ŞEHİR-İNSAN MEDENİYET KÖPRÜSÜ; EKREM HAKKI AYVERDİ

22 Aralıkta hem Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammet Mustafa’nın (s.a.s) doğum gecesi olarak ;mevlüt kandilinin tebrik edildiği bir gün hem de Ekrem Hakkı Ayverdi’nin doğumunun 116.yılı olmaI sebebiyle güzel bir tevafuk cereyan ediyor. Kendisi ahlaki Muhammediye cizgisindeyaşamış tarih ve kültürümüzün bugünlere gelmesi için kalıcı eserler bırakmış bir Osmanlı Beyefendisi ,Evlâd-ı Fâtihan dır.Kökleri anne tarafından bugün Budapeşte’deki türbesinde yatan veli Gülbaba’ya dayanır .

Geçtiğimiz hafta“Şehir-İnsan Medeniyet Köprüsü: Örnek Kişilikler Projesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütahya Valiliği ve Üniversitemiz tarafından ortaklaşa düzenlenen panelde ; maddi ve manevi yapımızı inşaa eden Mimar, mühendis, tarihçi yazar Ekrem Hakkı Ayverdi’yi takdim etmeye çalıştım.Siz değerli okuyucularımızla da bu değerli şahsiyetten kısaca bahsetmek istiyorum.

“Ekrem Hakkı Ayverdi düşünce dünyamızın sönmeyen yıldızlarındandır.”

Ekrem Hakkı Ayverdi, 22 Aralık 1899’da İstanbul Şehzâdebaşı’nda Kalenderhâne Mahallesi’nde doğdu.O günlerdeki İstanbul’un Şehzâdebaşı’nın renkli muhiti, İsmâil Hakkı Bey’in selâmlık sohbetleri, imanlı âile ocağı içinde vatan, millet ve devlet sevgisi, haramsız lokma, riyâsız sevgi ta küçük yaşından beri Ekrem Hakkı Bey’i çevreledi. Duyguları aynı zamanda devrin sanat ve ilim muhitleriyle bereketlenip olgunlaştı.Şerecesi babası Piyâde Kaymakam (Miralay) İsmâil Hakkı Bey yoluyla Bolu’lu Ramazanoğulları’na annesi Meliha Hanımefendi tarafından da bugün Budapeşte’deki türbesinde yatan veli Gülbaba’ya dayanır.Dopdolu hayatında mühendis, mimar, inşaatçı, çok başarılı bir restorasyoncu, güzel yazı ve antika koleksiyoncusu, Türk Mîmârî Târihine damgasını vuran çok ciddi bir araştırıcı, mütefekkir ve derviş idi… Aynı zamanda İstanbul Fetih Cemiyeti’nin 30 yıllık reisi, bu cemiyete bağlı Yahya Kemal Enstitüsü ve İstanbul Enstitüsü’nün kurucusu ve azası, son olarak da fikir ve sanat hayatında mühim bir mevkii olan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın bânisi…

Türk mühendis, mimar, tarihçi, yazar. Türk mimarisine çok sayıda eser kazandırmış ve pek çok eseri de restore etmiştir. ‘Osmanlı Mimarisinin İlk Devri’, ‘Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri’, ‘Avrupa’da Osmanlı Mimari Eserleri’ gibi pek çok kitabın yazarıdır.Manevi yapımızı yeniden inşa etmeye çalıştılar. Mimar, mühendis, tarihçi yazar Ekrem Hakkı Ayverdi milletine ve köklü kültürüne karşı emsalsiz bir vefa örneği göstermiştir.

