. Beş Balık, Beş Şehir demektir. Fetihten sonra kaleleri dış ve iç kalelerden/surlardan oluşturmuşuzdur. Şehirlerimiz ve medeniyetimiz bu  kalelerin etrafında yer almıştır.

Coğrafyamızın en kadim şehridir Kütahya. Bir kale şehri olan Kütahya’da inancın, ahlâkın ve sanatın yarattığı mekânlar ve bu mekânlarda özgün sanat eseri ortaya koyan sanatçılar yetişmiş ve bu usta sanatçılar Kütahya’yı sanatın beşiği yapmışlardır.

Ahmet Yakupoğlu bu sanatkarların piridir, üstâdıdır.  Onun fırçasında Kütahya’nın silüetini/gölgesini hissedersiniz. Yakupoğlu Kütahyadır,Yakupoğlu anlaşılmadan Kütahya anlaşılmaz. O büyük usta Kütahya’nın tabiatını, mekânlarını, inançlarını,  insanlarını gözlemlemiş ve resmetmiştir.  Kütahya’nın gölgesidir Yakupoğlu Usta.

Onun resmettiği dünyada anâsır-ı erba’a ve mevâlid-i selâse ön plandadır.  Toprak, su, hava ve ateş diye isimlendirdiğimiz anneler ve  bu annelerin maden, bitki ve hayvan diye adlandırdığımız evlatları, Yakupoğlu fırçasının/çizgisinin ana hatlarıdır.

Yakupoğlu topraktır. Onun resimlerinde çevre, dağlar ve tepeler öne çıkarılmış ve şehir bu tepelerin etrafında resmedilmiştir. Ustanın önceliği Hisardır. Hisar/kale, Aşağı Hisar’ın köşeli bedenleri, Hisar altı, Hisar yokuşbaşı,  Hisar’ın karşısında yer alan Acem dağı,  Hisarın sağında Beşikkaya ve üstte Yellice dağı, Acem dağı,  Kırklar dağı,  Gümüş dağı dikkatimizi çeken Yakupoğlu motifleridir. Kütahya dağları şehrin güneyini kapatmıştır, şehir bu yüzden nefes almakta zorlanmaktadır.

Yakupoğlu dağdır, taştır, madendir. Onun resmindeki bir başka şehir ayrıntısı da kayalardır: Beşik kayası, Kadı kayası, Gelin kayası ve Matrakçı Nasuh’un minyatürleştirdiği Ilıca Sarı Kaya… Yakupoğlunun resmettiği en önemli tepe beyaz kum yığınları üzerinde yer alan Hıdırlıktır. Hıdırlık her şehirde karşımıza çıkar çünkü kıblegâhtır, kıbleyi gösterir.  Kıbleye dönmek isteyen Hıdırlığı arar, bulur ve yüz döner.  Ustanın resimlerinde Hıdırlık dışında Kırklar tepesi,  Yediler tepesi, Elekli tepeleri ve Maltepe Taşbayırı, Sadeddin Önü, Abacılar Başı, Hisar Yamaçları ve Hisar bedenleri öne çıkar.

Yakupoğlu tabiattır. Her şehirde çamlıklar, çayırlar, bağlar/bahçeler  önemlidir ama Kütahya’nın bahçeleri bir başka güzeldir Yakupoğlu’nda. İstanbul Şosesi üzerinde yer alan Çukurçayır, Hisar bahçeleri, Hisar bedenlerinde yer alan bağlar, Yeşil Koru çayırı, Ahırardı Çayırı ve harmanı, Müderris bahçeleri, Çamlıbahçe, Kirlinin bahçe, Kunduören bahçeleri, Seyfeddin’in bahçesi, Kulaksız çamlığı, Çamlıca, Bayrakların bahçesi,  Düverli Bekir’in bahçesi ve Dablak bahçeleri şehrin en güzel yerleridir. Bahçeler dışında Kumarı mesireleri ve Bülbül yatağı, İnüstü,  Leylek Kürü çayırlığı ve   Ada mesiresi resmin canlanmış halleridir.

Asırlık çınarların gölgesi altındadır Kütahya. Usta, resimlerinde karaağaçlara, Porsuk söğütlerine, Porsuk regülatöründe ve Ana Sultandaki Asırlık  Karaardıç ağaçlarına, Karaçamlara, çınarlara ve  kavaklara yer vermekte, bu ağaçların çevresini güller, leylâklar, hanımelleri, ve mor salkım çiçekleriyle süslemektedir. Bu bahçelerde yetişen kızılcık, kiraz, vişne, armut, elma, çilek, iğde öne çıkarılan meyvelerdir. Gözleme, höşmerim, kaymak ve cimcik ustanın sevdiği yiyeceklerdir.

Ahmet Usta, meydan olarak Taşköprü meydanı ve Mahkeme-i Şer’iye Meydanı’nı çizer. Taşköprü önemlidir, bu mekân ve çevresi Germiyan sokağı gibi ele alınmalı, evleri ve konaklarıyla turizme kazandırılmalıdır. Kütahya’nın yokuşları ve çıkmazları önemlidir. Müderris yokuşu, Özbek  yokuşu, yokuşbaşı, Kurşunlu önü,  Hacı Evren’de Damlarca önleri ve Ahırardı Tüfekbaşı çıkmazı, Bandım Çıkmazı, Çukur Çıkmazı, Çay Sırası Çıkmaz sokak, Tüfekçibaşı çıkmazı Usta’nın ayrıntılarıdır.

 Yakupoğlu’nun resminde Kütahya aralıkları dikkat çeker. Aralıklar şehrin kılcal damarlarıdır. Özbek aralığı, Karadonlu aralığı, Hacı Bekir aralığı, Lala Hüseyin Paşa Hamamı Aralığı, Sirken Aralığı, Kemeraltı Hisar kahvesinin altında yer alan Cemaleddin Aralığı, bayanların alışveriş için bile uğramadığı Melek Girmez aralığı, Kurşunlu merdivenli aralığı,  Kapanaltı aralığı, Şengül aralığı ve Akif Dede aralığı şehrin nefes alınan mekanlarıdır.

Yakupoğlu’nun resmettiği Hıdırlık altında yer alan İkikuyular semti, Hisar Öksüzoğlan Semti, kırklar mevkisi,  Simav Serenaltı mevkisi, Eski Muallimlerden Kara Hakkı Bey Sokağı, Deveci Sokağı, Bolat Bey Sokağı,  Hisarardı Sokağı soluklandığımız semtler ve sokaklardır.

Yakupoğlu şehrin caddelerini ötelerden bugüne taşır. Taşköprü caddesi,  Müderris caddesi, Musalla caddesi, Kobak Caddesi, Kobak dibi, Vakıfhane Caddesi, Eski Gediz caddesi hatıraların resmi geçitine şahitlik eder.

Usta yaşadığı mahallelere de özel önem vermiştir. Bu mahalleler Kütahya’nın aynasıdır. Kütahya’yı, bu şehri tanımak isteyenlere bu mahalleler gezdirilmeli, yerli ve yabancı ziyaretçiler bu mahallelere yönlendirilmeli, rehberler bu mahalleleri ezberlemelidir.

Kavgalara sahne olan Gökçimen mahallesi, tepelerden Kütahya’ya bakan Özbek mahallesi, Hamidiye mahallesi, Sultanbağı mahallesi, Saray mahallesi,  Maltepe, Kelerlerin  mahalle, Mecidiye mahallesi,  Hatuniye Mahallesi, Selvi Mahallesi, Balıklı mahallesi, Pirler mahallesi, Meydan mahallesi, Dübek mahallesi, Lala Hüseyin Paşa mahallesi, Yeni mahalle, Hacı Evren mahallesi, Ahi Evren mahallesi, Dablak mahallesi Yakupoğlu resminin can damarlarıdır.

Yakupoğlu sudur. Kulaksız deresi, Aksu deresi, koçak deresi,  Uyuz pınarı, Kapan çayı, Hıdırlık altında Sarıdere, Behdi Çayı, Çay sırası, Kırklar deresi, Tilki deresi,  Çamlıca şelalesi, Değirmen bendi,  çam suları, porsuk çayı ve bu sular üstünde yer alan Ahşap köprüler; Taş köprü,  Eski Kapan köprüsü, Kunduören köprüsü,  Aşağı Porsuk/Eski Köprü, Porsuk/Perli Köprüsü, Ekizhöyük Köprüsü Usta’nın su sevgisinin resme yansımalarıdır. Bu dere ve çaylar üzerinde yer alan Çamlıca değirmen bendi, Aksu deresi üzerindeki on yedi değirmen ve değirmen katarları, Beşikkaya değirmenleri ve Kumluk değirmeni eski yaşama biçimimizin ve kültürümüzün günümüze taşınan hatıralarıdır.

Yakupoğlu resminin canlı imgelerinden biri de çeşmelerdir. Kütahya’nın su şehri olduğunun en güzel örneklerini Usta’nın çeşmelerinde görürüz. Kütahya suyla nikahlıdır. Çırçır çeşmesi, İhtiyarlar çeşmesi, Karadonlu çeşmesi, Musalla çeşmesi, Yonca Pınarı çeşmeleri, Yüksek Kahve çeşmesi, Melek Girmez/Germiyan Çeşmesi veya diğer adıyla Dede Çeşme suyu,  Kelerler çeşmesi, Yukarı Hisar çeşmesi,  Özbek sokak çeşmesi,  tenek ve yalaklarıyla Kapanaltı çeşmeleri, soğuk çeşme, Ebeoğlu çeşmesi, Hıyaban çeşmeleri,  Kirazlı Yayla çeşmeleri, Aksu Paşa çeşmesi, Sazak çeşmeleri, çift lüleli Çatal çeşmeler, Aksu Hacı Kavaslar çeşmesi, Çamlı çeşme, Kızık Çoban çeşmeleri, Namazgâh Çeşmesi, Yenice/Handevrendi Çeşmeleri, Hacı Bekir Aralığındaki çeşmeler ve Yukarı Hisar Çamaşırlığı çeşmeleri suyun bu şehre bağlılığının imzasıdır. Lala Hüseyin Paşa’nın Büngüldiyen Şadırvanı, Zeryen Şadırvanı, Gök medrese şadırvanı [Ulu Arif Çelebi zamanında Konya’ya gönderilen Şadırvanın eşi] suyun Kütahya aşkının eserleridir.

Bu coğrafyanın yetiştirdiği halvet ehli âlim sanatkârlardan biri olan Ahmet Yakupoğlu Yoncalı, Çelik suyu ve  Ilıca’yı, Küçük Hamamı, Lala Hüseyin Paşa Hamamını ve Aslanapa Bezirgân Hamamlarını da resmetmiş ve şehir, su, toprak ve medenileşmenin iz düşümünü bu şehrin gelecek kuşaklarına miras bırakmıştır.


Web Tasarım: Arena Ajans