Connect with us

MUSTAFA MURAT AYDIN

DPÜSEM’DE NELER OLUYOR?

Published

on

 

“Hikmetli bilgi, tecrübe ile desteklenmiş ve uygulanabilir özellikler taşıyan ilimdir…

Hikmet, ilim ile sanatın birleşmesidir.” diyor Elmalılı Hamdi Yazır.

Her zaman olduğu gibi sözü burada bırakalım.

***

Dumlupınar Üniversitesi kuşkusuz şehrimiz için her açıdan çok önemli. Bu yüzden de halkın büyük bir kesimi için sohbet konusudur çoğu kez. Peki ya burada olanların ne kadarından haberdarız?

Meraklısı için yapılan çalışmalar sürekli basın ve sosyal medya kanallarıyla paylaşılmaktadır.

Ancak buna rağmen şu söylemle fazlasıyla karşılaşırız;

Bu kez bir kahvehaneye misafir edeceğim sizi. Ben yan masada çay içerken, yaşları 60-65 civarı 3 amcanın sohbet konusu; üniversite. Sesi biraz gür çıkan amcanın sözlerinden duyduklarım ise şunlar;

“Üniversitede de ne yapılıyor hiç bilmiyoruz. Aslında diğer üniversiteler sanayi iş birliği falan yapıyormuş, burası da yapmalı. Hem her şey ders demek değil ki canım. Pratik de yapılmalı. Sanayici adam gelip ders vermeli. Hocalar sanayiye gitmeli. Halkı eğitip, aydınlatacak kurslar olmalı. Üniversite işte o zaman işin hakkını verir.”

Biraz bekledim ve bende istemeden müdahil oldum konuya;

“DPÜSEM’de bu dediklerin oluyor zaten amcam.”

Amca DPÜSEM’in ne olduğunu bilmiyor belli ki ama çaktırmamak için şu cevabı verdi;

“Ne oluyor DPÜSEM’de?”

“Geçtiğimiz gün sanayinin önde gelenleri şehrimizde öğrencilere eğitim verdiler. Sanayi iş birliği de yapılmakta. Senin dediklerine göre Dumlupınar Üniversitesi işin hakkını veriyor zaten amcam. Hem de bu dediklerinin tamamını üniversitede sadece bir birim yapıyor. Müsait olduğunuz bir gün DPÜSEM’e çay içmeye götüreyim ben sizi.”

“Olur, ben hiç gitmedim üniversiteye.” dedi masada ki diğer amca.

Sözleştik, telefon numaralarımızı aldık. “Havalar iyileşiversin, gezdir sen bizi” dediler, ayrıldık.

***

Amcanın yorumuna göre üniversiteye tek başına işin hakkını verdiren DPÜSEM ‘de sadece bu çalışmalar da yok. Üstelik yapılan çalışmaların sadece öğrenciye diye bir şartı da yok.

Unutmadan; DPÜSEM, yeni yönetim anlayışı ile birlikte öğrenci odaklı bir kurum haline geldi. Öğrencinin cebinden para alan değil, öğrencinin cebinden para almadan nasıl yaparız konusunda çalışan bir kurum oldu.

Yeni yönetimin aldığı sıra dışı kararlar; şimdiden yüzlerce öğrenciye burslu eğitim olanağı sağladı bile.

Bu arada DPÜSEM’in açılımı; Dumlupınar Üniversitesi Sürekli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi’dir. Tüm çalışmalar için; dpusem.dpu.edu.tr ‘yi ziyaret edebilirsiniz.

Şehrimiz ve üniversitemiz için önem arz eden çalışmalar yapan DPÜSEM’e başarılar diliyorum.

Kahvehanede ki bir amcaya övünçle anlatabildiğim bir DPÜSEM oluşturan DPÜSEM Müdürü Yrd.Doç.Dr.Sayın Ayhan GÜN Hocamızı bir Kütahyalı olarak tebrik ediyorum.

Yazının sonunu illa ki yazının başında paylaştığımız söz ile bağlamak gerekirse;

Bu yazının hikmeti de DPÜSEM olsun.

Sevgiler,

Mustafa Murat AYDIN

Kütahya

amustafamurat@gmail.com

Continue Reading

MUSTAFA MURAT AYDIN

MEŞE PALAMUDU

Published

on

Meşe Palamudu, meşe ağacının meyvesidir. Meşe palamudu boyacılıkta ve sepicilikte kullanılır.

(Sepicilik: dericilikte kullanılan tabaklama aşamalarından birisidir.)

Ayrıca Meşe Palamudu doğada yaşayan hayvanların birçoğu için yüksek proteinli gıda kaynağıdır.

Meşe Ağacı ise 3 metreden 25 metreye kadar büyüyebilen Anadolu’ya has kadim bir ağaçtır. Bir çok canlı hayvana ev sahipliği yapan bu ağaç aynı zamanda çok dayanıklı bir kereste ağacıdır.  Bu ağaçların ormanları oldukça ilginç özelliklere sahiptir. Öyle ki, bu meşelik orman alanları, kışın ılık ve yazın serin olmaktadır. Meşe ağacı ormanlarının iklim dengelemede sahip olduğu bu özellik; çevre felaketlerinin önlenmesinde önemli bir faktör. Üstelik yarı çorak bölgeler de dahi kolayca yetişebiliyor. Meşe ağacı üzerinde yetişen yosunlardan elde edilen meşe yosunu yağı da pek çok tıbbi etkide kullanılmaktadır.

Derhal kalkıp meşe ağacı dikmek istediğiniz değil mi?

Kesinlikle öyle, bol bol dikilmeli. Bu sene belki biraz geç kalmış olabilirsiniz ancak seneye dikmek için şimdiden hatırlatmalarınıza ekleyin.

Bu sene dikemedim diye de fazla üzülmeyin. Çünkü bu sene başlatılan bir kampanya ile Kütahya’da 10bine yakın meşe palamudundan fide yetiştirilmeye başlandı bile…

Nasıl mı? Gelin hep birlikte göz atalım.

Domaniç orman yangınlarının ardından Deliler Dahiler Kapılar Köprüler grubu Kütahya’da bir kampanya başlattı. Meşe Palamudundan fide yetiştirme kampanyası.

Meşe Palamudu projesinin bir çok özelliği bulunuyor; bunlardan birisi ucuz olması.

Meşe palamudu sonbaharda dağlarda bolca bulunabiliyor. Gidip parayla satın almanıza gerek yok.

Bir diğer özelliği ise kolay olması. Meşe Palamudundan fide yetiştirmek çok basit. Bir ufak su şişesini ortadan ikiye kesip toprak dolduruyorsunuz, meşe palamudunu da yan olarak yatırıp üzerini toprakla kapatıyorsunuz, işlem tamam. 2-3 günde az az sulamanız yeterli. 2-3 ay içinde yemyeşil bir fideniz yetişmiş olacak.

Bir diğer özelliği aidiyet duygusu kazandırması. Bu işlemleri yaparken birilerine ihtiyaç duymuyorsunuz kendinizin yetiştirip büyüttüğü, size ait bir fideniz oluyor. Gözünüzün önünde bebeğiniz gibi büyüyor. Sonrası ise toprakla buluşturmak ve size ait bir ağaç…

Şu dünya hayatında bir dikili ağacınızın olması… Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Emin olun yaşaması da bir o kadar zevkli.

Bu projenin görünmeyen birçok özelliği de var. Bu ucuz, kolay ve kaliteli etkinliği duyan bir çok okul etkinliğin kendi öğrencileri ile de olmasını istemiş. Bunun için Deliler Dahiler Kapılar Köprüler grubu ile iletişime geçilmiş. Birçok resmi ve özel okul bu etkinliği kendi okullarında uyguladılar. Ve bu uygulamalarda da onlara Dumlupınar Üniversitesi öğrencileri eşlik edip, yol gösterdi. Yani Deliler Dahiler Kapılar Köprüler grubu ilkokul öğrencileri ile üniversite öğrencileri arasında köprü oldular. Ve açılan bu yol sayesinde şuan binlerce ilkokul öğrencisi evlerinde kendi fidelerini yetiştiriyor.

Soru; Meşe palamudu yetiştirmek kolay ve ucuz eyvallah, peki meşe palamutları nereden geliyor?

Bu dahice düşüncenin delisi de dahisi de o olunca oldu. Kemal Yarcı neredeyse 1 ay boyunca her pazar dağa meşe palamudu toplamaya çıkarak 10bine yakın meşe palamudunu herkeslere yetiştirdi.

Söz gelimi;

Deliler Dahiler Kapılar Köprüler grubu isimlerinin tüm fonksiyonlarını bir kez daha şu şekilde hayata geçirmiş oldu; “Dahice bir düşünce, delice bir hareket, şehirle orman arasında bir kapı, nesiller arası bir köprü” oldu, oldular.

Var olsunlar…

Saygılarımla,

Mustafa Murat AYDIN

Kütahya; amustafamurat@gmail.com

Continue Reading

MUSTAFA MURAT AYDIN

HOCA TARİH YAZDI

Published

on

Geçtiğimiz gün Kütahya’da benzersiz bir gece yaşandı. Daha önce bu denli “Kütahya” içeren; bu kadar güzel, eğlenceli ve bilgilendirici bir gece sanırım hiç olmadı. Gece, bu yüzden de ilk olma özelliği taşıyor.

Dumlupınar Üniversitesi’nin 25.yıl etkinlikleri kapsamında, Kütahya için hazırlanan, Kütahya’nın sahip olduğu değerleri konu alan “Vazomatik” adlı tiyatro gösterisinden bahsediyorum. Bol kahkaha, bol eğlence ve bir o kadar bilgi dolu, vefa dolu bir gece…

Bugüne kadar gittiğim hiçbir tiyatro ile kıyas edemiyorum.

Hezar Dinari Kültür Merkezi’nde Kütahya Belediyesi’nin Aralık ayı Kültür-Sanat etkinlikleri dahilinde gerçekleştirilen gecenin mimarı Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç.Dr.Fulya Topçuoğlu Ünal ve ekibi Dumlupınar Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği 4.sınıf öğrencileri. Vazomatik adlı tiyatro gösterisinde neler ve kimler vardı derseniz yazının sonuna sizler için not olarak bırakıyorum.

Vazomatik’e gelecek olursak, tiyatro harika yazılmış, “şu olmasa aklımıza bile gelemezdi” diyeceğiniz tüm detaylar  nakış nakış işlenmiş. Dumlupınar Üniversitesi’ni yeni kazanan bir gencin Kütahya’yı ve sahip olduğu değerleri bilmesi, tanıması ve bulunduğu şehrin ne denli büyük hazinelere sahip olduğunu fark etmesi gerektiği konu alınmış. Vazomatik adlı zaman cihazı ile Kütahya’nın tarihine ve mekanlarına yapılan yolculuk adeta bir vefa gösterisi olmuş.

Kütahya’yı tanımadan yorum yapan ve kötüleyen herkese büyük bir ders, büyük bir öğreti niteliğinde…

Gösteri sonunda tebriklerimi sunmak için konuştuğum Fulya Hocama şu cümleleri kurdum;

“Bu eser Kütahya’ya verilen büyük bir hediye, bir hazine niteliğinde. Yıllar yılı oynatılacak, nesillerden nesillere aktarılacak, bir kültür mirası. Gelecek nesiller bu tiyatroyu sahnelerken adınızı saygıyla yad edeceklerdir. Kütahya için bir değer de siz bıraktınız.”

 

Unutmadan; Kütahya için bu gecenin ayrı bir kazanımı daha oldu.

Gel Gali Şarkısı. Sözleri, müziği, yorumu harika…

Gel gali şarkısı Kütahya şehrinin kendine has bir şarkısı olmaya aday. Youtube’dan mutlaka dinlemelisiniz. Sözleri Fulya Topçuoğlu Ünal ve Mustafa Atasoy’a ait. Aranjesi Sevkan Arkan’a.

Demem o ki, Fulya Hoca o gece adeta tarih yazdı. Tarihe de bir miras olarak bu eseri şimdiden bıraktı.

 Hocamın her cümlesinde belirttiği şu sözleri ise bizim de paylaşmamız ve teşekkür etmemiz gerekli.

