Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

HAK TECELLİ EDER

Hakk, şerleri hayr eyler,
Ârif anı seyreyler,
Zan etme ki gayreyler,
Mevlâ görelim neyler. Neylerse güzel eyler.
Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin bir nutk-u şerifi ile söze başladık. Azizin de buyurduğu gibi bizim şer olarak gördüğümüz birçok konu Hakk Teâlâ tarafından hayra tebdil edilir. Bunu bilmeyen kişiler ise başlarına gelen şer gibi görünen durumda hemen vâveylâ (çığlık) ederler. Oysa sessizce durumu izleyip işi Hakk’ın tecellisine bıraksalar hiç sıkıntı kalmayacak. Çoğumuz böyle yapıyoruz. Aman efendim veryansın edip ortalığı ayağa kaldırıyoruz. Bu, bizim nefsimizin hükmünden ileri geliyor. Azizim efendim sohbetlerinde şöyle buyurur: “Kontrol altına alınmamış, bir kâmil mürşidin terbiyesine girmemiş nefs, yaramaz bir çocuğa benzer. Her şeyi yerli yersiz isteyen, alınmazsa da yerlere yatan çocuklar olur ya işte öyle. Nefs, ehli tarafından terbiye edilmez ise canavarlaşır. Bir kâmil mürşid tarafından terbiye edilirse enfes olur…”
Çok istemek (şehvet) insanı raydan çıkaracağı için işi oluruna bırakmak gerekir. Olursa da Hakk’tan, olmazsa da Hakk’tan bilinmeli. Elbette vardır bir sebebi hikmeti. Buraya kadar arz etmek istediğim konu böyle idi.
Bir de hakkın gasp edilmesi mevzuu var. İşte bu konu epeyce sıkıntılı bir durum. Allah hepimizi böyle hâllerden esirgesin. Birinin hakkını gasp edip, kafana göre takılırsın. Sen böyle yaşadıkça zannedersin ki Allah buna razı oluyor. Oysa Rahman ve Rahim olan Allah sana belli bir süre vermiş, belki hatanı fark edip dönersin diye. Tövbe edip, hakkını gasp ettiğin kişi ya da kişiler ile sorununu ortadan kaldırırsan ne mutlu sana.
Bir hoca atı ile yolcuğa çıkmış. Yolda bir yaya ile karşılaşmış. Yaya gidene “oğlum yolculuk nereye” diye sormuş. Adam “filanca tarafa gidiyorum” hocam demiş. Hoca da yalnız yolculuk etmemek için, “evladım ben biraz yavaş giderim sen biraz hızlı yürürsün yolculuk biter” demiş. Adamla hoca hoş sohbet içinde epey mesafe almışlar. Bir ara adam “hocam Allah günahlara hemen ceza verir mi” diye sormuş. Hoca, “hayır sana belli bir süre verir. Belki bu hatandan tövbe eder ve bir daha işlememeye azmedersin diye” demiş. Sohbet böyle devam ederken hoca “evladım bak şurası müsait, ben şuracıkta namazımı kılayım, sen de biraz dinlen. Sonra da yola devam ederiz” demiş. Hoca az ileride namaza durunca atını emanet ettiği adam ata bindiği gibi kaçmaya başlamış. Çok süratli giderken birden at duruverince adam üzerinden düşmüş ve omzu kırılmış. Acı içinde kıvranan adam atın yularından tuttuğu gibi hocanın yanına geri dönmüş. Kızgın bir şekilde “hoca hoca sen bana yalan söyledin. Hani Allah günah işledikten sonra bir müddet verirdi” demiş. Hoca gayet sakin bir şekilde “oğlum ben yalan söylemedim. Evet, aynen öyle olur, Allah bir süre verir” demiş. Adam, “bak hoca ben atını çalıp gittim, daha yüz adım gitmeden cezamı buldum” deyince hoca, “oğlum bu eski işlediğin günahlardan bir ceza” demiş…
Hikâyeden de anlaşıldığı üzere yapılan haksızlık cezasını mutlaka bulur. Zaman konusunda tasarruf Hakk’ın kendindedir. Haksızlığa uğrayanın hakkını HAKK korur…
Sevgiyle kalın
Nâçâr kalacak yerde,
Dermân ider ol derde,
Nâgah açar ol perde,
Mevlâ görelim neyler. Neylerse güzel eyler.
İbrahim Hakkı Erzurumi Hz.(k.s.)

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar