MATBAH-I ŞERİF TE İLK MESNEVİ DERSİ…..

MATBAH-I ŞERİF TE İLK MESNEVİ DERSİ…..

Kütahya Mevlevihane’sinde 1925 yılından bu yana okunmayan Mesnevi, 91 yıl aradan sonra ilk kez, 31 ocak 2016 tarihinde Semahanenin mescidinde kılınan öğle namazına müteakip, saat:12.30 da Mevlevihane’nin Matbah-ı Şerifinde ; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Mûsikîsi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Nuri Uygun hocanın anlatımı ile mesnevi okuması başlatıldı.
2015 Kasım ayında Vali Şerif Yılmaz’ın girişimleri ile Kihmed ‘e tahsis edilerek; tüm Kütahya halkının kullanımına da sunulan Mevlevihane yanında yer alan İmarethanede(eski aşevi) yapılan Mesnevi okumasına Kütahyalılar yoğun ilgi gösterdi. Kütahyalı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Nuri Uygun öncelikle tasavvufun önemine değinerek; “Hz. Mevlana’nın eseri mesnevi dünyada en fazla dile çevrilen ve basılan bir kitap olma özelliğini taşıyor. Mesnevinin halkın tasavvufu anlayabileceği sade anlatımlı bir eserdir. Mevlana hazretleri burada tasavvufu özetliyor. Tasavvuf eğitimi sadece kitaptan yazılıp okunan bir metinden ibaret değildir. Tasavvuf bir yaşam biçimidir. Bir düşünce sistemidir. Hakk’a yakın olmaktır. Kişinin kendini eğitime açma işidir. Tasavvuf bir aksiyon işidir, bir davranış bilimidir. Tarihi boyutu ,felsefi,dini,edebi,musiki ve sosyolojik boyutu olan bir kavramlar olgular bütünüdür.’
Sözlerine ; ‘1925 te dergahlar kapatılmıştır. Fakat tasavvuf gönüllerde yaşar. Tasavvufu söndüremezsiniz, kapatamazsınız; onun yeri aşık gönüllerdir ’ diyerek devam eden Uygun ; ‘Mevlevi ayinin uygulamasın en önemli kısımlarından birisi mesnevi okumasıdır. Ancak Kütahya’da 1925 yılından beri ilk defa bugün yapılıyor. Bugün tarihi bir gündür. Hz. Mevlana’nın meşhur Mesnevi adlı eserinin girişinden bir bölümünü bugün özetlemeye çalışacağız. Bir mesnevi dersi yapacağız. Kütahya’nın önemli değerlerinden olan, Kütahya’nın ilk Mevlevi şeyhlerinden biri olan Ergun Çelebi ve Kütahya Mevleviliği’dir.Ergun Çelebi Kütahya doğumludur. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ikinci göbekten torunudur. Dedesi Germiyanoğlu Süleyman Paşa, Sultan Veled’in kızıyla evlendiğinden Celâlettin Ergun’a da Çelebi unvanı verilmiştir. Konya’da Şems makamında yedi terkli Şemsi taç giyerek hilafet alan Ergun Çelebi, bir süre sonra Kütahya’da İmaduddin Hezar tarafından yaptırılan Mevlevihane’nin ilk Şeyhi olur. Konya’dan sonra Mevleviliğin önemli merkezlerinden biri olan Kütahya’da yaşamış ve burada vefat etmiştir” diye konuştu. Kütahya Mevlevihane si, Konya Mevlevihane’sinden sonra yapılan ilk on Mevlevihane’den biridir. Bu dergâh Ergun Çelebi Mevlevihane si olarak da bilinir. Kütahya Mevlevihane’sinde Germiyan ve Osmanlı dönemleri boyunca yapılan çalışmalarla birçok müzisyen yetişmiştir. ’dedi.
Mesnevi Şerhin ’den İlk on sekiz beytin okunması ve açıklamasıyla yaklaşık iki saat kadar süren mesnevi dersinin ardından ney üfleyerek tarihi ve kutsal bir mekan olan Matbah-ı Şerifte dinleyenleri mest etti. Manevi bir atmosferde huşu içinde, neyin insanı kâmili temsil ettiğini tasavvuftaki yerini ve önemini anlattı. Uygun, dinleyenlerine elindeki neyin özelliklerini anlattı ; ‘Şu elimde tuttuğum ney ressam Ahmet Yakupoğlu’nun hocasının Neyzen Emin Dede’nin neyidir. Tarihi bir ney. Manası var. Bana verilmiştir.’
Genel olarak tarihteki Mevlevihanelerin yapısına ve işleyişine kısaca değinen Uygun; sema törenini ve matbah-ı şerifin işleyişi hakkında bilgi verdi; ‘Kütahya Mevlevihane’si, veya Erguniye Mevlevîhânesi I. Yakup Çelebi (1300-1340) zamanında, Konya’dan kalkarak, Beyşehir, Eğirdir, Afyon ve Denizli yoluyla Kütahya’ya gelen Sultan Veled, şehri gezmiş ve güzelliğine hayran kalmıştır. Kütahya, Germiyan Beyliği zamanında beylik başşehri, Osmanlı döneminde de Anadolu Eyaleti Merkezi olarak, İstanbul ile güney ve batı Anadolu’yu birleştiren kavşak noktasında yüzyıllardan bu yana bir tarih, kültür ve medeniyet şehridir. Özellikle, Mevlana araştırmalarında İstanbul’dan hareketle yola çıkan Türk ve Avrupalı seyyahların mutlaka uğrayıp eserlerinde adından bahsettikleri Kütahya Şehri, Mevleviliğin yayılışı sırasında Sultan Veled (v.1312) ve Ulu Arif Çelebi (v.1320) zamanlarından itibaren önemli bir merkez olmuştur.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Nuri Uygun “Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled ile torunu Ulu Ârif Çelebi’nin Kütahya’ya yaptıkları ziyaretler, Mevlevîliğin yörede tanınmasında önemli rol oynarken, yine Mevlânâ ailesinden olan Celâleddin Ergun Çelebi’nin şehir merkezinde kurmuş olduğu Mevlevihane de, bu tasavvufî akımın daha da kuvvetlenmesine zemin hazırlamıştır. Kütahya Mevlevihane’si Germiyanoğluları zamanında faaliyetini artırmıştır. Germiyan beyi Süleyman Şah, Sultan Veled’in kızı Mutahhara Hatun’la evlenmiş, bu izdivaçtan doğan Devlet Hatun, Yıldırım Bayezid’in hanımı olmuştur. Kütahya şehri 1381 yılında Devlet Hatun’un çeyizi olarak Osmanlılar’a geçmiş ve Yıldırım Bayezid buraya vali tayin edilmiştir. Bu kan bağı, Osmanlı Sultanlarının Mevlevîleri “akraba” olarak kabul etmesine de vesile olmuştur. Tahta geçen Osmanlı Sultanlarına, Edirne kapısı dışında düzenlenen muhteşem merasimlerle Mevlevî Şeyhi tarafından kılıç kuşatılması geleneği bu tarihi bağa dayanmaktadır. Kütahya’da Germiyan Beyliği Dönemi’nde gelişen Mevlevîlik kültürü, Osmanlılar zamanında da yaşatılmış, şehirdeki Mevlevî dergâhı hem mimarî açıdan korunmuş, hem de zengin vakıflarla desteklenmiştir.” dedi.

Mehmet Nuri Uygun Mevlevihanelerin musikimiz ve çeşitli güzel sanatların gelişiminde ve öğretilmesinde de önemli bir rol oynadığını belirterek; ‘ Kalemişi duvar resmi,ahşap süsleme,hat,tezhip gibi gelenekli sanatlarımızın yanı sıra özellikle de musiki sanatı ile ilgili eğitim yerleri olduğu kaynaklarda sıkça anılmıştır. Kaynakları incelendiğimizde, Kütahya Mevlevilhanesi’nde yetişmiş musikişinas ve mutribandan bazı şahısların isimlerine en eski tarihli kaynak olarak Kütahyalı Sahih Ahmed Dede’nin yazmış olduğu Mecmüatü’t-Tevarlhi’I Mevleviyye isimli eserde rastlamaktayız. “Kütahya Mevlevilhanesi neyzenbaşısı Terzi Derviş Ali, KudümzenTiraşzade Derviş Hasan, Seyyid Mehmed Ali Dede sadece bir kaçıdır. Neyzen Kütahyalı Mevlevi Mehmet Dede’nin adı geçmekte olup “Kütahya Mevlevlhanesi’nde neyzenbaşıdır.”
Bir diğer önemli şahıs Kütahya Mevlevihanesi son Neyzen başısı Saatçi Mustafa Efendi’dir. Ressam Ahmet Yakupoğlu “Rengarenk Kütahya” adlı eserinde ondan şöyle bahsetmektedir: “Kendisi (Muvakkithane) denilen o zamanki rasathane hükmünde olan saat ayarlama yerinde saat imal ederdi. Hatta yaptığı el işi saati;Atatürk’ün takdirini kazanır. Sergiden kendisine bir altın madalya ve takdirname gönderilir.
