“OKU” EMRİNE UYMALIYIZ

15 Şubat 1999… Mart 1999?

Bizim dinimiz “dinle ve itaat et” diye başlamaz.

“Oku. Yaradan Rabbinin adı ile oku” diye başlar.

Ama her ne hikmetse bu kadar ilim, bilim üzerine kurulan bir dinin insanları, itaat etmeyi, birilerine biat etmeyi, kendilerine felsefe edinmiş ve ne okumak ne araştırmak gereği duymuştur. İnandığı güvendiği bir insanın arkasından körü körüne biat etmeyi kendisine felsefe edinmiştir.

İşte bu biat kültürü yıllarca aldanmamıza, yıllarca Müslüman aleminin acı çekmesine fırsat doğurmuştur.

Yine iki kelam eden, bir kaç güzel söz kullanan, ALLAH ile insanları aldatan bir sıfatsızın peşine takılan insanlar, ülkeyi ne hale getirdi. Ne hikmeti, ne mucizesi olmayan, olması da dinen mümkün olmayan bir kişinin peşinde intihara sürüklenen bir toplum…

Ve bu toplumun zafiyetini bilen dış güçler, tapınaklar, masonistler, şövalyeler, çıkar grupları, kapitalizm uşakları ve her türlü kötü hesap içinde olan alçaklar. Bu ülke üstünde yüz yıllardır operasyonlar yapıp ameliyatlar gerçekleştiriliyor.

Ama ülke olarak öyle bir noktaya geldik ki bizim Rönesansımız, bizim Fransız İhtilalimiz, bizim gerçek özgürlük savaşımız gerçekleşti. İlk kez dünyaya yok denilebilecek kadar çok az emsali olan bir görüntü ortaya çıktı.

Bu operasyona dur diyen bir topluluk. İşte bu topluluğun yaptığı bu hamle belki de bu ülke üzerinde operasyon yapanlara dur diyecek bir hamleydi. Artık bu ülke üzerinde ameliyat yapmak o kadar kolay olmayacak.

Bu ülke üzerinde operasyon girişiminde bulunmak isteyenler bir kez daha hatta bin kez daha düşünmek zorunda kalacak. Toplum üzerine düşeni layığı ile yapmıştır. Amma bu noktaya nasıl geldiğimizi unutmamak ve bir daha böyle bir oyuna alet olmamamız için şu biat kültüründen uzaklaşmamız gerekmektedir.

Size yukarıda iki tarih verdim.  Hemen bir yorum yapmadan ve sözlere kanmadan kısa bir araştırma ile bu  tarihlerin ne anlama geldiğini anlayacaksınız. Ama kendi aklınız ve fikrinizle yorumu siz yapın. Nedenini niçinini bir düşünün. Müslüman akıllı olandır. Müslüman uyanık olandır.

Körü körüne inanan ve biat eden değil. Kendinize rehber ararsanız hemen yanınızda bulacaksınız.

KÜTAHYA’DA DEMOKRASİ ŞÖLENİNİ YAŞAMAK

15 Temmuz gecesi özellikle Ankara ve İstanbul’da kendisini sokaklara tankların önüne atanların önünde saygı ve minnettarlık hissi ile eğiliyorum. Kolay değildir ne kadar kutsalınız olsa da canınızı hiçe saymak. Kolay değildir, zamane ejderhalarının önüne çıplak atlamak. Kolay değildir, devasa bir dünya ve gözün görmediği tehlikeye atlamak. Şehit olanlara rahmet, geride kalanlara şifa diliyorum.

Gelelim şehrimize şükürler olsun ki burada aklıselim bir komutan sayesinde hiç bir sıkıntı yaşamadan ilk geceyi atlattık. Ama ilk gece aklım ve hafızamda bir ömür boyu yer edecek sahneler yaşandı. Özellikle Milletvekili İshak Gazel’in gözündeki öfke, İl Başkanı Ali Çetinbaş ın dirayetli duruşu, gençliğin ateşi ile tüm belayı savuşturmak isteyen Ahmet Batur kardeşimin duruşunu hiç unutmayacağım. Kütahya Belediye Başkanımız Kamil Saraçoğlu da aldığı tedbirler ve meydan düzenlemesi ile tam not alanlar arasında.

Kütahya medyasının değerli iki insanını da unutmamak gerekiyor. İlk günden bu yana topluma doğru haberleri ulaştırma çabasında olan iki güzel insan. Mehmet Yaylıoğlu ve Hüseyin Efe kardeşlerim. Size de şükranlarımızı sunuyorum.

İlk gece tüm cesareti ve sabahın ışıklarını görüp görmeyeceğini umursamadan sokağa kendini atanlara selam olsun. Gecenin zifir karanlığı günün ağarması ile birlikte büyük bir yeniden doğuşa sahne oldu. Tam 22 gün oldu. Hala sokaklar sıcak hala inananların dik duruşu var meydanda. Amma işi şova döken, elinde telefon ile fotoğraf çektirmek için gezen, kornaları ile hüzünlü olanları rahatsız edenleri de unutmayacağım.

Bu belanın karşısında tüm millet şucusu bucusu birlikte durdu. Kimse kendine rant sağlamasın.

Artık devletimiz güçlüdür. Başımızda dik duranlar vardır deyip işi onlara teslim etme zamanı, kimse cadı avcılığına soyunmasın. İşine gücüne baksın. Belki de bu kadar lanet bir musibet ilk defa hayra vesile olacaktır. Artık arınmış bir ülke kendi topraklarını yönetecek olan millet ve dış güçlere “hop” denilen bir süreç. Allah bu ülkenin önünü açık eylesin. Âmin…


Web Tasarım: Arena Ajans