“Kütahya’nın değerlerini yazmaya beni teşvik eden  Rektörümüz Prof.Dr.Remzi Gören’e ve bu geceye destek veren Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Ali İhsan Ertaş’a sonsuz teşekkürler.”

Geçtiğimiz hafta yazımıza son verirken şu cümleleri kurmuştuk, bu gün Vazomatik vesilesi ile bir kez daha kuralım;

“Değerli bir şehir, büyük ve güzel bir üniversite, sayıca bir hayli büyük ve güzel bir gençlik….

Kütahya gençliğine sahip çıkmalı, bu şehir elindeki bu büyük hazinenin kıymetini bilir ve gençliği ile birlikte hareket edilebilirse uluslararası bir proje şehri bile olabilir…”

Kütahya’nın sahip olduğu değerleri konu alan Vazomatik Tiyato gösteri içeriği;

Yıldırım Beyazıt, Ezop, Hezar Dinari, Alaadin Keykubat, Gülümser Hatun, Hayme Ana, Sülayman Şah, Ertuğrul Gazi, Paşam Sultan, Şair Şeyhi, Şehit Sancaktar, Mevlana Celaleddin Rumi, Sultan Veled, Evliya çelebi, Hisarlı Ahmet, Ahmet Yakupoğlu, Gaybi Sunullah, Kazıklı Voyvoda, Germiyanoğlu Beyi Süleyman Şah, Yakup Bey, Devlet Hatun, Abide Mutaharra Hatun, Aizanoi, Vazo, Ulu Camii, Frig Vadisi, Hıdırlık, Germiyan Konağı, Eğrigöz Kalesi, Esire Hamamı, Dönenler Camii, Ilıca Kaplıcaları, Seyyid Nureddin Türbesi, Sevgi Yolu, Dünyanın ilk ticaret borsa binası, Dumlupınar Şehitliği, Cevizdere Şehitliği, Mevlevihane, Yoncalı Kaplıcaları, İlk toplu iş sözleşmesi, leblebi, tosunum, sıkıcık çorbası, cimcik, dombey kaymağı, Gökçimen Hamursuzu, Çene Çarpan Çorbası, Miyane Çorbası, Oğmaç Çorbası, Tutmaç Çorbası, Haşhaşlı Lokum, Çömüdüm Oyunu, Kütahya Çinisi, Sarı Kız Efsanesi, Şeyhi Harname, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Kütahya’nın Pınarları Türküsü, İncik Suyu, Gezek…

Saygılarımla;

Mustafa Murat AYDIN;

Kütahya; amustafamurat@gmail.com

Continue Reading

MUSTAFA MURAT AYDIN

ŞEHİR, GENÇLİK VE GELECEK

Published

on

Gençlik, Büyük Türkçe Sözlükte şöyle tanımlanıyor; İnsan hayatının ortalama olarak on altı ile yirmi beş yaşları arasına rastlayan dönemi. Gençlerden oluşan topluluk.

 

Bu tanımın en büyük kısmını üniversite gençliği oluşturmaktadır.

Şehrimizde ise; Dumlupınar Üniversitesi Öğrencileri. Yaklaşık 57bin kişilik dev bir nüfus ile…

Gençlik dünya için, ülkemiz için, diğer şehirler için çok önemli olsa da Kütahya için çok daha önemlidir. Çünkü neredeyse hiçbir şehirde olmayan bir oranla merkez şehrin %20’ye yakını üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır.

İbrahim Tenekeci bir yazısında;

“Gençlerimiz geleceğimizdir. İstikbal kelimesinin karşılığıdır.” diyor.

Sanırım tamda budur.

Farkındadır ya da değildir ancak bu kadim şehir, gençliği ile yani gelecek ile içiçe, yanyana yürümektedir.

Hazinesi büyük, sorumluluğu da bir o kadar büyüktür.

 

Kütahya dün olduğu gibi bugün de yerin altındakileri ve yerin üstündekileri ile değerlidir ve de değerleri ile çok güzeldir. Bir değil bir çok büyük hazineye sahip olan bu şehri kötüler çoğusu. Şehri, üniversiteyi, gençliği ve herşeyi…. Kötüleyenler, ümitsizler, “gençlik elden gidiyor” çığlığı atanlar, kaç gencin elinden tutmuşlardır? Bunca geçle iç içe yaşadıklarının farkında mıdırlar? Farkındalarsa hangi yeteneğin yolunu açmışlardır? Kime yol göstermişlerdir? Hangi projeyi sunmuşlardır? Gençlerin yaptığı hangi projeye destek vermişlerdir? Şehir ya da üniversite de yapılan hangi güzel hareketi alkışlamışlardır?

Kötü söz söylemek yerine güzel şeyler söylemek lazım, yol göstermek lazım. Yapılan güzel şeyleri görmek, görmekle kalmayıp destek olmak lazım. Önden giden olmak lazım, ne yapabilirim diye düşünmek lazım…. Geçmiş geleceğe yol göstermelidir. Tam da burada sizleri üniversitemize götürmek isterim.

 

Üniversite yerleşkemiz kuruluşundan bu yana öyle güzel inşaa edilmiş ki bugün diğer üniversitelere, yeni kurulacak üniversitelere yol göstermekte, örnek olmaktadır. Bir çok şehirden üniversitemizi gezmeye, incelemeye gelenler olduğunu biliyorum. Bir Kütahyalı olarak gurur duyuyorum. “Bir Kütahyalı olarak” henüz şehrimizdeki üniversiteyi görmeyen bir çok Kütahyalının olduğunu da biliyorum. (Üniversitemiz bugün 25 yaşında) Bu nedenle herkes üniversiteye en az bir kere gezmeye gitmeli… Gidenler irtibatı kopartmayıp, sık sık ziyaret etmeli.

 

Konu, yol göstermekten açıldığı için sizleri Üniversite Camii’ne de götürmeyelim. Üniversite Camii’sinin boş duvarları harika hat yazıları ile süslendi; tıpkı Ayasofya Camii’de bulunan büyük yuvarlak hat levhaları gibi. Güzel değil “çok güzel” oldu. Üstelik içerdiği mesajlar ile de bir ilk olduğu söylenebilir. Üniversite Camii’sine yapılan büyük yuvarlak hat levhalarının içeriği alışıla gelmişin dışında bir içeriğe sahip. Büyük yuvarlak hat levhalarının hepsi insanlığa özellikle de gençliğe birer mesaj içeriyor. İmam Hatip Ömer Tankut Hocamız Camii’yi gezdirirken hepsini tek tek bizlere anlattı. Konu ile bizzat Rektör Bey’in ilgilendiğinden ve projelendirdiğinden bahsetti. Hiçbir yerde yazılmayan ve pekte bilinmeyen o büyük yuvarlak hat levharının içerdiği mesajları sizlerle paylaşmak isterim.

“O, herşeye hakkıyla gücü yeterdir.”

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”

“Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir.”

“Alemlerin rabbine teslim oldum.”

“Ben işimi Allah’a havale ediyorum.”

“Vekil olarak Allah yeter.”

“Üzülme çünkü Allah bizimle beraberdir.”

“Kuşkusuz ben müslümanlardanım.”

Ömer Tankut Bey, hat levlarını üniversite gençliğinin ilgi ile incelediğini ve özellikle altlarında yazan açıklamaları dikkatle tek tek okuduklarını belirtiyor.

Not: O dev hat levhaları üniversite hocaları, öğrencileri ve bu işe gönül vermiş hattatlar tarafından el birliği ile “Allah Razı Olsun” için yapılmış.

Camii’sinin duvarlarındaki hat yazılarının bile düşünülerek yazıldığı bir üniversite ve o üniversitenin gençliği…

 

Söz gelimi;

Değerli bir şehir, büyük ve güzel bir üniversite, sayıca bir hayli büyük ve güzel bir gençlik….

Kütahya gençliğine sahip çıkmalı, bu şehir elindeki bu büyük hazinenin kıymetini bilir ve gençliği ile birlikte hareket edilebilirse uluslararası bir proje şehri bile olabilir…

Saygılarımla, Mustafa Murat AYDIN; Kütahya; amustafamurat@gmail.com

Continue Reading

Öne çıkanlar