Yol yazıları-2 ŞEHİRİSTAN

“Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldeyim

Gidiyorum gündüz gece”

Bu türküyü duyduğumda şehir aklıma gelir.

Şehir denince de Rahmetli Aşık veysel..

Onun şehre sokulmayışı..

Kılık kıyafeti şehirli olmaya müsait değil diye; kendine şehrin ortasının yasaklanması gelir.

Kıyısında dolaşmanın serbest oluşu geldiği gibi.

Sonra, kahırlı ve sancılı davudi avazlı sazı ve derinlerden kopup gelen yanık sesi..

Ve içten, derinden ve enginden gönlümüze düşen ezgileri..

Oysa; ta baştan ilan edilmiştir en yetkili ağızdan. 

“Köylü milletin efendisidir.” diye.

Öyle dense de, fıtratında şehire özenti yatmaktadır insanoğlunun.

Şehirler hem hedeftir. 

Hem de hedeftedir.

Fetihler tüm zamanlarda şehirlerin fethiyle kemala ermiştir.

Şimdilerde şehirlerin fethi, kültürel fetihlerle gerçekleşmektedir. 

Ancak fethin rengi de gittikçe siyahlaşmakta.

Bu kültürel erezyona bilerek bilmeyerek şehrin mukimleri de ön ayak olmaktadır. 

Modernizm adına..

Modernleşme adına..

Modernleşme yozlaşmayı ve daha ötesinde  kokuşmayı getiriyor. 

Kültürel yobazlık; önü alınmaz ve uyanış başlamazsa en sonunda yok oluşu getirecektir. 

Şehir, yok oluşa direnç ve direnmedir. 

Dirilişe hamile,  bekler durur usanmadan..

Kültürel dayanıklığın kotları ve sürekli varoluşun temelli kuralları, üstü küllense de şehirde hep vardır. 

Güçlü bir soluk, öz ve köz cevheri her an ortaya çıkarabilecek yetenekle donanmıştır şehir.

O soluğu taşıyan kahramanlarını bekler. 

Şehir ihmallere inat bir imarcının elinde tez elden kendini toparlar.

Özüne döner. 

Medeniyetin yuvalandığı yurt olduğunu hiç unutmaz.

Şehir aklı, kadim medeniyet yüklü devlet aklıdır. 

Acelesi yoktur. 

Son sözü ve işi müsbettir ve “önce insan” der ve yoluna devam eder.

Yani uzun ve ince yoluna..

Gece ve gündüz durmadan..

Yorulmadan.. 

Va dinlenmeden..

Zaman denen şey galiba, yol dediğimiz şey.

Gündüz ve gece; bu yol ve yolculuğun siyah-beyaz renkleri..

Bazan bu yolculuk bir türküyle başlar, ezgiyle şenlenir, ağıtla ünlenir, destanla noktalanır.

Bazan sessiz ve sükut kundağında dirilişi bekler.

Baş ucunda hece taşları..

Ve esirgenen Fatihaları..

Ey insan oğlu!

Unutma!. Sen bir şehirsin.

Gönlün şehiristan..


Web Tasarım: Arena Ajans