New York ve Türk Tipi Başkanlık Tartışmaları

Bir sonraki gün, veda ve Boston’u terk etme zamanı. South Station’dan bindiğim otobüs beş saat sonra beni ve çoğu Çinli diğer müşterilerini gürültücü, neşeli ve nevi şahsına münhasır Çin Mahallesinde bırakıyor. Bir an için tereddüt yaşıyorum Pekin’de miyim yoksa New York’ta mı? En yakın Dunkin Donuts’a atıyorum kendimi ve bir kahve ile blueberry keki kendime getiriyor beni. İşletmenin sağladığı ücretsiz wi-fi hizmeti sayesinde konumumu daha önce bildirdiğim alana beni almaya geliyor Cahit Oktay Bey, neşeli ve samimi dost Ertuğrul kardeşimizle birlikte. Cahit Bey, Anadolu Ajansı’nın New York temsilcisi olmasının yanı sıra koltuğuna pek çok karpuzu almış ve çok şapkası olan çok yönlü bir dostumuz. Anadolu Ajansının merkezi ve görkemli ofisine peak time dedikleri yoğun ve sıkışık trafiğe inat ulaşmayı başarıyoruz. Başka toplantılara katılmak için, farklı vesilelerle New York’a gelen Türk dostlarımızla Türkiye’nin sıcak ve yoğun gündemini hararetli bir biçim konuşuyoruz. Ancak vakit oldukça dar. Zaman kaybetmeden bizi çiftliğinde misafir edecek Çetin Güzel abimizin New Jersey’de West Nyeck’teki adeta malikâneyi andıran evine varıyoruz. Orda bizi nefis çiğ köfte kokuları ve piyano tınıları selamlıyor. New York’un farklı bölgelerinde, çoğunca Türklerin yoğun yaşadığı Brooklyne bölgesinden gelen Türklerle nargile fokurtuları eşliğinde sazlı sözlü unutulmaz bir gece yaşıyoruz. Bir sonraki gün Cuma sabahına çiftliğin büyük bahçesinde pırıl pırıl bir güneş ve kuş cıvıltılarının taçlandırdığı sağlam bir kahvaltıyla başlıyoruz. Cuma namazını bir Cerrahi dergâhında kılıyor ve Türkiye’de de yakından tanınan Tosun Baba ve müritleriyle derin bir sohbete dalıyoruz.
Buradaki Türklerin oldukça entelektüel, yüksek vasıflara haiz, milli ve manevi hislerle dolu ve saygın şahsiyetleriyle karşılaşmak bizi ziyadesiyle mutlu kılıyor. Akşamın huzur veren serinliğinde New Jersey’in Manhattan’a bağlayan Washington Köprüsünden geçerek Türk Tipi Başkanlık Sistemini anlatacağımız binaya geliyoruz. Yolda bana mihmandarlık yapan ve evinde misafir eden cömert dostlarımız Çetin ve İsmail kardeşler, yaklaşık yirmi beş yıl önce buraya gelmişler ve bilişim ve yazılım teknolojilerine dayalı çok stratejik bir şirket kurmuşlar.
Özellikle Çetin Güzel Bey, iletişim sahasında ‘New York’u kurtaran Türk’ olarak biliniyor ve Türklerin ve Müslümanların kurdukları pek çok inisiyatife, derneğe ve oluşuma başkanlık eden yüksel profilli bir abimiz. İsmail Bey ise daha çok Tükriye gündemine dair bilişim teknolojileri ile siyaseti kendi bünyesinde harmonize eden benzersiz bir üslup kullanarak yazdığı çarpıcı makaleleriyle tanınıyor. Konferans vereceğim bina ise New York ünlü binalarına ev sahipliği yapan ünlü bir caddede konumlanıyor. Bu toplantıyı organize eden ve sponsorluğunu yapan TAMJA’nın (Turkish American Media Journalist Association) (Türk Amerikan Medya Gazetecileri Deneği) Cahit Oktay bey, Türkiye’nin farklı toplum kesimlerini temsil eden Türkiye sevdalısı çok sayıda vatandaşımızı bir araya getirmiş. Bu heyecanlı, coşkulu topluluğa hitap etmek ve Türkiye’nin sistemik, yapısal ve kurumsal problemlerini konuşmak benim için doyumsuz bir zevk. Gece farklı bir ortamda farklı bir dost meclisinde devam ediyor. New York’un güvenliğini sağlayan çok önemli bir kuruluşun yönetim kurulu başkanı olan Yusuf Necati Özer abimiz, çok önemli orkestralarda Batı ve Doğu’nun en önemli sanatsal unsurlarını birbirine entegre eden piyano virtüözü Bülent abimiz, Anadolu ajansının değerli muhabiri Cem Özdel bey ve değerli iş adamları ve STK temsilcileri Gökbürü Geçosmanoğlu ve Alp Zen beyler kadim dostlarım ve kalbimde ülkeme taşıdığım isimler olarak benim için oradaydılar.

Buradaki Türklerin en önemli gündemlerinin başında Ermeni Soykırımı iddialarına karşı yapılacak miting ve toplantılar oluşturuyor. Hepimizin malum olduğu üzere 24 Nisan, Ermenilerin adeta tüm dünyayı ayağa kaldırarak, başta Amerika olmak üzere tüm dünya parlamentolarında Türkiye’ye karşı haksız ve hiçbir tarihi ve hukuki delile dayanmayan iftiralarını kustukları gün. Amerika bu propagandaya en fazla açık olan, Ermenilerin yoğun yaşadığı, himaye edildiği ve üst düzey bürokratik görevler üstlendiği bir ülke.
Burada bu sene Türklerin hem Washington ve hem de New York’ta ayrı ayrı miting ve yürüyüşler yapacaklarını duymak beni oldukça heyecanlandırdı. Zira bu olgu, öncelikle New Yorklu Türklerin devletin resmi törenleri yerine bu konuda hassasiyet sahibi insanların sivil, demokratik, çoğulcu, özgürlükçü ve milliyetçi duygularla kendiliğinden harekete geçmesi anlamına geliyor. Bu boyutuyla yurtdışında yaşayan tüm Türkler için ilham kaynağı olacak heyecan verici bir model olarak karşımıza çıkıyor. Umarım bu sivil ve sponton inisiyatifin ehemmiyeti Ankara’nın ve Washington’ın karmaşık dehlizlerinde kaybolup gitmez ve bu heyecan ve farkındalık dalga dalga yayılarak New York’tan tüm dünyada akis bulur.

Son durağımız olan JFK havalimanına; bir yandan canlı Amerikan hayatını sembolize eden birbirine paralel düzenli caddeler, villalar, ormanlar, çiftliklerin bir bir gözümün önünde hızla kaybolan silüetleri, geride bıraktığım dostlarımın samimiyet ve cömert ev sahipliği, öte yandan Türkiye’de sevdiklerime kavuşma heyecanı zihnimde farklı çalgılardan müteşekkil bir senfoninin birbiriyle çelişen armonik tınısına benzer bir tesir uyandırıyor. Uçağıma yerleşirken eşsiz New York manzarasını iliklerime işliyor ve bir haftalık temponun yorgunluğuna dayanamayarak uykunun dinlendirici kollarına kendimi bırakıyorum.

Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ
husamettininac@yahoo.com


Web Tasarım: Arena Ajans