Restorasyon işlerine gönül vermiştir.Kütahya ili ve ilçelerinde inceleme ve araştırma da yapan Ayverdi; 1965 yılında bizzat Kütahya ya gelerek Osmanlı ve Germiyan Beyliği döneminden kalma eserlerinden ;Arslan Bey Camii,Gedik Ahmet Paşa Bedesteni,İshak Fakih Camii,Ulu Camii ve Yakup Bey İmaretinin rölevelerini çıkartmıştır.Bu inceleme leri ve çizimleri yaparken yanında Kütahya’lı hemşehrilerimizden ,Zeki Ermumcu,Mustafa Kalyon ve Tuncer Türkkan bizzat yanlarında bulunarak eserlerin kitaplara geçmesinde yardımcı olmuşlardır.Yine Kütahya’nın Tavşanlı ilçesindeki Ulu camiinden bahsederken ; ‘Tavşanlı’nın en büyük cami budur;harab olmuş,Sultan Hamid devrinde,fakat o devrin tarzında bazı aykırılıklar gösteren bir tutumda kesme taştan yapılmıştır;şimdiki caminin 3 kapısı vardır.pencerelerinin aynalarına hurma hevengi gibi kabartmalar yapılmıştır.’(1) demektedir. Gelecek nesillerin tarih şuuruyla yetişmesi için elinden geleni yapmıştır. Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı-Türk Mimarisini yok olmaktan kurtaran özellikle 1950’li yıllarda yaptığı bilimsel çalışmalar, eserleri ile kaybolmaya yüz tutmuş birçok eseri ve değeri kaydetmiştir. Osmanlı coğrafyasındaki mimari kültürümüze sahip çıkarak kayıt altına alınmasında önemli çalışmalar yapmıştır.
Yazar Samiha Ayverdi’nin ağabeyidir. Ünlü sanat tarihçisi Profesör Semavi Eyice, Ekrem Hakkı Ayverdi (1899-1984) için “Osmanlı devri Türk mimarisini meçhul olmaktan kurtaran adam” diyor. Eyice’nin bu sözle kastettiği; merhum Ayverdi’nin başta İstanbul olmak üzere Bursa ve Edirne’de restore ettiği onlarca tarihi eser olmasa gerek. Asıl kastedilen Ayverdi’nin Türk kültürüne armağan ettiği sekiz ciltlik mimarlık şaheseri olmalı. İlk dört cildi Ertuğrul Gazi’den Fatih Sultan Mehmed döneminin sonuna kadarki eserleri, son dört cildi ise Avrupa’daki Osmanlı eserlerini anlatan bu külliyat, Avrupa ve Anadolu’daki Türk mirasının tapu senetleri olarak adlandırılıyor. Türk sanatı tarihine damgasını vurmuş bir biliminsanı olarak öne çıkan Ekrem Hakkı Ayverdi, sadece eski eserlere hayat veren bir restoratör değil, aynı zamanda geleneksel sanatlara tutkulu bir koleksiyonerdi de.

Evlâd-ı Fâtihan Ekrem Hakkı Ayverdi, kardeşi mütefekkir yazar Sâmiha Ayverdi ve yakın dostu edebiyat tarihçisi Nihad Sâmi Banarlı ile birlikte kültür ve sanat hayatımıza yaptığı hizmetleriyle milletimizin gönlünde taht kurdu. 1970’de birilkte tesis ettikleri Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, büyük hizmetlerinden sadece biridir. O sadece mimarî tarihimize değil, kültür hayatımıza da, tefekkür dünyamıza da büyük katkılarda bulundu. İrfanımızın uç beyi oldu. Ekrem Hakkı Ayverdi’nin muhtelif konular hakkındaki makaleleri de bir kitapta toplandı ve ilim hayatımızın istifadesine sunuldu. Ekrem Hakkı Ayverdi’nin 1950-1978 seneleri arasında Türkiye ve Balkan ülkelerindeki pek çok tarihi yapı, cami, medrese, çeşme, hamam, kabir, türbe, saray, köprü vb eserler ile ilgili yaptığı çalışmalar esnasında bu yapılara ait çekmiş olduğu fotoğraflar, en yüksek çözünürlükte taranarak bir arşiv hazırlanmaktadır. Şu ana kadar 15 bin civarında fotoğraf taranmış olup arşivin tamamını 22 bin fotoğraf oluşturacağı tahmin edilmektedir. İstanbul’da, 24 Nisan 1984’de Fatih’teki evinde vefat etmiştir.

Edebiyatçı ,mütefekkir Samiha Ayverdi kardeşi Ekrem Hakkı Ayverdi için bakın neler söylemiş: ‘ Bu manevi müdahale ile kuvvetlenmiş bulunan kardeşim de, cemiyete, çeşidi faziletlerinin bereketi ile ihlâsını san’atını, imanını, dürüstlüğünü, diğergamlığını, sonuna kadar cömertçe bezletti. Böylece de, bir ihtişamlı abide olan o derûni ihlâs ve heyecan, aksiyon plânına tercüme ve nakil oldu. Öyle ki madde ile mânâyı yani Türk-İslam terkibini, Hakk’ın şahitliği huzurunda nikâhlayarak, bu birleşmeden doğan meşrû zürriyeti dev eserler hâlindeki kitapları Türk kültürüne hediye eyledi. Birer veled-i sahih olan bütün eserleri Ekrem Hakkı Ayverdi’nin manevi zürriyetidir.’2

20. yüzyılı dolu dolu yaşayan, 85 yıla bir çok hizmeti sığdıran ve 24 Nisan 1984’te sonsuzluk âlemine göç eden Ayverdi, kültürümüze ait nerede hangi güzellik varsa bulup çıkaran, koruyup kadir bilmez ellerden kurtaran bir adamdır. 20. yüzyıl alpereni, Estergon kalesinde kıldığı namaz ile âdeta Avrupa’nın orta yerine Müslüman Türk’ün mührünü basmıştır.

Ekrem Hakkı Ayverdi düşünce dünyamızın sönmeyen yıldızlarındandır….

Onu rahmetle anıyoruz.

Yrd.Doç.Dr.Pınar YAZKAÇ

1.Ekrem Hakkı Ayverdi.Osmanlı Mimarisinde Çelebi ve II.Sultan Murad Devri 806-855(1403-1451)II.Cilt. II.Baskı.İstanbul 1989.Sayfa 540
2.www.kubbealti.org.tr


Web Tasarım: Arena Ajans