Connect with us

PROF. DR. HÜSAMETTİN İNAÇ

Kolektif Temsiliyet ve Çözümsüz Siyaset : Teorik Bir Çözümleme

Bu köşede ülkemizin ve dünyanın yaşadığı siyasi ve toplumsal krizleri çokça ele almaktayız. Bu krizlerin altında yatan nedenleri sosyo-politik analizler eşliğinde irdelemek, bu makalenin ana temasını teşkil etmektedir. Bu siyasi krizlerin ortak özelliği, krizi çıkaranların zihinlerinde taşıdıkları kolektif temsil ve sembollerdir.  İçinde yaşadığımız toplumun kendine özgü niteliklerine dair toplumun karakteristik ve kendine özgü vasıflarını belirtmeye çalışan kavramlar olarak tanımlayabileceğimiz kolektif temsil ve semboller, hayatın gerçeklerini temsil etmekten uzaklaştıklarında, toplumların birbirlerini anlamalarını zorlaştıracak, yanlış algılamalara ve hatta husumet ve savaşlara bile neden olabilecek bir potansiyele sahiptirler. Toplumun kolektif temsil ve sembolleri gerçek toplumun sadece ‘imajlarından’ ibaret değildir ve aynı zamanda bu kolektif temsil ve semboller toplumun (varsayılan) geçmişi, geleceği ve siyasi tedbirlerle gelişmesini etkileme fırsatları hakkında fikirler içerir.

Ne var ki, pek çok kolektif temsil ve sembolün, bu temsil ve semboller olmaksızın anlaşılamaz olan dünyamızda bizi yönlendirmeye yardımcı olmalarından dolayı çok faydalı olduğunun farkına varmalıyız. Fakat büyük ölçüde yanlış yönlendirici rol oynayan pek çok kolektif temsil ve sembol tarafından kuşatılmış bizler, ihtiyatlı davranmak durumundayız. Kamuya açık tartışmalarımızda bu temsil ve sembolleri gizlemeye çalışmak durumundayız. Zira bu kolektif temsil ve semboller kamusal hayatta manipülasyon, yanılsama ve aldatma aracı olarak kullanılır. Fakat gene de uyanık olmak gerekir. Kolektif temsil ve semboller, baskın olan sembolleri bertaraf ederek paradigmal kaymaya imkân vererek, bir inovasyonun kaynağı bile olabilir. Bu durum teknolojik ve sosyal inovasyon süreçlerini başlatabilir.

Toplumumuzun kolektif temsil ve sembolleri ve farklı zamanlara ait perspektifler arasındaki bağların analizi hayati ehemmiyeti haizdir. Toplumun kolektif temsil ve sembolleri gerçek toplumun sadece ‘imajlarından’ ibaret değildir ve aynı zamanda bu kolektif temsil ve semboller toplumun (varsayılan) geçmişi, geleceği ve siyasi tedbirlerle gelişmesini etkileme fırsatları hakkında fikirler içerir.

Bu çözümlememize pek çok itiraz gelebilir ve birçok önemli soru bu tahlile eşlik edebilir. Farklı kolektif kimlik ve sembollerin, sosyal gerçeklikle aralarındaki büyük ayrışma göz ardı edilemeyecek hale gelse bile, varlıklarını hala sürdürmekle beraber ciddi değişim ve dönüşümlere maruz kaldıklarına şahit olmaktayız. Baskın kolektif kimlik ve sembollerdeki bu değişim, geleceğe yönelik perspektifimiz bağlamında ne gibi imalar barındırmaktadır? Toplumun farklı kolektif kimlik ve sembollerinin bugün, geçmiş ve gelecek hakkında farklı bağlara sahip olduğunu gözlemleyebiliriz. Önemli bir soru ise şudur: Siyasi hayatımızın hali hazır durumuna ve gelecek perspektifine müteallik kolektif kimlik ve sembollerin yanlış yönlendirişine ne işaret eder? Avrupa Birliği’nde (AB) günümüz siyasi parti ve hareketlerinin çoğu, sınırlılık ve kısıtlılık içeren zaman perspektifine bağımlıdır. Siyasi sistemlerin ana faaliyet alanlarındaki zaman perspektifi; göçmenlerin entegrasyonu, enerji tüketiminin azaltılması, artan suçluluk oranlarının düşürülmesi, işsizliğin çözülmesi ya da uluslararası rekabetçi konumumuzun iyileştirilmesi gibi bazı ana sosyal problemlerde etkili olmaktadır. Kuşkusuz bu problemlerin ortadan kaldırılması önemli bir görevdir. Aynı zamanda şu anki mali ve ekonomik krize rağmen, yüksek gelirler daha da artmakta ve gelir dağılımı daha keskinleşmektedir. Buna bağlı olarak, siyasi sistem siyasi sistem yüksek gelirlerin küresel pazarın tarafı olan şahısların bireysel becerilerinin bir sonucu olduğu mesajını yaymaktadır. Daha sonraki analizlerimizden de çıkarımda bulunacağımız üzere, bu söylem mitten ibarettir.

Son 25 yılda bireyci başarı toplumunun düşüşünü izlemekteyiz. Bu gelişmeyi hazırlayan pek çok gelişmeyi tanımlamaya ve betimlemeye çalışacağım. Siyaseten, bu durum hiç yaşanmamış gibidir. Hâlbuki bu düşüş, eğitim sisteminde ve öğrencilerin ekonomik hayatta geleceğe dönük fırsatlara yatırım yapma motivasyonu üzerinde derin etkiler yaratmaktadır. Bu analize karşı çıkan geniş kesimlerin engellemesi neticesinde bu konuya hak ettiği ölçüde eğilmek mümkün olmamıştır.

Siyasal hayatta görmezden gelinmesine rağmen, burada söz edilmesi gereken bir diğer problem de, kolektivist kimlik taleplerinin yarattığı kabaran şiddettir. Bu talepler beraberinde eski nesillerin yaşadığı haksızlıkları telafi ve saygı beklentilerini de doğurmaktadır. Bu kolektivizm tarzının toplumumuzda filizlenmesi masum saiklara dayanmaz. Bilakis kazanmak için hiçbir çaba sarf etmeyen kişilere ödül dağıtılması adil değildir.

Siyasi hayatın ana problemlere indirgenmesi, sığ bir gelecek imajına işaret eder. Pek çok durumda bu imaj, bu kabil problemlerle yüzleşmediğimiz geçmişe ve şu ana yönelmiş bir gelecektir. Farklı Avrupa uluslarına yönelik söylemler, tabiatıyla AB için de geçerlidir. Hali hazır siyasi sınıf, vahim yönetim problemlerini çözme hususunda Avrupalılarla geleceğe dönük bir yüzleşmeye hazır değildir. Kurumlara güven bağlamında, vatandaşlara güven aşılanması için hem ulusal düzeyde ve hem de AB seviyesinde gerekli önlemler alınmalıdır.

Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ

husamettininac@yahoo.com

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar