Connect with us

DR. PINAR YAZKAÇ

RESİMLERLE GEÇMİŞİN İZİNDE KÜTAHYA

Bugün Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde  ‘Geçmişin İzinde Kütahya’ adlı  değerli sanat eğitimci ,suluboya  ressamı Bayram YILDIZ beyefendinin kişisel sergisi Firigya sergi salonunda açılıyor. Üniversitemiz bu sergiye ev sahipliği yapmanın onurunu yaşıyor.

Kütahyada doğmuş olan sanatçıdan biraz bahsetmek istiyorum.Ressam Cavit ATMACA’dan temel resim ve desen dersleri aldı. Ressam Sabri TEZCAN’ın gözetiminde çalıştı ve ressam Ülkü ÜNAL ın yönlendirmesi ile 1971 yılında ilk karma sergiye katıldı. İlk Orta ve Lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Zirai Mücadele ve Karantina Müdürlüğünde memuriyete başladı. Daha sonra kısa adı TÜGSAŞ olan Gübre İşletmeleri Genel Müdürlüğü Kütahya Fabrikalarında İş Güvenliği Teknisyeni olarak çalışma hayatını tamamladı. Bu dönemden sonra sanat çalışmalarını daha da yoğunlaştırdı. Sanatçının tarihe olan ilgisi eserlerine olan ilgisi eserlerinde hissedilmektedir. Eserlerinde eski kent dokularını ve kültür değerlerini yansıtmaktadır. Sanatçı Kütahya Kültür ve Sanat (KÜSAD) üyesidir. Çalışmalarında genellikle Suluboya, guaj, akrilik ağırlıklı karma teknik uygulamaktadır. Suluboya gibi zor bir tekniğin suya ve boyanın pigmentlerine hakimiyetini kişiliği tarih ve kültür birikimini birleştirerek çalışmalarına devam etmektedir. Eserleri İtalyan, Fransız ve Yunan koleksiyonlarında mevcuttur. Ayrıca bazı özel ve resmi müzelerde eserleri sergilenmektedir.    Evli ve iki çocuk babası olan sanatçı Kültür ve Sanat Derneği (KÜSAD) Kurucu üyesi ve İlk Başkanı İnayet YILDIZ ile evlidir. Çalışmalarını kendisine ait BAKEM ART GALERİA daki Atölyesinde sürdürmektedir. Ressam Bayram YILDIZ aynı zaman da 3 dönemdir Kütahya Kültür ve Sanat Derneği yönetim kurulu başkanlığı yürütmektedir.

Sanatında ;Kütahyanın kaybolmaya yüz tutan önemli tarihi yapıtlarını geleneksel Anadolu mimarisindeki ahşap konakları,çeşmeleri,camileri,türbeleri,hanları,medreseleri büyük bir özen ve itina ile suluboya tekniğini başarılı bir şekilde kullanarak eserlerine yansıtmıştır.

Yapmaya çalıştığı ve başardığı mesele aslında şudur;  Üsküdarlı Ressam Hoca Ali Rızâ Beyle tanışma fırsatı bularak “Hoca Ali Rızâ Bey’in talebeliğine kabul ettiği” Süheyl Ünver hocamızın İstanbul’u ve bütün Anadoluyu karış karış dolaşarak resim yaparak  ;Süheyl Ünverin  Hoca Ali Rızâ’dan öğrendiklerini, gezip gördüğü Anadolu, Rumeli, hattâ dünya ülke ve şehirlerinde yaptığı suluboya ve karakalem resimlere aksettirecektir. Tespit ettiği târihî eserleri, câmi, türbe, tekke, müze, hamam, köprülerin yanı sıra beğendiği -bugün ne yazık ki pek çoğu mevcut olmayan- yalı, ahşap konak ve evleri belgeleyecektir. O’nun defterlerinden toplanarak oluşturulacak ev resimleri albümü, Anadolu ve Rumeli sivil mîmârî örnekleri açısından fevkalâde önemli, belgesel bir koleksiyonu ortaya koyabilecektir…”İşte Bayram Yıldız da  Ord.Prof.Dr. Süheyl Ünveri kendisine rehber olarak şeçmiştir.

Ama asıl önemlisi ; sanatçımız Süheyl ünverin Kütahyaya gelerek keşfettiği ve son nefesine kadar oğlum dediği,tabiatın ve tarihin  yaşayan Kütahyalı ressamı ,neyzen ,müzehhip Ahmet Yakupoğlu’nun yolundan izinden gitme mazhariyetini göstermiştir. Yakupoğlu; resimlerinde  öncelikle Kütahya ve çevresindeki tabiatı resmetmiş, kaybolan sokak ve tarihi yapıları günümüze taşıyan bir ressam olarak kültür ve sanatımıza büyük bir hizmet vermiştir.Kendisini adeta Kütahya’ya adamış,tarihine, doğasına,kültürüne hizmet etmiştir. Kütahya’nın dışında başta İstanbul olmak üzere, Konya, Bursa, İznik, Antalya, Amasya gibi bir çok şehirden, artık birer belgesel vasfını taşıyan resimler yapmıştır. Bu çalışmalara ve Kütahya’daki tarihi eserlerin restorasyonlarına maddi ve manevi olarak katılmanın ötesinde fiilen de çalışmıştır.aynı yolda ,aynı metodla giden ressam Bayram Yıldız a Hocaların hocası Ord.Prof.Dr. Süheyl Ünveri’n yetiştirdiği Ahmet Yakupoğlu Kütahyalı ressam   ışık olmuştur.

Ünver, uzun yıllara dayalı çabasıyla, birçok defterde, memleketin tarih, sanat, mimari eserlerini yaşatmak istemiş. Yaşatamayacağını belki için için hissetmiş. Öyleyken, defterlerinde, hem çok alçakgönüllü hem görkemli resim çalışmalarıyla, inceliklerle örülü yazılar, bilgilendirmelerle, bu değeri bilinmeyecek eserleri, yapıları, memleket görünümlerini yarına belgelemiş!..

Tıpkı Ord.Prof.Dr. Süheyl Ünver ve talebesi Ahmet Yakupoğlu gibi Bayram Yıldızın da ortak kaderi ve noktası memleket sevgisi,memleket özlemi ve tarih sevgisidir.Anadolu tarihini,Osmanlı mimari yapılarını,sanateserlerini,ağaçları,mütevaziahşap,toprakevleri,kapıtokmaklarını,kapıları,arastaları,çarşıları,sokakları,camileri,medreseleri,servileri,mezarlıkları,yıkıntıları bile ince bir zerafetle tamamen Türk zevki ile  duyarak resmetmiştir.Bayram Yıldızın resimlerinde; nice güzellikler yok olmakta olan Kütahya, elimizden kaybolup gitmekte olan  hüzünle ve özlemle karışık bir duyguyla harmanlanarak biz seyirciye bir hediye gibi sunulmaktadır.

Geçmişine sahip çıkamayan ,maddi olarak ta emanetlerinin değerini bilmeyen ,sahipsiz yıkılmaya yok olmaya bırakan milletler yeryüzünden silinip gitmeye mahkum olmuşlardır.Sadece milli ve manevi değerlerini değil maddi kültürünü eserlerinive eşyalarını da koruyan ,restore eden, bakımını yaparak onları gelecek nesillere aktaran milletler güçlerini tarihinden alabileceklerdir.

Bu ülkü ile; bu duygu ve inançla hareket eden sanatçımızın eserleri bu sebeblerden dolayı  çok önemlidir ; çünki kültürel mirası taşıma, aktarma ve kayıt akltına alma vazifesini kendine şiar edinmiştir.

Büyük bir kültür, tarih ve sanat ödevini omuzlarına yüklenerek gelecek nesillere de büyük bir kültür mirası bırakmıştır.Eserleri ,bir kentin kimliğini korumak ve yükseltmek amacına hizmet etmektedir.Kimlikli estetik,zarif yaşanabilir bir şehir için örnek bir yaklaşım sergilemektedir.Tıpkı örnek aldığı insan Ahmet Yakupoğlu nun yaptıgı , Rengarenk Kütahya albümü gibi dev bir koleksiyon oluşturmayı başarmıştır.Bir albüm olabilecek özende ve nitelikte suluboya çalışmalarını  bir arada toplanmıştır.

Resimlerinde,tarihi eserlere ve evlere gerçekçi  bir duyarlılıkla  yaklaşmıştır.Geçmiş zamanı,tarihe mal olmuş nice eserleri mistik bir anlayışla ,duyarak,görerek,yaşayarak tuvallerine aktarmış.Resimlerinin konuları,  ağırlıklı olarak  Kütahya dan  sokaklar,evler,çarşılar,camiive türbelerden izlenimlerdir.

Ahmet Yakupoğlu’nun gözünden Kütahya nasıl farklı bir değerde yansımışsa ,Bayram Yıldızın da gözünden farklı yansımıştır…..Örnek aldığı Ressam Ahmet Yakupoğlu’nun neden Kütahya’yı resimlerinde başlı başına konu olarak  ele almasının nedenlerine baktığımızda; BeşirAyvazoğlu  o yılları şöyle anlatıyor; ‘1940-50 li yılarda içgöçün hızlandığı köyden kente göçlerin  harmanladığını  yerlilik kavramının anlamını adeta unutulmuş olduğunu görürüz.  Şehirler, betonarmenin hızla istila ettiği “kent”ler haline gelirken yerlilerini de kaybederek kendilerine her gün biraz daha yabancılaşıyorlar. Bir şehrin yerlisi kalmamışsa, o şehrin kendine has çehresini ve hususiyetlerini koruyacak ve savunacak kimse de kalmamış demektir. Ahmet Yakupoğlu işte bu az sayıdaki “has” adamlardan biridir. “Göz açıp gördüğü gönül verip sevdiği” Kütahya’nın kirnliğini göz göre göre kaybedip kentleşmesine razı olmayan, çılgınca tahribattan ne kurtarabilirse kar sayan “nev’ i şahsına münhasır” bir adam.

Bakmış ki, bütün Türkiye’de olduğu gibi, Kütahya’yı Kütahya yapan güzellikler de büyük bir hızla yok oluyor, sarılmış boyaya ve fırçaya, bu güzellikleri yok olmadan önce tuvaline aktarabilmek için zamanla amansız bir yarışa girmiş. Bu yüzden sanatta yeni eğilimleri, yeni arayışları bir çeşit lüks sayarak, modem resim akımlarından hiç birine iltifat etmemiş, Kütahya’yı bıkıp usanmadan resimlemiş; bir fotoğraf makinesi sadakatiyle, fakat bütün sevgisini, heyecanını ve samimiyetini renkçi paletinde yoğurarak elde ettiği eşsiz lirizmi tuvallerine aktararak, tam kırk yıl…

Yakupoğlu, 1940’ların sonlarında başladığı ve  devam ettiği bu büyük çalışmasıyla, Kütahya’nın şimdi büyük bir kısmı tarihe karışmış olan sokaklarını, camilerini, evlerini, çeşmelerini, hanlarını, hamamlarını, ağaçlarını, dağlarını, derelerini ve tabii insanlarını yağlıboya tablolar halinde süre ırmağından çekip alarak ebedileştirmiştir. Yahya Kemal’in “Gönül isterdi ki mazini dirilten sanat tarihini her lahza hayâl ettirsin” mısralarındaki temennisi, Ahmet Yakupoğlu tarafından Kütahya için hayata geçirilmiş ve şanslı Kütahyalılar, şehirlerinin “kentleşmeden önceki halini yansıtan nefis bir koleksiyona sahip olmuşlardır. Bu zengin koleksiyondan seçme eserler, Ahmet Aydın Bolak beyefendinin himmetiyle Türk Petrol Vakfı ‘tarafından nefis bir albüm halinde Rengarenk Kütahya adlı eserde yayımlanmıştır.

İstanbul Akademideki Feyhaman Duran  ekolünün ve Ord.Prof.Dr. Süheyl Ünver son halkası son temsilcisi  Ahmet Yakupoğlu bugün hala hayayttadır ve Kütahyadadır.Bugün GEÇMİŞİN İZİNDE KÜTAHYA resimleri üniversitemizin sergi salonlarında sergileniyorsa  bu çok önemli bir olaydır.

Sözümü noktalarken;  demek ki büyük üstadlarımızın emekleri boşa gitmemiş…Hala Kütahya’da onların izinde yürüyen ,resmeden kayıt altına alan bir Kütahya aşığı, tarih aşığı  ressamımız Bayram Yıldız var… Onların izinde,yolunda eserler üretmeye devam ediyor ,edecektir de….Kendisini kutluyor sanat hayatında daha nice güzel sergiler kalıcı ve güzel işler yapmasını diliyorum…..İnanıyorum ki bir gün eserleri tarihi bir kent müzesinde bir  koleksiyon olarak bir arada sergilenecek ulusal ve uluslararası düzeyde yerini alacaktır….

Sanata ve sanatçıya destek ve himayelerimiz devam edecektir……Kütahya ya yakışanda budur.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar