Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

BİR DOKUN BİN AH İŞİT

Dünkü yazımda, acilen Kütahya’ya müdahale edilmesi gerektiğini ve bu konuda öncelikle AK Parti teşkilatlarına görev düştüğünün altını çizmiştim. Milletvekilleri, Belediye Başkanları, il genel ve belediye meclis üyeleri ile Ticaret ve Sanayi Odasının da bu konuda somut adımlar atmasının artık zorunluluk olduğunu da anlatmaya çalışmıştım. Bu konuda bilimsel çalışma noktasında en önemli görev tabii ki Dumlupınar Üniversitesi’ne düşüyor. Rektör bey de bunun farkındadır umarım.

Kaleme aldığımız bu yazının akabinde vatandaşlardan çok mail, telefon ve mesaj aldım. Hatta birkaç okuyucumuz zahmet edip gazeteye kadar gelmiş. Sağ olsunlar, var olsunlar. Çoğunun görüşü, siyasileri itici güç olarak bizim çalıştırmamız gerektiğinde birleşiyor. Siyasilerden korktuklarını bile söyleyen var. “Neden korkuyorsunuz” diye sorduğumda, “kendilerini eleştirirsek bize kafayı takarlar” diye saçma bir fikir oluşturmuşlar kendilerince. Eski milletvekillerinden birinin adını verip durumu örneklendiren bile çıktı aralarında. Millete hizmet etmekle görevli vekil, işini gücünü bırakıp küçük bir esnafa kafayı takmış bir zamanlar. Çok şükür ki o adam artık vekil değil…

İnsanlar dertli, Kütahya’nın göç vermesinden dertli, Kütahya’nın küçülüyor olmasından dertli, yeni yatırımcı gelmeyişinden dertli. Millet artık yeni iş alanları istiyor, Eskişehir gibi, Afyon gibi gelişmek istiyor. Somut olarak atılan adımları görmek istiyor insanlar. “Cak-cek” ile biten sözleri duymak yerine somut bir şeyler istemeleri kadar doğal bir durum yok. Kütahyalı; 2002 yılından bu yana AK Parti’ye hep omuz verdi, sırtında taşıdı. AK Parti’nin de buna karşı çok hizmet etmesi gerekiyor. Tekrar ediyorum. Önceki yıllarda yapılan yanlışlar elimizin altındadır. Bu yanlışlara alet olmadan, millete hizmet edilmesi gerekiyor.

Seçim zamanında verilen sözlerin yavaş yavaş yerine getirildiğini görüyoruz. Ancak yavaş yavaş değil biran önce bu işlerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü Kütahya EGE bölgesinde küçülen tek il. Nüfus kaybımızdan söz ediyorum. Yarın diğer veriler de gelmeye başlayacak. Eğitim, sağlık, ulaşım gibi konularda iyi bir durumda olabiliriz belki ama SANAYİ VE TİCARET çok kötü, TURİZM yok, TARIM yeterli değil. Acil eylem planı yapıp bakanlıkların kapısında nöbet tutma vaktimiz gelmiştir. Mevcut milletvekillerinin heyecanlı çalışmasını görüyor ve bu heyecanına destek olmak için bu yazıyı ısrarla kaleme alıyorum.

Bir sözüm de muhalefete; Arkadaş siz ne işe yararsınız? Kavga siyaseti gütmek yerine gördüğünüz eksik işleri kamuoyuna duyursanıza. Siz doğru düzgün açıklama yaptınız da bir yer vermedik mi? Bırakın Türkiye’de olup bitenleri, siz Kütahya üzerinden siyaset yapın. Muhalefet itici güçtür. Muhalefet demek hakaret etmek demek değildir ya da kavga etmek değildir. Gördüğünüz eksik işleri çıkın basın toplantılarında anlatın. Yazmazsak namerdiz…

Kütahya 20 yıl geriden geliyor… Bunu unutmamak lazım…

Sevgiyle kalın… 

NÜKTE: Necip Fazıl yenilgi ve mağlubiyeti kabul etmezdi. Bir gün bir tren istasyonunda onun sinirli sinirli gezdiğini gören bir hayranı (bazı rivayetlere göre onu sevmeyen biri) sorar: “Ne oldu Üstad, treni mi kaçırdınız?” Üstad böyle bir ithamı kabul eder mi? Treni kaçırmak bir eksiklik, bir yenilgidir. “Kovdum gitti”, der.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar