TÜRKİYE’YE GÖZDAĞI:AMERİKA NERDEN KOŞUYOR?

Ortadoğu’da nihai ateşkese doğru gidilirken tarafların pozisyonlarını tahkim ve maksimize etme arayışı kanlı terör eylemleriyle mütemadiyen sürüp gidiyor. Bu durumun en kanlı ve yakıcı veçhelerinden birini daha iki gün önce Ankara’da yaşadık. Bu menfur intihar eyleminde yirmisi asker, yirmi sekiz vatandaşımız şehit oldu. Eylemi yapan kişi kolayca ve kısa sürede teşhis edildi. Bunun sebebi şehit olan yirmi subayımızın parmak izlerinin önceden kayıt altına alınmış olmasıydı. Şahsın Suriyeli ve YPG mensubu olduğu açıklandı. Mülteci kisvesi altında Türkiye’ye girmiş olan teröristin içeriden destek aldığı ve arkasında pek çok devletin olduğu ise aşikâr. Zira YPG gibi dış kaynaklı bir terör örgütünün ülkemizin içine bu denli sızması, askeri servisin güzergâhını ve askerlerin giriş-çıkış saatlerini bilmesi mümkün değil.

Teröristin ve terörün arkasındaki aktör ya da aktörlerin vermek istediği mesaj, Azez-Cerablus hattına yoğun top atışları yaparak 40 kilometrelik alana PYD ve YPG’nin nüfuzunu kırma çabasına giren Türkiye’ye gözdağı vermek. Türkiye’de sürmekte olan huzuru ve istikrarı baltalamak ve vatandaşları tedirgin ederek Türkiye’nin operasyonlarına verilen etkili kamu desteğini engellemek isteyen bu terör eyleminin birçok nedeni var.

Bu vahşetin nedenlerinin başında YPG’ye, PYD’ye ve dolaylı yoldan PKK’ya destek veren ve bir yandan terörü kınarken öte yandan bu örgütlere her türlü desteği alenen vermekten çekinmeyen Amerika Birleşik Devleti geliyor. Peki, ABD, her türlü algı operasyonlarıyla zaman zaman gizlemeye çalışsa da niçin DAİŞ/İŞID başta olmak üzere Ortadoğu’da teröre destek veriyor? Niçin Türkiye’yi zora sokacak her türlü hamleye destek vererek ülkemize hasmane tutumunu artırarak devam ettiriyor? PKK ile PYD arasındaki ilişki ta kuruluş aşamasından beri ortadayken ve belgeleriyle ispatlanmışken hala bu bağlantıyı inkâr ediyor ve anlamamazlıktan geliyor? Suriye’de Esed rejiminin hokkabaz ve laf cambazı Genelkurmay başkanı Caferi’nin PYD/YPG’nin başarıları rejimin zaferdir demesine rağmen ve Ankara’daki terörist saldırıda PKK ile PYD/YPG’nin işbirliği dünyanın gözüne sokulmuşken ABD niçin hala ikircikli tavrını sürdürmektedir? Ve niçin artık Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ey Amerika bizim yanımızda mısınız, yoksa teröristten yana mı’ diye rest çekmişken neden PYD ve PKK Amerika için bu denli önem arz etmektedir?

 

Bunu cevabı gayet açıktır: Amerika, Irak’ı işgal ettiği 2003 tarihinden itibaren Ortadoğu’yu kontrollü bir kaosa sürüklemek ve mezhepler ve ideolojiler üzerinden son derece çirkin ve kanlı bir hesaplaşmayı bölgeye hâkim kılmak arzusundadır. Öyle ki bu şiddetli ve çılgın arzu, Amerika’yı Rusya ile zımni bir anlaşma yapmaya ve Rusya’yı bölgeye çağırmaya bile sevk etmiştir. Ardında İslam düşmanlığı ve Türkiye’nin yayılma ve genişlemesinden kaynaklanan endişe bulunan bu arzu, bir araya gelmesi mümkün olmayan aktörleri de bir safta hizalamıştır. İran, Irak, Suriye, Rusya, Amerika, DAEŞ/İŞID, PKK, PYD ve YPG birbiriyle dayanışma içerisinde aralarından su sızmayan müttefikler haline gelmişlerdir. Bunları bir araya getiren saik, Türkiye’nin parlayan bir yıldız olarak bölgede liderlik tahtına oturması ihtimalidir.  Dolayısıyla burada asıl kuşatılan, sınırlandırılan, çevrelenen ve kendisine savaş açılan ülke, Türkiye’dir. Bu bakımdan Türkiye bugün dâhili ve harici düşmanlarıyla amansız bir mücadele ve savaşın bizatihi içerisinde yer almaktır.

Önce kırsalda, daha sonra şehirlerde, bu da olmayınca hendeklerde PKK’ya destek veren Amerika, PKK’nin Türkiye’de saha hâkimiyeti sağlayamayacağını idrak edince, dışarıdan Türkiye’yi boğma arayışına girmektedir. Maalesef arkasında koşulsuz bir Amerikan desteğine olduğuna güvenen PKK, Türkiye’de müzakere masasını devirmiş ve 2005’ten beri barış ve çözüm uğruna harcanan emekleri bir çırpıda heba etti. Zaten Amerika da Türkiye’nin kendi iç sorunlarıyla meşgul edilmesini ve çevresinde oluşan yeni konjonktüre müdahil olmamasını istemektedir. Nitekim ABD ve Rusya’yı da sevince boğan bu cinayet, Türkiye’nin Suriye’ye bir kara düzenlemesine ve otuz dört İslam ülkesiyle birlikte hareket etmesine karşı verilmiş bir gözdağıydı.

 

Onlarca dile, dine, mezhebe ve millete sahip olan ve tarihi boyunca binlerce kanlı cinayete şahit olmuş Ortadoğu coğrafyasına ve özellikle ülkemize huzur, istikrar ve barışın gelmesi bakalım hangi bahara kalacak…

 

Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ

husamettininac@yahoo.com

 


Web Tasarım: Arena Ajans