Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

AĞZINA YILAN KAÇAN ADAM

Akıllı birisi, atına binmiş gidiyordu. Yol kenarında uyumakta olan birisinin de ağzına yılan kaçmak üzereydi. Atlı, yılanı ürkütüp kaçırmak ve adamı kurtarmak için atını koşturdu, fakat yetişemedi. Tutup o adama kırbacıyla birkaç kere vurdu. Uyanan adam, darbelerin acısıyla bir ağacın altına kadar kaçtı. Oraya bir hayli çürük elma dökülmüştü. Atlı “bunları ye” diye emretti. “Beyim” dedi adam, “ben sana ne yaptım? Eğer bana hakikaten kastın varsa, vur kılıcı öldür. Sana çattığım saat ne uğursuzmuş. Ne mutlu senin yüzünü görmeyene. Dinsizler bile kimseye sebepsiz böyle yapmazlar.” Bir yandan da lanetler okuyor, beddua ediyordu. “Ya Rabbi, cezasını sen ver” diyordu. Atlı ise onu dövüyor, “koş” diyordu. Atlı adamı epeyce bir zaman koşturdu. Nihayet adamın safrası kabardı, yediklerini kusmaya başladı. Bu arada yılan da çıktı. Adam yılanı görünce atlının ayağına kapandı. “Sen bir rahmet meleğisin” dedi. “Ne mübarek saatmiş ki seni gördüm. Sen beni analar gibi ararken ben eşekler gibi kaçıyordum. Durumu biraz olsun bilseydim sana bu kadar kötü sözleri söyler miydim? Sükût ederek kızgın göründün, hiçbir şey söylemeksizin kafama vurmaya başladın. Bağışla…” Akıllı adam, “eğer ben biraz olsun sana hâli çıtlatsaydım derhal ödün patlardı, içindeki yılanı bilseydin ne elma yiyebilir, ne koşabilir ne de kusabilirdin. Sen bana söverken ben gizlice, ‘Ya Rabbi, işimi kolaylaştır’ diye dua ediyordum” dedi.

İşte bu, akıllının düşmanlığıdır. “Akıllının düşmanlığı, ahmağın dostluğundan yeğdir” diye buyrulmuştur. Peygamberler ve onların varisleri olan Evliyalar, halka içlerindeki yılanı göstermeye çalışır, insanlar ise onlara kötü sözler söylerler, hâli anlamazlar.

Peygamberlerin ilki Hz. Âdem (a.s.), sonuncusu da peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’dır. Biz, bu ikisine ve bu ikisinin arasında gelip geçen bütün peygamberlere inanırız. Yüce Allah, peygamberleri insanlar içerisinden seçer ve insanlara gönderir. Bir insan, çalışmakla ve kendi gayretiyle peygamber olamaz. Peygamberler, Yüce Allah’tan aldıkları her şeyi eksiksiz olarak insanlara iletirler, hiçbir şeyi saklamaz, hiçbir emri gizlemezler. Peygamberler, insanları tevhid inancına davet eder ve toplumu dönüştürürler. Bâtıl içerisinde boğulmak üzere olan toplumları Sırât-ı mustakîme davet eder ve bu uğurda çalışırlar. Yüce Allah tarafından kendilerine verilen vazifeyi de eksiksiz olarak yerine getirirler. Son peygamber olarak görevlendirilen Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) efendimizin de varisleri Evliyalardır. Evliya sözü peygamber sözü, peygamber sözü ise Hakk sözüdür. İnsanlara bir nezir yani uyarıcı olarak gönderilen peygamberler ve velîler yukarıda arz etmeye gayret ettiğimiz akıllı adam misâli tüm insanları içinde bulundukları kötü durumdan kurtarmak için çok büyük gayret sarf ederler. Hz. Nuh (a.s.) tam 950 yıl insanları doğru yola davet etmiş ancak 80 kişi ona biat edip Hakk yoluna girmiştir.

Dünyanın kurtuluşu, insanların tasavvuf eğitimine girmesine (peygamber ahlâkı) bağlıdır. Tasavvuf eğitimi sayesinde ecdadımız, bin yıl bu topraklara hükümrân olmuştur. Allah’ı bilen ve bu bilgiye göre yaşamını şekillendiren insanlardan hiç kimseye en ufak bir zarar gelmez. Tam aksine çok büyük faydalar gelir. Azizimizden duyduğumuz hikmetli sözleri sizinle paylaşmak istedik…

Sevgiyle kalın…

Gönül ili Hakk’ın gizli ilidir,
Ondan haber bilen gerçek Velîdir.
Gaybî, Hakk’ın yolu gönül yoludur,
Gönülde iste, bul Hakk’ı dediler.

Sun’ullah Gaybî Kütahyevî Hz. (k.s.)

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar