Connect with us

PROF. DR. HÜSAMETTİN İNAÇ

Neyin Ateşkesi: Suriye’de Neler Oluyor?

Suriye’de keşmekeş ve karmaşa bir türlü durulmuyor. Gün geçtikçe daha da karmaşık hale gelen bir Suriye portresiyle karşı karşıyayız. Cumayı Cumartesiye bağlayan gece, Amerika ve Rusya’nın anlaşmasıyla yürürlüğe giren sözde ateşkes de – maalesef ki – bir sonuç vermeyecek gibi görünüyor.

Zira ateşkes şartları bizatihi savaşın durdurulmasına yönelik bir garanti sunmadığı gibi, ateşkesin ihlali durumunda bir müeyyide de öngörmüyor. Bilakis sözde ateşkesten PYD, YPG ve DAEŞ gibi terör örgütleri istifade etmeye çalışıyor ve ateşkesi sağlayanlar terörist ve militanları içindeki bulundukları zor durumdan kurtarmaya yönelik yeni bir koridor oluşturulmaya çalışıyor.

Kırılgan ateşkesin bıçak sırtında olduğunun tüm aktörler farkında. Hama, Humus, İdlib gibi stratejik bölgeler ve Halep hala Rusya’nın zalim bombardımanına maruz kalıyor. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle ateşkes sadece Suriye’nin üçte birinde tatbik edilebiliyor. Tel Abyad’a saldıran DAEŞ’ e karşı üstünlük sağlayan Esed rejimi, diğer teröristleri koruma mücadelesi veriyor. Ama siviller hala hayatını kaybetmeye devam ediyor.

Bölgede terör örgütlerinin en büyük iki hamisi olan Amerika ve Rusya, Kuzey Suriye’yi teröristlere yurt yapmaya çalışarak Türkiye’yi müdahaleye tahrik ve teşvik ediyor. Ne var ki, Türk yetkililer Suriye’ye yapılacak bir kara harekâtının Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getireceğinin ve bunun da bir nevi üçüncü dünya savaşına yol açacağının ve bu durumda NATO’nun kılını bile kıpırdatmayacağının yeterince farkında.

Ateşkes sonrasında ilk defa görüşen Lavrov ve Kerry durumundan oldukça memnun görünüyorlar. Rusya bölgeye iyice yerleştiği ve pozisyonunu daha çok tahkim ettiği için mutlu. Amerika ise Türkiye’yi sırtından vurarak ülkemizi bir kuşatma altına aldığını düşündüğü için oldukça umutlu. Zira seçime giden Amerika’nın tek beklentisi, Afrin’in DAEŞ’tan temizlenmesi.

Peki, bu ihanet çemberinden çıkmak için Türkiye ne yapmalı?

Öncelikle sabırlı, temkinli ve ihtiyatlı olmalı. Bazen geri çekilmek ve politikaları revize etmek de bir kazançtır. Ancak Cerablus ve Afrin arasında oluşturulan de facto güvenli bölgeyi muhafaza etmekten geri durmamalı.

Maalesef Amerikan’ın teröristlere aktif destek verdiği, Rusya’nın hiçbir engelle karşılaşmadan emperyalist hedeflerine doğru hızla koştuğu ve İran’ın Türkiye’yi boğmak için her türlü menfur eyleme imza attığı bir dönemde Türkiye’ye ancak zaten başarıyla gerçekleştirdiği insani yardımlarını sürdürmekten öte yapacak bir şey kalmıyor. Ne var ki şimdiden Suriye’nin DAEŞ, Esed rejimi ve Kürtler arasında nasıl taksim edileceğini dikkatle izlemek ve bölünmüş bir Suriye’yle nasıl baş edebileceğimiz düşünmemiz de elzem görünüyor.

Unutulmamalıdır ki, haklı ve tutarlı iseniz son tahlilde mutlaka kazanırsınız. An itibarıyla kaybediyor gibi görünseniz bile…

Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ

husamettininac@yahoo.com

 

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar