DARILMACA YOK!

Ülkemizde iyi veya kötü ne varsa tek sorumlu TBMM’dir. Çünkü ülkeyi halk adına seçilmiş iktidar ve muhalefet milletvekilleri yönetiyor. Meclis üç ana unsur üzerine kurulmuştur. Yasama, yürütme ve yargı. Yasama ve yürütme TBMM üyesi vekillere, yargı bağımsız Türk mahkemelerinindir. Kanunlar anayasaya aykırı olamaz. Kürsü ve yargı özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmez iki ilkesidir. Her türlü sorunun çözüm yeri TBMM kürsüsü ve bağımsız mahkemelerin olmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti seçilmiş milletvekilleri ile atanmış bürokratlar tarafından yönetiliyor. İç ve dış güvenliğin tesisi Türk Silahlı Kuvvetleri ile emniyet mensuplarına verilmiştir. Bir de kurum ve kuruluşların mensubu olan üyelerinin haklarını koruyup kollamak için sivil toplum örgütleri kurulmuştur. Çalışan işçi ve memur kesimi için sendikalar vardır. Güçlerini ve üstün imkanlarını üyelerinden alan bu kuruluşlar üyelerinin özlük, sosyal, ekonomik gibi haklarını kanunlar çerçevesinde cesur ve kararlı bir şekilde savunup almalıdır. Devlet kaşık ile verdiği zamları kepçe ile almakta, milletin alım gücü her geçen gün azalmaktadır.
TBMM’den kanun ve kararnameler iktidar çoğunluğunun dayatması ile değil, tartışıp, anlaşıp uzlaşarak muhalefet ile birlikte çıkarılmalıdır. Seçilmiş ve atanmışların yetkileri yanında sorumlulukları da olmalıdır. Demokrasilerde iktidar, muhalefet, makam mevki hepsi milletindir. Saçı bitmedik yetimin, şehidin vebal ve sorumluluğu vardır. Meclisin temel görevi ülkeyi iyi yönetip, bütünlüğü, güvenliği koruyup, halkın sorunlarını çözüp, refah seviyesini yükseltecek tedbirleri almak ve uygulamaktır. Halkımız iktidar ve muhalefet guruplarının ve sözcülerinin tek anlaştıkları konunun milletvekili ve emeklilerinin özlük, sosyal ve maaş artışları olduğunu söylüyor. İşçi emeklisi bir dostum, “hocam, vekiller kendileri için banka promosyonlarını aldılar. Bizimki beklemede, bunu da yazıver” dedi.
Türkiye ülke dışındaki çatışmalar, mezhep kavgaları, ülke içinde bitmeyen terör olayları yüzünden çok zor günler geçirirken, vekiller millet kürsüsünden birbirini aşağılayıcı sözler söylüyorlar. Birbirlerini suçlamakla vakit geçiriyorlar. Her gün gelen şehit haberi yürekleri yakıp, ocaklar söndürürken, anayasa ve sistem kavgası ediyorlar. Diyarbakır’da ve diğer güney doğu illerinde hendekler kazılıp, bombalı tuzaklar kurulup, evler silah deposu haline gelip, teröristler dağdan şehre inerken ilgili, sorumlu, yönetici, emniyet görevlisi, siyasetçisi ne ile meşguldüler acaba? Bunların hesabı sorulmalıdır. Milletvekilleri göreve başlarken, namusları, şerefleri ve ülkenin bütünlüğünü, halkın güven, refah ve mutluluğu için çalışacakları üzerine ettikleri yemini harfiyen yerine getirmelidirler. Kürsüye çıkan üyeler boş sıralara konuşuyorlar. Devam ve meclis disiplini sağlanmalı. Aksi davranış içinde olanlar için iç tüzük çalıştırılmalıdır.
Yazımızın başlığına gelince; İnsanlar yaratılış itibariyle hep övgü, sevgi, saygı ve alkış bekliyor. Tenkit, eleştiri, ikaz, uyarı, nasihat kabul etmiyor. İnsanlarımız etkili, yetkili vekilden, üst yöneticilerden, işverenlerden söz etmekten korkar hale geldi. Basın halkın gözü kulağı, doğru haber kaynağıdır. Öyle mi? Basın hürdür diyoruz ama, dürüst, tarafsız, samimi ve sorumlu da olmalıdır. Kütahya’ya gelince; Son dönem seçilen milletvekilleri ve atanmış üst yöneticiler ve bürokratlar birlikte var güçleri ile çalışıyorlar. Ancak çevre iller ile aramızdaki kalkınmışlık, ekonomik, siyasi ve sosyal farkları kapatmak için daha planlı, programlı, istikrarlı çalışıp büyük projeler hazırlayıp merkez yönetime onaylatıp, gerekli ödenek sağlanıp, hizmet akışını sürekli kılmak gerekir. Kütahya; bir taraftan yaşam endeksine göre Türkiye’de 4., bölgemizde 1. sırada olmakla övünürken diğer yandan bölgemizdeki 9 ilden nüfusu azalan tek il olmuştur. Geçmişte bir valimiz (Kenan Çiftçi) yerel basına verdiği beyanatta “en fazla 5 yıl içinde Kütahya büyükşehir statüsüne kavuşacak” demişti. Aradan 6 yıl geçmesine rağmen Kütahya nüfusu artmayıp her sene bir önceki yıla göre azaldı. Yetkililer tarafından geniş kapsamlı halkın iştiraki ile çalıştaylar düzenleniyor. Sorunlar masaya yatırılıyor ancak tartışılıp belirlenen 100 maddeden kaçının gerçekleştiği kamuoyuna açıklanmıyor. Geçmişte AK Parti merkez ilçe başkanı (Emin Sarıkaya) 18 Mart 2013 tıp bayramı dolayısı ile yaptığı konuşmada, “şehir hastanesinin 2013 yılında temelinin atılıp 2015 yılında tamamlanıp açılacağını duyurmuştu. 2016 yılındayız ne oldu? Kütahya’da kişi başına düşen hekim sayısı bakımından da bölgesinde son sırada yer alıyor. Yeni hastanemiz bugüne kadar yapılıp, hizmete açılsa idi elbette sonuç böyle olmazdı. Çini ve porselenden başka hiçbir üretimde marka değiliz. Basından öğrendiğime göre imzası simge ve marka olan merhum Sıtkı Oçar’ın isminin Çiniciler sitesine verilmesine bazı çiniciler itiraz etmişler. Bu çekememezlik ve haset etme huyumuzdan da vazgeçelim. Birbirimizi sevip sayalım.
Unutmayalım; İnsan hak ettiği biçimde yaşar ve ölür…
Kalın sağlıcakla…


Web Tasarım: Arena Ajans