erkek-siluet

HAYVAN VE DOĞA SEVGİSİ OLAN ÇOCUKLARIMIZ

Tüm canlılar yaşamları boyunca ekolojik, biyolojik ve manevi olarak birbirlerini tamamlayan ve anlamlandıran bir bütün içerisinde yer almaktadırlar.Yaşam döngüsümüz içerisinde bu güzelim dünyayı yaşanılası kılan ve bizlere en yakın dostluklarını sunan canlılar arasında ise hayvanların yeri mutlak olarak ayrıdır.

Hayvanların bizler ile birlikte bu dünyada var oluş sebeplerini kabul edebildikten sonra geriye kalan bunu gelecek nesillere doğru ve anlaşılır bir şekilde aktarmaktan geçmektedir. Modern dünyanın gün geçtikçe doğanın eşsiz güzelliklerinden bizleri mahrum ettiğini belkide çok geç fark edeceğiz. Bunları göz önüne aldığımızda geleceğimiz için yapacağımız en büyük yatırım çocuklarımızdır.

Bir ağaç dalında kuş görmenin, köşebaşını bekleyen çomarın, kapı paspasında yatan pisilerin çok uzak olduğu yerlerdeyiz. Çocuklarımızı hayvanlar ile aynı karelerde ne kadar sıklıkla görebiliyoruz hiç dikkat etiniz mi? Uzman psikologların dahi çocuk gelişiminde özellikle üzerinde durduğu “çocuk ve hayvan sevgisi” konusunun üzerine biz veteriner hekimler ne kadar düşüyoruz? Doğanın bir parçası olarak kabul ettikleri hayvanların sayesinde çocuklar hem doğaya daha sevgi dolu yaklaşacaklar hemde bireysel olarak hoşgörülü ve verici olarak sosyal dengeyi sağlamış olacaklardır.

Hayvan beslemenin en ideal yaşının 5-8 olduğu uzmanlar tarafından belirlenmiştir. Bu yaşta bir çocuk için en ideal eğitim görsel ve dokunsal olandır. Bunlar için en uygun ortamlar doğanın kendisidir. Bir kuşu kanat çırparken bir köpeği koşarken yada bir kediyi uyurken izlemesi onlarda canlılık kavramını kabul etmede bir başlangıç sağlayacaktır. Veteriner hekimler olarak bu yaşlara uygun hayvanlar hakkında yetişkinleri bilgilendirerek onlara çocuklarına birer arkadaş edinmelerini sağlamalıyız.

Yetişkinlerin akıllarında sürekli çocukların hayvanlardan hastalık kapabileceği korkusu bulunmaktadır. Bu konuda meslektaşlarımıza büyük işler düşmektedir. Ikna, anlatabilmenin gücüne bağlıdır. Sağlık kontrolleri ve düzenli bakımları yapılan evcil hayvanların çocuklar dahil hiçbir canlıya zararı olmayacağını bizler biliyoruz. Bunu insanlara en yalın hali ile anlatabilmeliyiz ki yetişkinler ikna olsun ve çocuklarını hayvanlardan uzak yetiştirmesinler.

Evlere alınan ilk hayvanlara baktığımızda genellikle karşılaşılan balıklar, kaplumbağalar ve kuşlardır. Her ne kadar geçici bir heves gibi görünüyor olsada bilinçli ebebyinler sayesinde bu hayvanlar çocuklarda sorumluluk bilincini artırmakta ve bir çok duyguyu keşfetmelerini sağlamaktadır. Evcil hayvanların insanlardan daha kısa ömürlü olması sebebi ile çocuklar doğumun doğallığı ile ölümün kaçınılmaz olduğunu kabul edebiliyorlar. Buda çocuklarımızın ilerleyen zamanlarda yaşayacağı duygular öncesinde onlara manevi olarak güç katmaktadır.

Veteriner hekimler olarak üzerimize düşenlerin başında mutlaka halk sağlığı gelmektedir. Bunun çocukların hayvan sevgisi ile doğrudan kötü etkileri olduğunu düşünenlerin yanıldığını ancak anlatabildiğimiz kadar başarabiliriz. Hayvanların alerjen etkilerinin bilinenden az olduğunu ve bebeklikten itibaren hayvanlar ile büyüyen çocukların daha düşük olduğu araştırmalar ile ortaya konulmuştur.
Kafeste yaşayan hayvanlara sahip olanlar için ilk adım, kafesin çocukların odasından ayrı bir yede kalmasına dikkat edilmelidir.

Kedi veya köpeklerin çocukların yatağına çıkmasının önüne geçilmelidir

Beslenilen hayvan ne olursa olsun mutlaka veteriner hekim tarafından kontrolleri ve muayeneleri yapılmalıdır.

Hayvanlara temas ettikten sonra ellerin özenle yıkanması konusunda çocuklara gerekli bilgiler verilmelidir.

Evcil hayvanlar asla insanların yemek yediği tabaklara benzer tabaklardan beslenilmemeli yada yemek masasından ufak defek de olsa beslenmesi engellenmelidir.

Çocuklarımıza hayvanları uzaktan değil temkinli olarak yakından sevdirmeli hatta dokunmalarına izin vermeliyiz.

Hayvanat bahçelerinin aslında doğal ortamlarından koparılmış yabani hayvanlar ile dolu olduğunu unutmayalım ve çocuklarımıza esareti değil özgürlüğü anlatalım. Esaret ile güzellik olmayacağını öğretelim. Bunun için ise belgeselleri ve filmleri öncelik vermeye çalışalım. “Lassie” adlı evcil köpeğin “Flipper” adlı özgür bir yunusun dostluk, paylaşma, fedakarlık, sevgi, arkadaşlık gibi birçok duyguyu bizlere verdiği günleri hatırlayanlarınız olacaktır.

Evlerde hayvan beslemenin mümkün olmadığı durumlarda diğer insanları rahatsız etmeyecek yerlere yem ve su kapları koyarak Çocuklarımız ile birlikte bu alanlara düzenli yem ve su bırakalım.

Otistik çocuklara midilli ve yunuslar ile pozitif terapiler oluşturularak konuşma ve sosyal gelişimin hızlandığını her fırsatta dile getirelim ve sağlıklı çocuklara neler katabileceğinin anlaşılmasını kolaylaştıralım. Çocuklarımız engelleri hayvanların karşılıksız sevgisi ile geçebileceklerini bilmelilerdir.

Çocuklarımıza hayvanları gösterelim, onları hissetmelerini sağlayalım ve korumları için neler yapılabilceğini öğretelim. Çocuklarımız doğa ve hayvanlar ile bir bütün olduğumuz bilinci ile yetişmelidirler ki dünyamız gelecekte daha yaşanılası bir hal alsın.


Web Tasarım: Arena Ajans