Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

YAZ GASTECİ YAZ…

Gazeteler yaşayan organizmalardır, buralarda her gün yeni bir heyecan vardır, bu heyecan bazen dramdır, bazen trajedidir, bazen de komedidir. Biz iyi gazetenin kendisiyle ve yaşamla dalga geçmesini bilen insanlar tarafından çıkarılabileceğine inanırız. Bizim gazetede bu havayı yakalamış durumdayız. Birinci sayfamızı her gün şakalaşarak, gülerek oluştururuz, tebessümümüzü eksik etmeden ciddiyetimizi koruruz. Bu tavrımızı umarım sayfalarımızda hissediyorsunuzdur.

Bu tavrımız nedeni ile rahatlıkla söyleyebiliriz ki YENİ KÜTAHYA bu bölgenin en iyi gazetesidir. Bizim işimiz bu gerçeği tüm okuyucularımızın da görüp ortak fikir olarak fehmetmesidir. Yeterli mi? Hayır, hiç de yeterli değil. Bizim yapacak daha çoook işimiz var. Tabii ki Hakk Teâlâ izin verirse.

Haber, gazeteyi bir insan vücuduna benzetirsek, damarlarda dolaşan kandır. Yüzünüz çok güzel olabilir, burnunuz hokka gibi olabilir, saçlarınız lepiskadır; ama buraya kan gelmiyorsa, buraya damarlar yeteri miktarda kan taşımıyorsa, bu güzelliğiniz hiçbir işe yaramaz. Peki, haber nedir o vakit? Çok klasik bir tarif var, yüzlerce defa yapılmıştır; işte insan köpeği ısırırsa haberdir denir. Belki zamanında bir anlamı olan bu tarifin bana kalırsa artık 21’inci yüzyıla girerken fazlaca anlamı kalmamıştır.

Şehrin tüm imkânsızlıklarına rağmen size en iyiyi en hızlı bir şekilde sunmak isteyen genç bir kadro ile her gün karşınıza çıkıyoruz. Arada bir diğer illerde çıkan gazetelere bakıyoruz. Kendimizi o gazetelerle mukayese ediyoruz, etmeliyiz de. Gördüğümüz eksikleri ya da fazlaları tartışıyor, hep daha iyisini sunmak adına mesai harcıyoruz.

İyi gazete iyi gazetecilerle çıkar. Okur iyi olmazsa iyi gazete hiçbir işe yaramaz. Okur yazdığınız yazıya, habere ya da fotoğrafa mutlaka yorum yapmalıdır. Hatta imlâ hatalarını bile tespit edip size bildiren okur da iyi okuyucu sınıfına girer. Sadece gazete almış olmak için ya da akşam eve giderken koltuk altına sıkıştırmış olmak için alınan gazeteden kimseye fayda gelmez. Bir mesleki seminerdeki konuşmacılardan biri şu tarifi yaptı. “Gazete bir gün logosu olmadan basılıp dağıtılsa da okuyucusu tarafından bilinen gazetedir” yani iyi okuyucu o gazeteyi bastığı kırmızı logosundan tanımamalı. Haber içeriği, sayfa düzeni, köşe yazıları ve hatta yazı karakterinden bakıp hemen “bu benim gazetem” demelidir. Onu dedirtebilen gazete “iyi” gazetedir.
Gazetecilik mesleğine 13 yaşında (çocukken) başlamış birisi olan bendenize “iyi gazetenin tarifini yap” derseniz böyle anlatabilirim. Bazıları iyi gazeteyi “okuyucusunun ayağına giden gazete iyi gazetedir” diye yorumlamıştır. Bazıları da “beş dakikadan fazla süre okunan gazete iyi gazetedir” deyip duruma ayrı bir boyut kazandırmıştır. Ortak akılda iyi gazete, “fikir veren, haber veren ve gerçekleri ayna gibi yansıtan” olarak düşünülür.

Kütahya’da “iyi gazete olmak” derseniz cevap çok açıktır. Hani bir deyimimiz vardır ya “deveye hendek atlatmak” diye, bence Kütahya’da iyi gazete olmak bu kadar zor bir durumdur. Çünkü yaşadığımız ilde birçok sorun alt alta sıralanabilir. Sosyal hayat, ekonomik gelişmişlik, eğitim ve kültürel yapı, vasıflı eleman vs. Bu böyle uzar gider. Aslında bu saydıklarım bir şablondur. Hangi sektöre koysanız “cuk” diye oturur. Böylesine zor şartlarda Kütahya’da “iyi gazete” olabilmemizi sağlayan vefalı cefakâr arkadaşlarıma ve siz okuyucularımıza minnet borçluyuz.

Biz her ne kadar “çantadan” yetişsek de, ilim yuvasından mektepli gazetecilerin çıkması daha da güzel olur. Güzel sanatlar fakültesine ayrıca gazete grafik ve tasarım dersleri de konulabilir. Bu önerilerim iyi gazete ve iyi gazeteci sayısını arttırabilmek adınadır. Şair ne diyor bakalım. “İşte bütün yürekler sokaklarda, çığlık çığlığa haykırıyor. İnsanlık adına yarınlar adına, doğmamış çocuklar aşkına. Böyle yüzlere, binlerce on binlerce gazeteci aranıyor.

Sevgiyle kalın…

SÖZ: Bir pişirmelik tarhanan varsa git erbabına pişirttir.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar