EĞİTİM SİSTEMİMİZ ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER/İKİ

 Osmanlı’da Umumî medreselerin ilk seviyesi Kelâm okutulan Tecrîd medreseleri ve ardından Belâgat dersinin öne çıkarıldığı Miftâh medreseleridir. Kelâm dersinde itikadî inanç felsefesi, dinin felsefî teorisi, kaza, kader, iman ve dinin aklî delillerle anlaşılması konuları işlenirdi. Belâgat dersi dil bilgisi, yazışma ve şiir sanatı ağırlıklı bir programdı.

Medreselerde dersler sabah erken saatlerde başlar, öğlene kadar dört/beş saat, öğleden sonra -çoğunlukla- ikindiden sonra iki/üç saat ders işlenirdi. Ders sonunda münazara ve mütalâa yapılırdı. Dersler 15. asra kadar Arapça sonraki yıllarda özellikle Arapça-Türkçe şerhler olarak okutuldu. Farsça seçmeli dersti. Dersler taşra medreselerinde dört-beş yılda, Semâniye ve Süleymâniye’de yedi/sekiz yılda tamamlanırdı. Talebe/Danişmend,  diplomasını/icâzetnâmesini başarıyla geçtiği derslere göre alırdı. İhtisas medreseleri olan Semâniye’de ve Süleymâniye’de her medresenin ders süresi altı aydan bir yıla kadar sürerdi.

Medreselerde ders metodu, dedüktif/koşulsuz tümdengelim karakterlidir. Deneye başvurmadan çıkarıma dayanan ezber metot öncelikliydi. Müderrisin anlattıkları ezberlenir ve doğru kabul edilirdi. Bir müderris farklı medreselerde farklı dersler verebilirdi. Müderrisler bazen kendi kitaplarını yazar ve okuturlardı. Dersler mufassal/ayrıntılı veya özet olarak işlenirdi. Her ders için yardımcı ders kitapları tavsiye edilir ve okutulurdu. Uzun yıllar ders kitapları ve müfredatta değişiklik yapılmadan bu eğitim sürdürüldü.

Taşra medreselerinde müderrisin yevmiyesi/günlüğü beş akçeden başlardı. Ortalama bir taşra medresesi müderrisinin yevmiyesi, şöhretine göre on-otuz akçe arasında değişirdi. İstanbul Fatih medreselerinde yevmiye kırk/altmış akçe, Süleymaniye’de yetmiş akçe, Selimiye’de doksan akçe yevmiye ödenirdi. Müderris yardımcısı asistan/muid/danişmendlere müderris ücretinin onda biri ödenirdi. Bu ücret yevmiye üç/altı akçe arasındaydı. Talebelere de bir/iki akçe yevmiye verilirdi. Üç şerefeli medreselerin ücreti yevmiye yüz akçeye kadar yükselirdi.

Fatih döneminde bir altın 3,2 gramdı ve bir dirhem olarak kabul edilirdi. Bir altın 40 akçeydi, II. Selim döneminde bir altın 60 akçe, I.Ahmet döneminde bir altın 110 akçeydi. Bir akçe 1.15 gram gümüştü.

1650’li yıllarda Süleymâniyede bir müderris yevmiye bir altun/120 Akçe alırdı. Bugüne göre hesaplarsak 3.2 gram olan bir altın 360 lira, bir akçe ise yaklaşık 3 liradır. Bir müderris yevmiye/günlük 360 lira ücret alırdı. Aynı yıl etin kilosu 3 akçe/yaklaşık dokuz liradır. Kaliteli bir müderrisin alım gücünün çok iyi olduğu görülmektedir.

Kütahya Germiyan Vacidiye medresesi 1314 yılında açılmıştır. İlk Osmanlı medresesi Orhan Gazi zamanında 1330/31 yılında açılan ve Dâvûd-i Kayserî’nin müderrisliğini yaptığı İznik Orhaniye Medresesi’dir. Yevmiyesi otuz akçedir. Selçukluda Sivas, Kayseri ve Konya medreseleri gelişmişti. Osmanlı’da İznik, Bursa ve Edirne Medreseleri öncüdür. Yıldırım’ın Bursa medreseleri dikkat çeker.

Medreselere resmiyet kazandıran Fatih’tir. Sultan Fatih, kurduğu Fatih medreselerini diğer adıyla Semâniye/Sahn-ı Semân medreselerini sekiz medrese olarak düzenlemişti. Fatih, başta Ali Kuşçu olmak üzere Semerkant’tan ve diğer Türkistan şehirlerinden müderris getirterek medreselerin kalitesini yükseltmiş ve pozitif ilimlerin önemini artırmıştır. Ali Kuşcu, yevmiye iki yüz akçeye Ayasofya Medresesinde müderris olarak vazifelendirilmiştir.

İlk yüksek ihtisas medresesi olan Sahn-ı Semâniye; sekiz feleğe/sekiz cennete nispetle bu ismi almış ve İstanbul’un fethinden sonra farklı semtlerdeki sekiz kilisenin yerine açılmıştır. Bu medreseler sonraki yıllarda Fatih külliyesinin içine alınmıştır. Bu sekiz medrese Hâşiye-i Tecrid, Miftah, Kırklı, Ellili, Hâriç, Dâhil, Altmışlı ve Sahn-ı Semân’dır.

Semâniye medreseleri, Fatih camisi yapıldıktan sonra caminin içerisine alındı, kuzeyine Karadeniz, güneyine Akdeniz medreseleri denilerek ikiye ayrıldı ve her birinin içerisinde dört medrese açıldı. Her medresede bir müderris ve on dokuz hücre/oda toplam yüz elli iki oda yer alırdı. Öğrenci sayısı yüz yirmiydi. Her öğrenciye bir oda verildi, günlük yevmiye olarak müderris 50 akçe, muid 5 akçe, danişmendler 2 akçe alırdı. Semâniyeden önce hazırlık sınıfı/orta öğretim amaçlı tetimme medreseleri eğitim verirdi.

Osmanlı medreseleri Tecrîd, Miftah, Telvih gibi ders olarak okutulan kitap adlarına; 20’li, 30’lu, 40’lu, 50’li medreseler gibi müderrise ödenen yevmiyelerine göre; Hâriç, Dâhil, Sahn gibi medrese statüsüne göre isimlendirilirdi. Yirmili medreselerden altmışlı medreselere kelâm, fıkıh ve belâgat/Arapça temel ders olarak okutulur, bunlara medrese değiştikçe akaid, hadis, tefsir ve mantık dersleri eklenirdi.

Osmanlı medreseleri mesleki konu açısından ikiye ayrılırdı. Birincisi Kadı, müderris ve müftü yetiştiren Umumi medreselerdir. İkincisi Kur’an, Hadis, Tıp ve Astronomi öğreten İhtisas medreseleridir. Anadolu/Taşra medreselerinin çoğu umumi medreselerdir.

Bu medreselerde okutulan bilimler üç guruba ayrılır: 1. Dini-hukuki bilimler: tefsir, kıraat, tecvid, hadis, fıkıh, kelâm 2. Aklî bilimler: felsefe, matematik, astronomi, tıp 3. Âlet/yardımcı bilimler: sarf-nahiv, belâgat, mantık, bedî’,

Her medresede zorunlu derslerin yanında âlet/yardımcı dersleri olarak Sarf, nahiv, mantık, bedî’ gibi belâgat dersleri okutulurdu. Bu dersler talebeye uygulamalı yazma kapısını açmakta, sanat öğretmekte ve şiirle ilgiyi sağlamaktadır. Osmanlı devlet adamlarının sanat dalının her kademesinde özellikle klasik şiirinde başarılı olması, yirmi üç padişahın divan sahibi olması medreselerdeki uygulamalı belâgat dersinin başarısıdır.

Belâgat dersinde Arapça sarf/dilbilgisi-gramer-etimoloji, nahiv/dilbilgisi-morfoloji ve meânî, beyân ve Bedî’ konuları işlenirdi. Arapça Emsile/gramer, Binâ/kelime türetme, kâfiye gibi dersler okutulurdu. Âlet derslerinde Miftâh, Mısbâh [Miftâh’ın Şerhi],  Muhtasar(Belâgat)  ve Telhîs/özet [Arap edebiyatı] Mutavvel [Telhis Şerhi] gibi eserler okutulmaktaydı. Manzum sözlükler dil öğretiminde en mühim yardımcı ders kitabı olarak dikkat çekmektedir. Miftâh dersinde belâgat/dil tercümelerinin nasıl yapılacağı anlatılır ve uygulamalı çeviri/tercüme yaptırılırdı. Tecrîd dersinde ayırma-şerh etme metodu öğretilirdi.

Osmanlı’nın en önemli medresesi Kanuni’nin 1557 yılında yaptırdığı Süleymâniye Medresesi’dir. Bu medrese yüzden fazla hücreye sahipti. Süleymâniye, Dinî ilimler, Tıp/Astronomi, Hadis ve Kur’an/Kurra/Hâfız olmak üzere dört dalda ihtisas medresesiydi. İhtisas Müderrisleri alan uzmanıydı. Doktor, cerrah ve mühendis yetiştirirdi. Fatih,  Semâniyeyi İslâmi ilimler, Din-hukuk, kelâm ve Arap edebiyatı medresesi yaptı. Süleymaniye’ye bunlara ilaveten Rizâyiye/Matematik, Tıp ve Darü’l-Hadis medreseleri eklendi. Süleymâniye, on iki  medresedir:

  1. İbtidâ-i Hâriç / 2. Hareket-i Hâriç / 3. İbtidâ-i Dâhil / 4. Hareket-i Dâhil / 5. Muvassıla-i Sahn / 6. Sahn-ı Semân / 7. İbtidâ-i Altmışlı / 8. Hareket-i Altmışlı / 9. Muvassıla-i Süleymâniye / 10. Süleymaniye / 11.Hâmis-i Süleymaniye. 12. Dârü’l-hadis ki bu medrese en yüksek dereceli medreseydi ve müderrisininyevmiyesi 130 akçedir. Hariç medreseleri temel alt kademe eğitimini sağlardı.

On altıncı asırda İstanbul’da 189 medrese vardır. Bu dönemde Rumeli medreselerinin sayısı 665’tir. Kanunî döneminde 106 medrese faaliyete geçmiştir. On yedinci asırda İstanbul’da 350 medrese vardır. Kütahya’da 15. asır Germiyan döneminde beş, 16. asır Osmanlı döneminde dokuz medrese görülmektedir.

 


Web Tasarım: Arena Ajans