AVRUPA’NIN KALBİNE SEYAHAT: KÜTAHYA, GRTC VE SCHAERBEEK

Yaklaşık üç ay önce Mustafa Önsay’la GRTC’yi kurduğumuzda bugünkü noktaya bu kadar kısa sürede gelebileceğimizi hayal dahi edemezdik. İktisat disiplinin verilerinden talebin arzı yarattığını biliyorduk ama arzın talebi şekillendirdiğine ve zorladığına düşünce kuruluşunun ilerleyiş safhalarında şaşkınlıkla ve iftiharla şahit olduk.

Bu bağlamda GRTC’nin en önemli dönüm noktalarından birisi kuşkusuz Brüksel’de şube açması oldu. Zira Kütahya’da kuruluşunu gerçekleştirmesi açısından yerel ama yaklaşık on üç ülkede temsilcilik açması ve ele aldığı konuları ve raporları açısından küresel nitelik taşıyan GRTC,  bundan sonra temsilciliklerini şubeye dönüştürmeye ve en önemlisi ses getiren raporlarını Türk ve dünya kamuoyuyla paylaşmaya devam edecek.

Brüksel’de temsilciliğimizi üstlenen dostlarımızla ilk defa 27 Aralık 2015’te Ankara şubemizin açılışında yüz yüze geldik. Nitekim Brüksel şubemizi açma kararı o gün Ankara’da alındı. İşte o günden açılışı gerçekleştirdiğimiz 15 Şubat 2016 tarihine kadar Avrupa’nın kalbine yapacağımız ziyaretin, açılacak ofisin hazırlanmasının ve görkemli ve ses getirecek bir açılış programının hazırlığına büyük bir heyecan ve özveriyle başladık ve süreci – çok şükür ki – başarıyla tamamladık.

Nihayet gün gelip çattı. Kütahya’dan sayın valimiz Şerif Yılmaz, belediye başkanımız Kamil Saraçoğlu, Erden Holding Yönetim Kurulu Başkanı başarılı iş adamı Necdet Erden, İlahiyat Fakültesi dekan yardımcımız ve dinler tarihi konusunda haklı bir şöhrete sahip Dr. Ahmet Türkan, Kütahya’nın nabzını tutan gazeteci dostumuz Mehmet Yaylıoğlu, müteahhitiş insanımız Mücahit Köksal ve yirmiye yakın Kütahyalı iş adamımız hep birlikte ve Kütahya ve ülkemiz için güzel şeyler yapıyor olmanın heyecanıyla yola düştük.  Bu organizasyonun kusursuz bir tertibini Brüksel’deki dostlarımızla koordinasyon içinde yapmak adına Mustafa Önsay ve özgün projeleriyle GRTC’ye lokomotif olan Nazif Kavaklı günler öncesinden Brüksel’e ulaşmışlardı.

Tek başına yol bile çok verimli ve öğreticiydi. Yol hikâyeleri ve yolun hayata yansımalarını anarken Prof. Dr. Bilal Kemikli hocamızı da zikretmeden geçmeyelim. Zira yol hatıralarından bir hayat felsefesi ve bir eser çıkabileceğini bizlere göstermişti. Aynı zamanda ‘Evvel rafik, ahir tarik diyen’ Arap atasözünü de hatırlamak ve yol arkadaşlığının ehemmiyetini fark etmek gerekiyor. Kısa ama en anlamlı hediye olan hayat yolculuğunda edindiğimiz samimi yol arkadaşlarımıza selam olsun.

Brüksel’de huzur veren ve yumuşak ritimlerle yağan bir yağmur ve sürprizlerle dolu bir program hazırlayan sıcakkanlıdostlarımız karşıladı bizleri. Otelimize yerleşmemizin ve lobide kısa bir tanışma ve hasbihal faslının akabinde sıra şehri keşfetmeye gelmişti. En son yedi sene önce geldiğim şehirde çok şey değişmişti. Ama ana cadde ve sokak isimleri hep aynıydı. Öyle ki şehre gelmeden hemen önce okuduğum Ortaçağ Brüksel’ini konu alan Jean-ChristopheGrangé ‘ın ‘Leyleklerin Uçuşu’ romanından hafızama kazınan mekân ve sokak isimlerini birbir karşımda görmek beni oldukça heyecanlandırdı. Hele Brugge şehri karakteristik bir Ortaçağ şehri. Ülkemizin de tarih ve kültürü muhafaza hususunda gereken hassasiyete bir gün sahibi olması temennisiyle hayıflanmak geçti içimden.

Türk Hava Yolları’nın nefis yemek ve ikramlarını hazmetmemizin üzerine ilk yapmamız gereken, karnımızı güzelce doyurma gayesiyle şehrin en büyük ikinci belediyesi olan Schaerbeek yani Türklerin büyük çoğunlukta olduğu ve geri kalanınıFaslıların teşkil ettiği 140 bin nüfuslu “Türk Mahallesine” yollanmak olacaktı. “Türk Sokağı” olarak da anılan “Chausséed’Haecht”, şaşırtıcı bir biçimde bir Anadolu şehrini andırmaktaydı. Mahallenin berberi, kasabı, fırını, pidecisi, kuyumcusu ve tuhafiyecisi bizi hasretle selamlıyordu. Afyonlu, Konyalı, Erzurumlu ve başka şehirlerden giden vatandaşlarımız, – ilginç bir biçimde – geldikleri yörelerin şivelerini bariz bir biçimde muhafaza ediyorlardı. Böylesi bir görsel ziyafete Lale pidenin nefis Konya usulü pideleri de eşlik edince keyfimize diyecek yoktu. Ne var ki hiç bitmeyecek bir tartışmanın ortasında bulduk kendimizi: “Schaerbeek mi büyük, Emirdağ mı?”

Brüksel ve havalisindeki gezilerimizi, temaslarımızı ve izlenimlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz…


Web Tasarım: Arena Ajans