Bunlardan başka Mevlevihanenin Kütahya Halk Musikisi üzerindeki tesirinden de bahsetmek yerinde olacaktır. Doğan Karaağaoğlu “Kütahya’da Musiki” başlıklı makalesinde bu durumdan şöyle söz etmektedir: “Kütahyalılar olgun sanat zevkini de bu ocaktan(mevlevihane) almişlardır. Yozlaşmaya yüz tutmuş, türedi ve sahte zevkler Kütahyalının sanat zevkini dejenere edememişse bu olgun zevkin sağlam temellere oturmasına dayanır. Türkülerimizin beste olarak diğer il türkülerinden üstün teknik, olgun zevk ve musiki anlayışı bakımından müstesna bir mevkiye sahip olmaları, Mevlevi dergahlarında yetişen musikişinasların sayesinde olmuştur.
Bu tür başka rivayetler olsa da, bir Mevlevi dervişi olan Pesendi Ali Dede’nin halk musikisine etkisi rivayetten öte gerçekliktir. Kendinden sonra gelen Aşık ömer {v.1950), Nuri Çavuş {v.1955), Dülgerin Hüseyin Ağa {v.1958), Öğretmen Keler zade Ethem Bey {v.1975), ve Ahmet Hisarlı {v.1984) silsilesi gibi pek çok Halk musikisi sanatçısının yetişmesine önderlik etmiş bir Mevlevi büyüğüdür. Bugün Kütahya’da gerek Klasik Türk Musikisi gerekse Halk musikisi alanlarında başarılı icra yeteneğine sahip musikişinasların yetişmelerinde şüphesiz ki Kütahya Mevlevihane’sinin büyük bir etkisi olmuştur.
Mevlevîliğin Konya Âsitânesi’nden hemen sonra gelen en önemli temsilciliği, Afyon-Karahisar Mevlevihane’sinden sonra Kütahya Mevlevihanesi olmuştur. Kütahya Mevlevî-hânesi, dört ana bölümden meydana gelmiştir: Semâ-hâne, Mescid,Türbe ,Matbah-ı Şerîf ve Derviş Hücreleri .
14 y.y. da Mevlevihane’nin semahanesi olarak inşa edilmiştir. Erken dönem Anadolu Türk mimarisinin özgün örneklerinden olan Kütahya’ nın bu ilk Mevlevihane si iki kez onarım görmüş ve günümüze semahane ile derviş hücreleri kalmıştır. Bugün cami olarak kullanılan yapı, kareye yakın dörtgen planlı, sekizgen kasnaklıdır. Yapının bitişiğinde ‘‘Kütahya’nın Selçuklu Dönemi Fatihi’’ olarak bilinen İmadüttin Hezar Dinari tarafından yaptırılan mescid Mevlana’nın torunu Ergun Çelebi’ nin buraya defnedilmesi ile Mevlevihane’nin türbesi haline gelmiştir. Semahanenin duvarındaki kitabeden, 1227 H.-1812 M. ve 1257 H.-1841 M. yıllarında tamir gördüğü anlaşılmaktadır. Semahaneye daha sonraki bir tamiratta mihrap ilave edilerek cami haline getirilmiştir. Halk arasında Dönenler Camii olarak bilinir. Caminin giriş kapısı üzerinde XIX y.y. a ait çini kitabe vardır. Kitabede ‘‘Ya Hazreti Ergun’ yazılıdır.
Mehmet Nuri Uygun; ‘Mevlevî kültür ve tefekküründe müstesna bir yeri olan “Matbah-ı Şerif” geniş avlunun kuzey köşesindedir. Hamuşan kısmı ; Mevlevî nezâket ve geleneğine göre, vefat eden mensupları için: “Hakk’a Yürüdü”; Ölülerine, “susmuşlar” anlamına gelen: “Hâmûşân”; Mezarlıkları için ise, “Ruhlar Bahçesi” anlamında olmak üzere: “Hadikatü’l-Ervâh” tabiri kullanılmıştır. Buralarda nice ünlü meşâyîh, dervîşân, zâbitân, sâlikân, zâkirân, mensup, muhip ve müntesip zevatın kabirleri bulunmaktadır. Sikkeli, külâhlı, şâhideli, sandukalı görünümleriyle; derin mana ve mefhumlar veren; ibâre ve kitabeleriyle dikkatleri celbeden Mevlevî mezarlarının, mezartaşı sanatımızda müstesnâ bir yeri ve önemi vardır ’ .
Halk arasında “Türbe Camii”, “Mevlevî Camii” diye anılan Mevlevî-hane mescidi, sanat tarihi ve mimarimizdeki “Dergâhlı Camiler” grubunun, XIX. yüzyil özelliklerini taşıyan bir örneğidir.
Dış kısımlarda fazla bir süs görünmeyen yapının iç süslemelerinde hâkim olan tezyinat tarzı, “kalemişi”dir. Kubbe içleri, duvarlar, pencereler, hendesî, nebatî ve hattî motiflerle süslenmişlerdir. Semahâneye girişi sağlayan iç kapının ahşap kanatlarında kündekari usül görülmekte, tromplarda, sülüsle yazılmış ilk Dört Halife isimleri okunmaktadır. Ana kubbenin merkezindeki dairenin kuşağı içinde Ashab-ı Kehf’in isimleri, birbirine geçmeli olarak, celî sülüsle yazılmıştır . Mevlevîhâne bu haliyle, baştan plânlanıp, ona göre inşa edilmiş bir “külliye” değil, ana mekanın etrafına zamanla eklenen yan ve yardımcı binalarla teşekkül etmiş bir “ma’mure”, bir “manzûme” durumdadır. Günümüzdeki görünümü ile, Neoklâsik ve Türk Barok mimarisinin özelliklerine sahiptir. Yediyüz yılı bulan derin mazisi içerisinde birçok ilâve, onarım, tevsi’ ve tecdit ameliyeleriyle günümüze kadar gelmiştir.
Cumhuriyet döneminde tekke ve zaviyelerin kapatılması üzerine diğerleri gibi faaliyetine son verilen Mevlevî-hâne, zaman içerisinde bando binası, Kur”ân-ı Kerîm kursu ve müftülük binası olarak kullanılmıştır. Günümüzde Kütahya nın merkezinde hemen Ulu Camiinin hemen alt tarafında yer alan camilerinden biri ve yabancı misafirlerin özellikle ziyaret ettiği bir yerdir.
Mevlevihanemizin Matbah-ı Şerifi’nin tamir edilerek,teşrifatını yapan KİHMED yönetimine başta Mustafa ÖNSAY ve İbrahim BAYRAK ‘a ve mekanın adaletli bir şekilde maneviyatına uygun bir şekilde hizmete açan eski işleyişine kavuşturan kıymetli devlet adamı Kütahya Valisi sayın Şerif YILMAZ Beyefendiye huzurlarınızda şükranlarımızı sunuyorum.
Arzumuz ve talebimiz ;tarihte bu kadar önemli ve kıymetli hizmetlere ev sahipliği yapan Mevlevihanenin aslına döndürülerek tekrar tasavvufun hizmetinde zarif insanlar yetiştiren klasik musikimizi yeniden öğreten ve sema ayinlerinin doğru olarak öğretildiği ve zaman zaman sema ayinlerinin yapıldığı kutsal mekanlarımızdan bir tanesi olmasıdır.Bir zamanları şehzadelerin ,beylerin eğitim ve adab-ı muaşerette uygun terbiye gördüğü, çelebi ruhlu insanların yetiştiği ,mesnevi sohbetlerinin yapıldığı,ney meşklerinin ,klasik Türk musiki konserlerinin verildiği bir kültür ocağı olmasını canı gönülden temenni etmekteyiz.Mevlevihane Kütahyanın merkezidir,şhrimizin direğidir.Mevlevihane Kütahyanın kalbidir,,herkesin ortak noktası ,şehrimizin kalbidir.

————————————————————————————————————————————–
Kaynaklar: UYGUN,Mehmet Nuri; Kütahya Mevlevihanesi’nin Musiki Tarihimize Etkileri http://akademik.semazen.net/ sitesinden 02.02.2016 tarihinde yazdırılmıştır
TANRIKORUR, Ş. Barihudâ; Tekke Mimarisi ve Anadolu Mevlevîhânelerinin Mimarî Fonksiyon Analizi Üzerine Bir Deneme, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 1988.
UZUNÇARŞILI, İbrahim Hakkı; Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, II. baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1969.
Yakupoğlu Ahmet, Rengarenk Kütahya, istanbul-1991. ismail Hakkı Uzunçarşılı, Kütahya Şehri, s: 262, istanbul- Karaağaoğlu Doğan, “Kütahya’da Müsiki”, (Atatürk’ün Dogumunun 100. Yılına Armagan
Kütahya), istanbul-1981.
Kemikli Bilal, “Kütahya Mevleviliği: Mevlevi Kültürünün Merkezlerinden Biri Olarak Kütahya”


Web Tasarım: Arena Ajans