Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

HAYVANCA ADALET

Bir gün, aslan kurt ve tilki avlanmak için dağa çıkarlar. Avlanırken geniş arazide daha çok av yakalamak için birbirlerine yardım etmek için aralarında sözleşirler. Aslanın kurt ve tilkiyle arkadaşlık yapmak zoruna gitse de, yoldaşlığını ikram ve lütuf olarak görür. İşleri rast gider. Bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de tavşan avlarlar. Avlarını kanlar içerisinde sürükleyerek ağaçlık bir subaşına getirirler. İyice yorulmuşlar ve acıkmışlardır. Özellikle kurtla tilkinin, ağzının suyu akmaya başlar, paylarını bir an önce almanın hırsı içerisindedirler.  Ormanlar kralının, bu avları adaletle paylaştırmasını beklerler. Aslan, kurtla tilkinin açgözlülüklerini fark eder fakat sesini çıkarmaz. Yüzlerine gülerken, kendi kendine, ”Dağıtacağım paya, adaletime güvenmeyene ben ne yapacağımı bilirim” diye düşünür.

Aslan, “Ey tecrübeli ve ihtiyar kurt, avladığımız hayvanları aramızda adaletli bir şekilde paylaştır. İyi bir adalet ortaya koy, vekilim sensin.”

Kurt, “Kralım! Sizin büyüklüğünüze, iri ve büyük olan bu yaban öküzü yakışır. Çevikliğinize ve semizliğinize uygun düşer. Keçi, orta boyda ve irilikte, o da bana uygun düşer. En küçüğümüz tilki olduğuna göre, avımızın en küçük parçası olan tavşan da onun hakkıdır” der.

Aslan bu paylaştırma karşısında kızıp kükrer, “Ey kurt! Nasıl paylaştırdığını pek anlayamadım. Ey kendini bilmez eşek! Yaklaş ve karşıma geç de bir daha söyle” der. Yanına yaklaşınca bir pençe vurarak kurdu parçalar.

Aslan tilkiye:  “Ey tilki! Şimdi bu avları adaletli bir şekilde sen paylaştır bakalım” der. Tilki önce aslanın önünde saygıyla eğilir, yer öper sonra, “bu semiz yaban öküzü, efendimizin kuşluk yemeğidir, güne bunu yiyerek başlarsınız. Şu keçi de kralımıza, öğle yemeği için güzel bir yahni olur. Lütuf ve kerem sahibi sultanımızın akşam yemeğindeki çerezi de tavşan olsun” der.

Aslan, “Ey tilki, adaletin ışığını sen yaktın. Tam hakça paylaştırdın. Söyle bakalım, bu taksimi kimden öğrendin?” der. Tilki, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp kurnazca gülerek, ”Kurdun başına gelenlerden efendim, kurdun başına gelenlerden” der. Aslan, “Alçak kurdun başına gelenlerden ibret alıp hikmetle davrandığın için, bütün avları sana bağışlıyorum” diyerek tilkiyi ödüllendirir. Paylaştırma işi önce kendisine verilmiş olsaydı, kurdun akıbetine uğrayacak olan tilki, avların taksimini kurttan sonra yapmış olmaktan dolayı yüzlerce kere şükreder.

Size aktardığım bu hikâyeyi, Hz. Mevlâna’nın Mesnevisinde okumuştuk. İçindeki her kelâm gibi bu anlatılan olayda da hikmetler barındıran Mesneviden alıntı yaparak güçlünün adalet anlayışını size aktardım. Bu güçlü hele bir de hayvani sıfata sahip ise yandık ki ne yandık. İşte, hayvani adalet anlayışı en güçlü olana tek başına yiyip içme hakkını verir. Oysa insanca bir adalet ise herkese eşit ölçüde bir yaşamayı sağlar.

Sevgiyle kalın…

Bana bu ten gerekmez can gerektir

O baki Cennet’e iman gerektir.

Zehi mürşit ki bizi Hakk’a iltür,

Âşık canı ona kurban gerektir.

YUNUS EMRE HZ.(k.s.)

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar