TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK ZOR ZANAAT !

“Türkiye’de kadın olmak zor azizim.” demişti bir arkadaşım.
Gerçekten de Türkiye’de kadın olmak neden bu kadar zor?
Yasal olarak ataerkilliğin namus üzerinden kurgulandığı,
Erkeğin aile içinde birincil egemenliği,
Toplumsal cinsiyet anlamının kadınların doğasına içsel olduğuna dayandırılması,
Erkek egemen zihniyetin bilim ve iktidarı biçimlendirmesi,
Kadınların her alanda önce cinsiyet, sonra sosyal ve kültürel kategoriye sokulması, diye uzayıp gider…
Daha bebeklikten başlar aslında ayrıştırma bir kıyafet almaya gittiğinizde ilk soru ”kız mı erkek mi “ diye sorarlar
Bu toplumsal cinsiyetin damgalanmasıdır aslında, her ne kadar farkında olmasak da!
Dünyada sadece Türkiye’de farklı renklerde verilir kimlikler, eşitsizlik daha burada başlar.
Çocuklukta, eğitime katılmada, eğitim süreçlerinde, toplumda kadından arındırılmış işlerde, politik faaliyetlerde, mülkiyet ve mirasta, iş bölümünde, eş seçiminde, en önemlisi de zihniyetlerde hayat boyu devam eder gider.
Sonuçta değersizleştirilmiş kadın şiddetin her türlüsüne maruz kalır. Psikolojik, fiziksel, ekonomik, sosyolojik…
Cinsel şiddet kadını önce insan olarak kabul edemeyen zihniyetlerin uyguladığı sindirme yöntemidir.
Ataerkil beyne göre ise tecavüz şöyledir:
Kadın tecavüz sonucunda mağdur edilmiş olsa bile, suçludur. Çünkü erkeği kışkırtmış olabilir. Bu zihniyete kurban giden kadın, tecavüze uğrasa da günah keçisi ilan edilir.
Bu mantığın egemen olduğu toplumlarda kadın tecavüze uğramaktan değil, sebep olmaktan korkar.
İnsanoğlunun merhametsizliği yanında birde hukukun merhametsizliği girer devreye.
Taşlanan, dövülen, atılan, satılan, yakılan, katledilen, tecavüz edilen kadın!
Şiddet kadının hak ve özgürlüğüne yapılan bireysel bir terör eylemidir, hiçbir şekilde mazereti olmayan insanlığın bitimidir.
Şiddet bireylerin ve toplumların eğitim, kültür ve gelişmişlik oranı ile ters orantılı olarak artar ya da azalır.
Şimdi burada acaba kadına yönelik şiddeti durdurmak için ne yapmalıyız gibi bir şey yazmayacağım tabi ki yapılacaklar ve yapılması gerekenler zaten her gün televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde gösteriliyor, yazılıyor, çiziliyor, okunuyor.
Bu konunun çözümü kadına sevgi ve saygıda değil, insana saygıdadır aslında.
TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK!
Amerika‘da saat başı tecavüz olayını aklına getirip içine sindirmek,
Efendim gecenin o saatinde sokakta ne işi varmış diye böğürmek,
Kentlerde kalabalıkları, kırsalda tarlaları yarmak,
Tipik celladına aşık olmak erkektir döver de sever de demek,
Bir türlü durduramıyoruz her gün artıyor efendim OLMUYOR.. OLMUYOR gibi bir yaklaşımcılık benimsemek,
Aykırı olmayı, farkında olmayı önüne katıp, erkeklerle boğuşmak,
Cinsel dürtü ve hormon malzemesi olmak,
Kimsenin hesabını sormayacağı bir cinayetin kurbanı olmak,
Uğranılan her türlü saldırıda, mahkemenin cezayı hafifletme sebebi olmak,
Namus timsali olmak,
Avrupa Birliği yolunda ki ülkemde doğumdan ölüme zor bir zanaattir.
Eş olmak, anne olmak, zordur ülkemde kadın olmak,
Kalabalık bir topluluk arasında muhabbet sırasında anlık bir sessizlik olduğunda “birinin kızı oldu herhalde” denir ya hani! Kimseye de garip gelmez, dünyaya bir kadın daha geldiği için “sessizlik” olur,
Bir erkek geldiği zaman ise “silahlı kutlama” yapılır.
Böyledir işte ülkemde kadın olmak,
Zorla evlendirilmeye direnince dövülerek öldürülmektir,
On altı yaşında erkeklerle konuştuğu için babası ve dedesi tarafından öldürülüp kömürlüğe gömülen Medine’dir kadın olmak,
Domuz bağıyla bağlanıp, işkence edilerek öldürülen Konca Kuriş’tir kadın olmak.
Öldürülmeden evvel kol ve bacaklarının kırılmasıdır,
Kardeşleri tarafından hastane odasında öldürülen ve bir kez bile gülemeden dünyadan göçen Güldünya’dır.
Tecavüz edilerek yakılmaktır kadın olmak,
Boşanmak istediği kocası tarafından sokak ortasında katledilen Ayşe’dir.
Testere ile parça parça kesilerek çöpe atılan Münevver’dir.
Türkiye’nin en modern, en kalabalık, caddesinde kendi apartmanının arkasına götürülerek, şeytana uymaktır kadın olmak…
Kadıköy’ü yirmi yıl yönetmiş bir belediye başkanının, bir hukukçunun, bir babanın,
Amaaan ne olacak efendim altı üstü tecavüz cadde (nin) itibarına zeval gelmesin demesidir.
Yani kısacası kutuplarda deve olmak bile ülkemde kadın olmaktan kolaydır.
Birde erkekler vardır ülkemde, her kadına şiddet olayından sonra çıkarlar meydanlara,
Etek giyer protesto eder, şiddetle kınarlar, acınızı hissediyoruz efendim ya sonra…
Şiddetle kınamayın efendiler şiddetle sevin kadınları.
Konuşalım, anlatalım, pankart açalım, sonrada unutalım .
Siyasette, kahvede, sokakta, mangalda kül bırakmayan erkekler, soruyorum sizlere
Kadın ne zaman insan olur sizin gözünüzde?
Ülkemde her gün başka bir kadının bilmediğimiz yazgısının yasını tutuyoruz ve hep aynı şarkı çalıyor…
Korkar durur gitmez köyün en son çitine..
İnanır o sınırda dünyanın bittiğine!
DİPNOT:
KADIN ÖRGÜTLERİ VE ADALET BAKANLIĞI 2014 VERİLERİ:
. Ülkemizde ortalama günde 3 kadın cinayete kurban gidiyor.
. Her 4 saatte 1 kadın tecavüze uğruyor.
. Kadınların yüzde 40’ı kocası tarafından öldürülüyor.
. Öldürülen her 5 kadından 1’i ayrılmak istediği için öldürülüyor.
. 575 kadın şiddete maruz kaldı.
. 282 kadın ise hem taciz hem tecavüze uğradı.
. 257 kadın ise erkek şiddetiyle öldürüldü.


Web Tasarım: Arena Ajans