Connect with us

DR. PINAR YAZKAÇ

GÖNÜL PINARIMDAN…….YAŞAYAN ÖLMEYEN HAFIZ AZİZ MEHMET DUMLU

Sevgili okurlarım, bugünkü köşe yazımın konusunda  Kütahya’nın mihenk taşlarından en önemlisi olan; maalesef hayatta iken zahiren tanıma fırsatı bulamadığım değerli şahsiyet Mehmet Dumlu Hocamıza yer vermeyi gönülden arzu ettim. Kendileri Kütahya’nın gerçek sahiplerinden, Aziz Mehmet Dumlu…

Onun hakkında bugüne kadar duyduklarım ve okuduklarımdan sonra aslında onu kağıtlara kalemlere sığdıramayacağımı anladım, anladım ama dilimin döndüğünce bana müsaade ettikleri kadarıyla sizlere gönül pınarımdan aktarmayı da yürekten istedim… Hissettiğim gibi, anladığım gibi ve yaşadığım gibi gönül penceremden  yansıtmaya çalışacağım… Eksiğim veya yanlışım olursa şimdiden affola…

Kendisinin kısaca hayat hikayesini sizlere  aktarmak istiyorum; Aziz Mehmet Dumlu Hazretleri Kütahya’da doğmuştur. Baba tarafından soyu Buhara’ya uzanmaktadır. Dedesi Eşref Efendi Nakşibendi şeyhidir. Dedesinin dedesi Hurşit Efendi Buhara’da tahsilini tamamlamış bir Nakşibendi şeyhidir. Soyunda anne tarafından gelen bir manevi çizgi de mevcuttur. Anneanneleri Gülsüm Hanım’ın Eskişehirli Sadık Efendi Aziz Hazretleri’ne biatlı bir Şabani dervişi olduğu bilinmektedir. Mehmet Dumlu Hazretleri ilk eğitimini Kütahya’da yaptı. Daha sonra hafızlık eğitimine başladı. Sekiz ayda Kuran-ı Kerim’i hıfzetti.  Askerlik görevini İzmir Gaziemir’de tamamladı. Askerlik dönüşü kısa bir süre memurluk yaptı. Memurluktan ayrılıp Kütahya Şehitler Camii imamlığına tayin edildi. Müftülük kadrosunda Molla Bey Kur’an Kursu’nda öğretmenlik yaptı.

1953 yılında Kütahya’da Ayşe Hanımla evlendi. Evliliğinden iki oğlu bir kızı oldu. Oğulları Kamuran Bey ve Sacit Bey Kütahya’da ticaretle uğraşmaktadırlar. Kızı Asuman Hanım da evlidir ve Kütahya’da yaşamaktadır. Mehmet Dumlu Hazretleri, eşi ile 47 yıllık bir evlilik hayatı sürdü. Eşi Ayşe Hanımefendi, özenli, namazlarını kazaya bırakmamış bir Hanımefendiydi. 2000 yılında Ayşe Hanım vefat etmişlerdir. Bu tarihten sonra Mehmet Dumlu Hazretleri büyük oğlu Kamuran Bey’le birlikte oturmuştur.

Aziz Mehmet Dumlu Hazretleri tasavvufa ilk olarak Mevlevi Şeyhi Kütahyalı Akif Dede’ye intisab ederek girmiştir. O sırada Nakşibendi halifelerinden Altıntaşlı Hacı Mehmet Efendi’nin sohbetlerine de devam etmektedir. İzmir Gaziemir’de askerlik görevini yaptığı sırada Kadiri şeyhi Sezai Efendi ile tanışır ve onun sohbetlerine katılır.  Askerden terhis olduktan sonra Kütahya’ya dönen Mehmet Dumlu Hazretleri, Altıntaşlı Hacı Mehmet Efendi’nin vefat ettiğini öğrenir. Bunun üzerine kendisinde bir kamil mürşid arayışı başlar. Kütahya eşrafından Elifzade Nuri Efendi vasıtasiyle Uşak’ta bulunan Halveti Şabani Şeyhi Hoca Mustafa Efendi Aziz (Özyürek) Hazretlerine biat ederek Halveti Şabani yolunda tasavvuf eğitimine başlar. Dervişliği çok coşkulu olan Mehmet Dumlu Hazretleri, kısa sürede şeyhinin takdir ve teveccühüne mazhar olmuştur.**

Aynı zamanda Kütahyalı ressam tabiatın ve tarihin yaşayan ressamı Ahmet Yakupoğlu’nun en samimi dostlarından biridir. Ord. Prof. Dr.Süheyl  Ünver’le çok yakın temasları ve diyalogları olmuştur. Edebiyatçı yazar kadın mütefekkir Samiha Ayverdi Hanımefendi ile de gerek Konya da gerek Kütahya’da gerekse İstanbul’da  görüşmeleri ve yakın dostlukları olmuştur.

Kendisini sıradışı bir Hoca hafız olarak nitelendirebiliriz. Çünkü; kendisi sadece  vakit namazlarını kıldıran, camide kuran okuyup vaaz veren bir hoca efendi değil; aynı zamanda Kütahya ile ilgili sorunlara eksikliklere parmak basmış duyarlı ve etkin bir şahsiyettir. Sayısız tarihi eserin tekrar restore edilmesini sağlayarak günümüze ulaşmalarında pay sahibidir. Mesela; Hıdırlık Mescidi, Ana Sultan Türbesi, Sunullah Gaybi Hazretlerinin Türbesi, Yeni Ilıca Cami, Şeyh Salih Efendi Türbesi, Maliye  Nazırı Ali Paşa Türbesi, Eski Hükümet Konağının açık hale gelmesi, Vahit Paşa Kütüphanesi’nin Çini Müzesi  olması, Yenice Han Mescidi, Can Çini Mescidi, Evliya Çelebi Konağı, Şair Şeyhi yani Hekim Sinan bunlardan bazıları olarak sayılabilir. Bu tarihi kutsal emanetlerinde restorasyonu da; Aziz Mehmet Dumlu Hocaefendi ve Ahmet Yakupoğlu’nun emekleriyle gerçekleştirilmiştir. Bu eserlerin ve tarihi değerlerin bir çoğunun restorasyonunda Ahmet Yakupoğlu Hoca’nın büyük desteği ve teşviki olmuştur. Dönemin Belediye başkanı Erdoğan Yavuzlar’ın da katkı ve desteklerinden bahsetmek yerinde olacaktır.

Dumlu Hoca, aynı zamanda çevre ve tabiat dostudur. TEMA’nın fahri üyesidir. Yakupoğlu ile birlikte binlerce çam fidanının dikilmesine bizzat elleri ile vesile olmuştur.

Kütahya ‘da hanımların evlerinden çıkıp; kendi kurduğu  Evliya Çelebi Konağında, İstanbul’dan davet ederek gönüllülükle getirmiş olduğu  tezhip, minyatür,ebru  ve hat ustalarından özel dersler almalarını sağlayarak günümüz Kütahyası’nın sanatkarı bol olmasına, özellikle kadın sanatkarlarının yetişmesinde önemli bir rol üstlendiğine şahit olmaktayız.

“Gelenekli Türk El Sanatlarımız”ın doğru ve güzel bir şekilde öğretilerek sanatkârlar yetişmesine sebep olmuştur. Sergiler açarak adeta bir enstitü gibi hizmet vermiştir. Çini sanatının bugünlere gelmesinde Kütahya çinisinin yayılmasında ve tanıtımında emeği çoktur. Vaktiyle 1955’lerde Metin Çini’de çini tabaklar üzerine hat yazarak başladığı çini sanatının daha sonra ticaretini de uzun yıllar yapmıştır. Bugün Mecidiye Mahallesinde , Yeşil Camii karşısında evinin alt katında 10 metre karelik küçük bir dükkanda başlar çini ticaretine. Şimdi oğlu Kamuran Dumlu aynı geleneği devam ettirmektedir. Kütahya’ da çini ile uğraşan bütün sanatkarları maddi ve manevi olarak  destekleyerek bu günlere getirmiştir.

Yalnız bunlarla da kalmamış, Klasik Türk musikisinin de icrasında büyük emekler vermiştir. Yakın dostu ressam ve neyzen Ahmet Yakupoğlu’nun salı ve perşembe gezeklerine katılıp  musiki sohbetlerine düzenli olarak devam etmişlerdir. Ressam Ahmet Yakupoğlu Hoca’nın gezekleri; musiki icra edilen ve kültürel değerlerin konuşulduğu geleneksel toplantılar idi.

Kütahya’ da sanatın kubbesi olmuş, aşkla sevgiyle himayesiyle tüm gönüllere düşmüştür. Gerek sanat, gerekse siyaset camiasından kendisinin sohbetlerini dinlemeye gelen kaliteli bir topluluktan söz edebiliriz. Sayısız televizyon programında ve konferanslarda, sempozyumlarda konuşmacı olarak “Araştırmacı yazar ve mutasavvıf”, “Hoca Efendi” kimliğiyle dinleyenleri güçlü hitabetiyle ve engin bilgileriyle mest etmiştir.Kütahya’nın en güzel camilerinden Yeşil Camii ile adeta özdeşleşmiştir Dumlu Hoca Efendi…Uzun yıllar görev yaptığı Yeşil Camii’de; cuma sohbetlerinde ve ramazanlarda cami onun sohbetlerini dinlemek için gelen cemaatle adeta dolup taşmıştır. Yeşil Camii’den emekli olduğu gün Kütahyalı Şair Necati Çağrıcı, günün anısına kendisine şu dizeleri ithaf etmiştir;

“Basiretle kaldırdın hep garazları kinleri

Seni minnetle anacak Yeşil Camii sakinleri”

Kendileri saygın, zarâfette ve letâfette, edepte, güzel giyinmede, güzel yemek yemede, güzel oturma ve sohbette örnek abide bir şahsiyettir. Kısaca; Mehmet Dumlu Hoca Efendi, Kütahya’nın sahibi, azizi, piri, sultanıdır…

Kendisini daima geliştiren, okuyan, araştıran, yenilikçi ve çağdaş bir “Hoca Hafız”dan söz ediyorum. Gençlere çalışmayı,okumayı ve zamanın gereklerine uymayı tavsiye eden Dumlu Hoca Efendi, mutlaka sporun ve sanatın bir dalıyla uğraşmalarını kendilerini asıl o zaman terbiye edip eğitmiş olacakları öğüdünü de vermiştir. Kendisinin altı tane torununu da o çizgide, elleriyle yetiştirmiştir. Torunları; onun karakter, huy ve davranışlarının birer aynası olacak  güzelliktedirler. Bu gün onlar Kütahya’da yaşamaktadırlar; torunlarından Rana ve Cana ud, Ekmel kanun, Mehmet Ali tanbur, Elif ud icra etmekte ve Mustafa ney üflemektedir. Kızı Asuman Hanımefendi ve gelini Yıldız Hanımefendi de Kütahya ilinde tezhip sanatını başarılı bir şekilde icra ederek devam ettiren örnek kişilerdir. Asıl işi belki de; insan yetiştirmektir diyebiliriz. Onun felsefesini ; ‘Batmayan Güneş Devam Eden Gölgeler’ adlı kitabından aldığım şu cümleler sanırım anlatacaktır;

Dünya var oldukça İsa nefesli yüce insanlar olacak ve onlar, dikenler içinde yetişen güller misali kokularıyla kendisini tanıyıp sevmek bahtiyarlığına eren müstaid kişilere ademiyyet esrarını anlatacaklardır.

Tasavvuf eğitimi yanında müzik eğitimine de devam eden Aziz Mehmet Dumlu Hazretleri, usul ve makam konularında kendisini yetiştirmiştir. Çok sayıda ilahiyi makam ve usulu ile ezberinde bulundurduğu için ilahiler konusunda araştırma yapan müzisyenlere yol göstermiştir. Mehmet Efendi Hazretleri, Kütahya’da Hafız Müftü İbrahim Efendi’nin talebeliğinde hafızlığı itmam ettikten sonra, İstanbul’da Aksaray Pertevniyâl Valide Sultan Camii’nde, Reis’ül Kurra, Şeyh’ul Huffâz gibi unvanlarla anılan ve o dönemde Beyazıd Camii imam hatipliği görevi yapan Hafız Abdurrahman Gürses Hocaefendi‘den “Mahârec-i Hurûf” ve sair kıraat eğitimini almıştır. Bu süre boyunca Hafız Mecid Sesigür, Hafız Kemal, Hafız Sadettin Kaynak gibi meşhur hafızların okuduğu Kur’an-ı Kerim mukabelelerini takip etmiş, mevlid kıraatlerini de yakından incelemiştir. İlerleyen yıllarda çeşitli vesilelerle, Mustafa Özeren, Muzaffer Ozak, Safer Dal, Ahmet Aydın Bolak, Süheyl Ünver gibi İstanbul’un tasavvuf ve kültür yaşantısının mihenk taşları olan kıymetli zevatla mülaki olmuştur*.

Tasavvufu 21.yüzyıla uyarlayarak İslam dininin hayatımıza doğru olarak girmesini ve yaşanmasına çaba göstermiştir. İnsan olabilmek ademiyet esrarına erebilmenin yollarını tüm insanlığa anlatmaya çaba göstermiştir. Tasavvuf yolunda da çok sayıda talebe yetiştirmiştir.

Dervişliği sırasında, hizmette ve gayrette önde yer alan Mehmet Dumlu Hazretleri, şeyhinin vefatından önce irşad ile görevlendirildi. 1973 yılında vefat eden Uşaklı Mustafa Efendi Aziz Hazretleri’nin Halveti Şabani çizgisini aslına uygun olarak devam ettirmiştir. Kütahya, İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Konya, Kastamonu ve Erzurum vilayetlerinde sohbetleriyle; irfan yolunda istekli olanlara tasavvuf eğitimi vererek hizmeti sürdürmüştür. İrfan yolunda yüzlerce öğrenciyi, nefisleriyle mücadelede gerekli yol ve yöntemleri göstererek, irşad ve ıslah etmiştir.

Aziz Mehmet Dumlu Hazretleri, 27 Ağustos 2011 tarihinde Kütahya’da Cemal Alemine yürümüştür. Naaşı, Kütahya’da, Sunullah Gaybi Hazretlerinin Türbesi yanında, toprağa verilmiştir. Tasavvufta Halveti ekolünün en büyük kollarından biri olarak bilinen Pir Şabani Veli kolunun temsilcisi Mehmet Dumlu’nun izleri ve tesiri hala Kütahya’da devam etmektedir.**

Yolunun devamında; yetiştirdiği talebesi Kütahyalı Mehmet Nuri Efendi’ye Hakk’a yürümeden on üç yıl önce hilafet görevini vermiştir. Uşaklı Mustafa Efendi’den silsile yoluyla gelen emanetleri; Niyazi Mısri Divanı’nı şahitlerin huzurunda Hakka yürümeden üç yıl önce teslim etmiştir.

Mehmet Dumlu Efendi’nin sohbetlerinden ve el yazması notlarından derlenerek; Yrd.Doç.Dr.Ayşe Nur Sır Hanımefendi’nin yayına hazırlamış olduğu; metinlerden hayatta iken yazılmış ve basılmış iki kitabı mevcuttur: Batmayan Güneş Devam Eden Gölgeler (2005), Hiye’l Fani Hüvel Baki (2010). Kendisi yapmış oldukları hizmetlerle, yazdığı kitaplarla ve yetiştirdiği talebeleriyle; gök kubbede hoş bir seda bırakmaya devam etmektedir. Tüm ruhaniyetiyle gönüllerde yaşamaktadır. Sözlerimi onun güzel cümleleriyle sırlamak istiyorum:

  ezelden aşkın ile yanmaktadır bu gönül

 Yandıkça nûruna vuslattadır bu gönül

 Bir âhderûnun zevkini vermez cihân

 Her ande bin âh ile nûruna vuslattadır bu gönül”

Hafız Mehmet Efendi

Kaynakça:

1) Batmayan Güneş Devam Eden Gölgeler ,2005,İstanbul, Hazırlayan: Yrd.Doç.Dr.Ayşe Nur Sır

2) Hiye’l Fani Hüvel Baki , 2010, İstanbul, Mehmet Dumlu Hoca Efendi Külliyatı , Hazırlayan:  Yrd.Doç.Dr.Ayşe Nur Sır

* Mehmet Ali Dumlu ile yapılan mülakat.

**www.halveti.net/06.06.2016.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar