DEVLET – MİLLET – HAK – HUKUK – ADALET

DEVLET içinde nitelik ve nicelik konularındaki anlayış ayrılığı çağlar boyunca değişmiş, bu değişiklik ideolojik ilkelere göre de devlet anlayışları belirlenmiştir. Devlet anlayışındaki görüşler ve tanımlar ne olursa olsun, bir devletten söz edilebilmesi için, sınırları belli bir toprak parçası ile insan toplumuna ihtiyaç vardır. Devlet bir hükümet yönetiminde ve kanunlara göre örgütlenmiş bağımsız, siyasi bir topluluktur. O topraklarda yaşayan insanlar üzerinde otorite (güç) vardır. Bu güç topluluğun düzen ve nizamı ile siyasi örgütlenmesini sağlar. Her devlette bir yönetilenler topluluğu bir de yönetenler topluluğu vardır. Devletler yönetim biçimlerine göre oligarşik, demagojik, aristokratik, teokratik ve demokratik gibi adlar alırlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Demokratik cumhuriyet ile yönetilmekte ve “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi olmazsa olmazdır. Buna göre Türk milleti hür iradeleri ile verdikleri oylar ile seçtikleri milletvekilleri tarafından temsil edilir. Oyların çoğunluğunu alan siyasi parti iktidarı, barajı aşan diğer partiler muhalefeti temsil eder. Bu sistemde yasama ve yürütme yani kanunları yapma ve uygulama TBMM’ne, yargı bağımsız Türk mahkemelerine aittir.
MİLLET kısaca aynı bayrak altında, aynı topraklar üzerinde dil, tarih, kültür ve ülkü birliği içinde yaşayan insanların meydana getirdiği sosyal ve siyasi topluluğun genel adıdır.
HAK-HUKUK-ADALET toplum halinde ve devlet nizamı içinde yaşayan insanlar için en değerli ve önemli yaşamın kaynağı ve dayanağı HUKUKTUR. Haklıyı haksızdan ayıran, eşitlik ve güvenliği sağlayan en önemli unsur yargı yani mahkeme yolu ile adaletin sağlanmasıdır. Yargıda görev alanlar, bilgili, inançlı, ahlaklı, donanımlı, otoriter, tarafız ve bağımsız olmalıdırlar.
YARGI demokratik sistemle yönetilen ülkelerde, fertlerin ve devletin güven kapısı, adaletin sağlanıp hayata geçtiği en sağlam yapıdır. Hukukun bu anlamda gerçekleşebilmesi için hâkim, savcı, avukat ve tüm yargı çalışanlarının bu nitelikleri taşıması gerekir. İnsanların vicdanlarını rahatlatan, toplum içinde huzur, güven ve mutluluğu sağlayan en önemli unsur hukuktur. Hukuk ve adaletin simgesi terazidir. Terazi hassas olup doğru ve adil tartmalıdır. Geciken ve yanlı alınan kararlar toplum vicdanlarını yaralar ve toplum içinde parçalanıp bölünmelere neden olur.
ADALET temsilcileri, iktidarın veya güç odaklarının ne yanında ne de karşısında olmamalı, kararlarını vicdan ve kanunlar çerçevesinde vermelidirler. Son günlerde gündemi en çok meşgul edip belirleyen konu adaletin verdiği kararlardır. Demek ki bu anayasal sistemde ve uygulamada aksayan yönler var. Gereği hak, hukuk ve adalete uygun düşecek şekilde, iktidar ve muhalefetin eşit temsil edildiği komisyonlarda yeni bir anayasa taslağı hazırlanıp, TBMM’ne rapor olarak sunulmalıdır. TBMM üyeleri ve parti sözcüleri taslak üzerinde müzakere edip varılan mutabakat metni oylanıp en kısa sürede yürürlüğe konulmalıdır. Ülke gündemini yıllardır en fazla meşgul eden bu sorun tatlı sona bağlanmalıdır. Eninde sonunda bu anayasa değişecektir. Muhalefet sorumluluktan kaçmamalı, aksi halde millet bu sorunu demokratik yollardan kendisi çözüme kavuşturacaktır.
ANKARA’daki menfur bombalı eylemi yapanları şiddet ile kınıyor ve lanetliyorum. Bu patlama sırasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet yakınlarına ve TÜRK MİLLETİ’ne başsağlığı diliyorum. Hainler tarafından düzenlenen bu saldırıda yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Terör nereden gelirse gelsin, kim ve ya kimler tarafından desteklenirse desteklensin sonları hüsran olacaktır. Uyanık olalım, birlik halinde dik duralım, iri olalım ve BİR olalım.
Kalın sağlıcakla…


Web Tasarım: Arena Ajans