Connect with us

PROF. DR. HÜSAMETTİN İNAÇ

MARDİN DEKLARASYONU: KÜRESEL TEÖRE KARŞI İHYA VE RESTORASYON -I

Bu köşede pek çok vesileyle defalarca paylaştığımız gibi, Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı’nı (MİT) millileştirdiği 2007 senesinden itibaren ciddi kuşatmaya alınmış, özellikle son iki yıllık zaman diliminde harici ve dâhili düşmanların ürettiği ekonomik, siyasi ve silahlı terörle mücadeleye mahkûm bırakılmıştır. Bu dönemde 2009 Davos’taki ‘One-Minute’ çıkışı, Gazze’yi ablukadan kurtarma girişimi olan Mavi Marmara Olayı, 7 Şubat 2012 MİT üzerinden darbe girişimi, Gezi kalkışması, 17-25 Aralık 2013 mali ve siyasi müdahale teşebbüsleri, 6-7 Ekim Kobani isyanıyla Çözüm Süreci’nin akamete uğratılması ve 7 Haziran 2015 istikrar ve huzurun sabote edilmesi gibi daha sayamadığımız pek çok meşum girişime şahit olunmuştur.
Buna bir de Suruç’ta, Ceylanpınar’da ve Ankara Garında DAİŞ, DHKP-C, PKK, PYD ve KCK terör katliamlarını ve PKK’nın strateji değiştirmek suretiyle şehirlerde alan hâkimiyeti kurma yönündeki cinayetlerini eklediğimizde tahayyülü imkânsız ne denli korkutucu bir kıyım ve kıyamla karşı karşıya kaldığımızı ifade etmede aciz kalırız.

Bugün ülkemizin doğu ve güneydoğusunda sadece PKK’ya karşı mücadele edilmemektedir. PYD’nin dolayısıyla PKK’nın arkasında açık desteğini esirgemeyen Amerika, Rusya, İran ve Çin’e karşı da topyekûn bir savaş yürütülmektedir. Zira bu devletlerin amacı; Türkiye’nin dış dünyaya açılımını engellemek, Türkiye’yi tıpkı Suriye gibi kantonlaştırmak ve bölgedeki dört ülkenin Kürtlerini birleştirerek bağımsız bir Kürdistan kurmaktır.

Tüm bu meşum ve ahlaksız girişimlerin arkasında, makalemizin başında ifade ettiğimiz, Türkiye’nin bağımsızlaşma ve kendi menfaatleri çerçevesinde özgün bir iç ve dış politika izleme arayışı boğma girişimi yatmaktadır.

Bölgede tarihinden, inancından, seksen milyona varan nüfusu ve trilyona varan gayr-i safi milli hasılasından aldığı güçle Latin Amerikalara ulaşarak, Suriyeli ve Iraklı üç milyonun üzerindeki göçmeni kucaklayarak, Türkmen kardeşlerini bağrına basarak gönül coğrafyasını ihya ederek Türkiye bu boğma girişimin aşmaya çalışmaktadır.
Mısır’da ve Suriye’de ahlaki bir perspektifle çizdiği dış politik çerçevenin ne kadar haklı argümanlara dayandırıldığı bugün bariz bir şekilde gözlemlenmektedir ülkemizin. Ne var ki batılı müttefiklerimiz ve Amerika’nın Türkiye’yi anlamak ve Ortadoğu’ya barış getirmek gibi bir arzusu yoktur.
Bilakis düvel-i muazzamanın asıl amacı, terör örgütleri ve asitmetrik mücadelelerle İslam coğrafyasını kan ve gözyaşına boğmak ve kirli petrol pazarlığı üzerinden üçüncü dünya savaşını paraya ve menfaate tahvil etmektir. Bunun en bariz ispatı, bir günde bitirilebilecek otuz bin kişilik DAİŞ denilen çapulcu sürüsünün Amerika ve Rusya’nın en gelişmiş silahlarıyla donatılması ve DAİŞ’ten daha kanlı bir terör örgütü olan PYD’nin birbirine rakip gibi görülen güçler tarafından (Amerika ve Rusya) bir kurtarıcı gibi görülerek desteklenmesidir.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar