Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

ATATÜRK VE DİN

“Bizi yanlış yola yönelten soysuz kimseler bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din niteliği altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar. Hâlbuki Allah’a şükürler olsun hepimiz Müslüman’ız, hepimiz dindarız; artık bizim, dinin gereklerini öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına gereksinmemiz yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile, bize dinimizin esaslarını anlatmaya yeterlidir.” Gazi Mustafa Kemal 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s. 127)

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bundan tam 93 yıl önce söylediği sözler günümüze ve yarınlarımıza ışık tutmaktadır. Nedense Atatürk’ü acımasızca eleştirenler, hakaret edenler ve fikirlerini küçük göstermek isteyen bir çıbanbaşı gibi durmaktadırlar. Çanakkale Savaşı başta olmak üzere Kurtuluş Savaşında gösterdiği askeri başarı görmezden geliniyor. Aynı şekilde Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte yaptığı devrimler kötü gösterilmek isteniyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri Atatürk’ün etrafını sarmış bir takım mürailerdir. Bu mürailerin, Atatürk şemsiyesi altına sığınıp gerçek dindarlara zulüm yaptığı da gayet iyi bilinmektedir. Atatürk, bu türlü mürailere yaşamı boyunca engel olmaya çalışmış, mütedeyyin Müslümanların inançlarını gerektiği gibi yaşamaları noktasında çok büyük çabalar sarf etmiştir. Kısacası Atatürk dinsiz, diyanetsiz, inançsız biri değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerine de kulak verelim: “Bunca yüzyıllarda olduğu gibi, bugün de, milletlerin bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak bin bir türlü siyasî ve kişisel amaç ve çıkar sağlamak için, dini âlet ve araç olarak kullanmak girişiminde bulunanların, içeride ve dışarıda varlığı, bizi bu konuda söz söylemekten, ne yazık ki, henüz uzak bulundurmuyor. İnsanlıkta, din hakkındaki bilgi ve anlayış, her türlü hurafelerden sıyrılarak gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla arınmış ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine, her yerde tesadüf olunacaktır.” 1927 (Nutuk II, s. 708)

Günümüzde çok açık örneklerini görmekte ve üzülerek izlemekteyiz. Dini bir cemaat adı altında masum insanları bir araya getiren, aynı zamanda bu masum insanların milli damarlarına da basan ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesi ile “Paralel Devlet Yapılanması” haline gelen bir hadiseyi halen yaşamaktayız. Burada iddia edildiği gibi kandırıldığı söylenilen insanların hem dünyasını hem de ahretini karartmaya kimin hakkı olabilir ki? Birilerinin çok kızdığı Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, bunları 90-100 yıl önce görüp bize alenen söylemiş.

Yüce Allah’ın İslam dinini gerektiği gibi yaşamak ve onun güzel Peygamberi Hz. Muhammed’in (SAV) yolundan gitmek isteyen herkes inanın bunu çok rahat bir şekilde yapabilir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan insanlar hürdür, özgürdür. Zaman zaman bazı din düşmanları çıkıp, Atatürk şemsiyesi altına saklanıp bunu sekteye uğratmaya çalışmıştır. Hatta inananları çok da rahatsız etmiştir. Ancak sonuçta bu emeline ulaşamamıştır. 2002 yılından bu tarafa insanlar inandığı gibi yaşayabilmektedir. Konumuzu çok fazla dağıttığımı düşünüyorum. Tekrar başa dönersek şunu net bir şekilde söyleyebiliriz. ATATÜRK dinsiz değildi, inançsız değildi. Atatürk MÜSLÜMAN bir liderdir. Atatürk’ün Elmalı’lıya yazdırdığı tefsir olup günümüzde de önde gelen İslam âlimleri tarafından da hala en güvenilir tefsir olarak kabul edilmektedir. Atatürk’ün Diyanet İşleri Başkanlığı’na verdiği talimatı üzerine yazdırıldı. 1926’da Diyanet İşleri Riyaseti ‘Kur’an’ı yeniden tefsir edebilecek bir âlim aradı. Sonunda bu görev Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a verildi. Devlet eliyle yazdırılan bu tefsirle Atatürk bizzat ilgilendi. Dinsiz, imansız biri bunu yapar mıydı? Tekke ve zaviyelerle ilgili olarak da bir başka yazımızda görüşlerimizi aktaracağız.

Sevgiyle kalın…

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar