Connect with us

DR. KADİR GÜLER

250. YILINDA KÜTAHYA FİNCANCILAR ESNAFI ANLAŞMASI

Yaşadığımız coğrafyanın en kadim şehirlerinden biri olan Kütahya, Kutlardan Friglere, Kimmerlerden Lidyalılara ve Perslere, Romalılardan Bizans’a birçok medeniyete beşiklik yaptıktan sonra 1074 yılında Selçuklu Emiri Porsuk Bey tarafından fethedilmiştir. Kütahya birkaç defa Bizansla el değiştirdikten sonra 1230’lu yılların başında Emir Hezar Dinârî tarafından Anadolu Selçuklu topraklarına katılmıştır. Fethedildiği ilk tarihten bugüne yaklaşık bin yıllık bir Müslüman yurdu olan bu kadim şehir onlarca medeniyete öncülük etmiştir.

Bugün Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü tarafından Seyitömer’de yürütülen kazılar sonucu şehrin tarihi yaklaşık yedi bin yıl öncesine gitmektedir. Meşhur masalcı Ezop, Frigler döneminde bu topraklarda yaşamıştır. Romalılar devrinde MS 300 yılları civarında Dünyanın bilinen ilk Borsası Kütahya’nın Çavdarhisarına bağlı Aizanoi’de Agora Pazar yerinde açılmıştır.

Kütahya’nın adını dünyaya duyuran sanat dallarının en önemlisi çini ve seramiktir. Osmanlının iki çini merkezinden biri olan İznik 17. asırda faaliyetlerini azaltırken Kütahya çini ve seramikte birinci sıraya yükselmiştir. 1709 yılında III. Ahmet kızı Fatma Sultan için yaptırdığı saraya Kütahya’dan 9500 çini ısmarlamıştır. Bu sipariş Kütahya Çiniciliğinin miladıdır.

18. asırda Kütahya’nın Dünya medeniyetine, ekonomisine ve kültürüne yaptığı katkılardan biri de Fincancılar Esnafı Anlaşması’dır.

Kütahya’da fincancı esnafı usta ve kalfalarıyla iki anlaşma yapılmıştır. Birinci anlaşma H.23 Muharrem 1178/M. 23 Temmuz 1764 yılı Pazartesi günü kaleme alınan Kütahya Şeriye Sicili C.3, 229 numaralı hükümle Kütahya Kadısı Şerif Abdullah ve müderris Seyyid Abdülbâkî Efendi huzurunda imzalandı. Anlaşmayı Fincancılar Şeyhi Ali Efendi ve Ahi Baba Ahmed Efendi ve diğer yedi kişi imzaladı. Bu anlaşma bazı kurallara uyulmadığı için kaleme alınmıştır. Anlaşmadan usta ve kalfaların fazla veya eksik fincan işlediği, kendi başlarına gizlice evlerinde ve başka yerlerde fincan yapıp sattıkları anlaşılmaktadır. Bu birinci anlaşma kaçak üretimi engellemeye ve üretenleri cezalandırmaya yöneliktir ve 34 ustayı, 69 kalfayı kapsamaktadır.

Kütahya Şeriye Sicili’nin 57. sahifesinde yer alan diğer bir hükme göre dünyada ilk toplu anlaşmanın Hicri 4 Safer 1180/ Miladi 12 Temmuz 1766 Cumartesi günü Kütahya’da imzalandığı anlaşılmaktadır. Osmanlı medreselerinde Cuma ve Salı günlerinin tatil olduğu unutulmamalıdır.

Bu ikinci Fincancılar Esnafı anlaşmasının esas anlaşma olarak ele alınmasının sebebi anlaşmaya ilk defa işveren ve devlet temsilcilerinin imza koyması ve ücretleri garanti altına almasıdır. Avrupa’nın ve özellikle İngiltere’nin günde on iki saat, dokuz yaşında çocuk işçi çalıştırdığı bu yıllarda yapılan bu anlaşma Osmanlı dönemi işçilerinin usta ve kalfalarının çalışma sürelerinin ve ücretlerinin daha hakkaniyetli olduğunu ortaya koymaktadır. Anlaşmada önemli bir detay da anlaşmadan sonra izinsiz işyeri açılamayacağını garanti altına almasıdır.

Anlaşma Anadolu Beylerbeyi/Vali Moldovanlı Ali Paşa huzurunda, devlet temsilcisi Anadolu Eyaleti Esnaf Kethüdası Salih Ağa, temsilciler Abdulkadir Çavuş, İbrahim Çavuş ve Dinî teminat olarak da Müderris Muhyizâde Muhittin Efendi tarafından imza altına alınmıştır. Kütahya’da Moldovancı köşkünü yaptıran Moldovyalı/Gagavuz Ali Paşa 1766 Mart ayında Kütahya’ya atandı ve 1767 yılında Konya’ya gönderildi. Ali Paşa’nın huzurunda atılan imzalar çalışanlara verilen hakların her kesim tarafından korunması gerektiğini göstermektedir. Anlaşma 20 kalfa ve 37 ustayı bizzat isimlendirerek sorumlu tutmaktadır.

Anlaşma, Fincancılar esnafının her kademesini ele almıştır. Anlaşmada şakird diye adlandırılan acemi işçilerin ve Kalfaların ücretleri ayrıntılı olarak düzenlenmektedir. Ücretler yevmiye üzerinden ve yapılan/üretilen işe göre ödenecektir. İşçiler bayağı fincan ve perdah, kalfalar has fincan işlemekten sorumludur.

Anlaşma, kaliteli üretimi teşvik etmekte ve kalitenin bozulmasına ceza hükümleri getirilmektedir. Anlaşma, işyeri sayısını belirlemekte ve izin almadan yeni bir işyeri açılmasını engellemektedir. İşyeri açma ancak Esnaf Kethüdası ve fincancı esnaflarının izniyle mümkün hale getirilmektedir. Anlaşmaya göre Kütahya’da 24 çini atölyesi yer almakta ve bu sayının artması engellenmektedir.

Anlaşmada yer alan ücretlerin temel özelliği üretime dönük verilmesidir. İşçi ve kalfa ürettiği kadar ücretlendirilmektedir. Bir acemi işçi 100 bayağı fincan işlerse 24 akçe, 250 bayağı fincan işlerse 60 akçe; bir kalfa 100 has fincan işlerse 40 akçe, 150 has fincan işlerse 60 akçe günlük yevmiye alacaktır. 100 has fincan dört akçeye perdahlanacaktır. Görüldüğü gibi ücretler fazla fincan üretimini/performansı teşvik etmektedir. Ne kadar üretirsen o kadar fazla ücrete dönük bir anlaşmadır. Anlaşmaya uymayan ustalar ve iş yeri sahipleri ölene kadar kürek mahkûmu olarak cezalandırılmayı kabul etmektedirler.

Bu yıllarda Osmanlı’da çalışan kesimler içinde en fazla ücret inşaat işçisine ve kalfasına ödenmekte ve diğer ücretler buna göre ayarlanmaktadır. Bir inşaat işçisinin 30, bir inşaat kalfasının 60 akçe yevmiye aldığı bu yıllarda Kütahya fincancılar esnafının aldığı ücretin yeterli olduğu anlaşılmaktadır.

Fincancılar anlaşmasının ücretlerini günümüzle akçe üzerinde kıyaslamak zordur çünkü Osmanlı’da günümüzden daha fazla enflasyon olduğu bilinmektedir. 17. asrın ortalarında bir okka (1.282 gram) koyun eti 2 akçe iken Evliya Çelebi’nin Kütahya’yı anlattığı 1671 yılında bir okka et 3 akçe, asrın sonunda 7 akçeye çıkmıştır. Kütahya civarında 1487 yılında 30 akçeye satılan bir koyun 1671 yılında 120, 1684 yılında 200 akçeye satılmaktadır.

Fincancılar anlaşmasının yapıldığı 1766 yılında bir okka ( 1.282 gram) koyun eti 18 akçe civarındadır. Günümüze göre hesaplarsak bir kilo koyun eti 14 liradır. Bir işçi 24 akçeye yaklaşık iki kilo et, bir kalfa yaklaşık üç kilo et alabilmektedir. Bugün koyun etinin kilosunu 40 liradan hesaplarsak ve bir işçinin günlük 100 bayağı fincan işleyerek 24 akçe ücret aldığını kabul edersek işçinin 70 lira, bir kalfanın günlük 100 has fincan işleyip 40 akçe ücret aldığını kabul edersek 110 lira ücret aldığını söyleyebiliriz. Bu ücretlerin günümüz ücretlerinden daha iyi olduğu görülmektedir.

Fincancılar esnafı ile yapılan anlaşmanın detaylarından biri de fincancılar esnaflarının kimliğidir. Anlaşma imzalanan atölye sahibi esnafların hepsi Ermeni kökenlidir. Kütahya Ermenileri bu yıllarda çinicilik ve terzilikte ustalaşmıştır. Bu anlaşma Kütahyalı Ermeni ustalarının çini ve seramik sanatına yön verdiklerini ve atölyelerinde kendi ustaları dışında başka ustalara yer vermediklerini ortaya koyması açısından da dikkat çekicidir. Anlaşmada yer alan bazı ustaların isimleri şöyledir:

Artin Usta, Akop/Agop, Kazar,Mardiros, Serkiz, Simeon, Aci Minaz (Hacı Minas), Aci Ohannes, Aci Asador, Aci Karabet,Aci Ohannes Kelekyan/Kelekoğlu, Tulumciyan, Karakaşiyan/Karakaşoğlu, Mıgır Usta, Serkiz, Şirinyan, Kirkor/Krikor, Mardiros, Bedros, Panos Ohanyan, Bogosyan, Etmeciyan/Ekmekçioğlu.

Kütahya’da ismi Müslüman olarak anılan ilk Usta 1865 yılında İstanbul’dan Kütahya’ya gelen Mücellid Mehmet Hilmi Efendi’dir ve Garabet Usta’nın yanında yetişmiştir. Bu Ermeni Ustasının yanında çalışan bir diğer usta Hafız Mehmet Emin Kütahyalı ilk çini ustası olarak kabul edilir. Hilmi Usta’nın atölyesinde çalışan Mehmet Çini Usta, Artin Minasyan/Haci Minas, Karabet ve Kospik Kalos Ustalardan ders aldı. Mehmet Çini Usta, 1922 yılında kurduğu Azim Çini atölyesinde uzun yıllar çiniciliğe hizmet etmiştir. Oğlu Rıfat Çini, Çini müzesinin kurulmasına önemli katkı sağlamıştır. Bugün Hacı Minas’ın atölyesi Akdemirler İşhanı’dır.

250. yılında Kütahya Fincancılar Anlaşmasının araştırılmasına katkı sağlayan G. Kürkman’a, A.Ünsür’e, Rahmetli F. Şahin’e ve bu anlaşmayı ülkemize ve Dünyaya duyuran gazeteci İ. Tunçoğlu Bey’e teşekkürlerle Ve’s-selâm…

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar