ALAETTİN-GÜVEN

BİR ŞEHİDİMİZİN ARDINDAN- ER OL OL ÇOK

“Er ol”mak

Hem de “çok ol”mak

Kolay olunmuyor.

Olursa eğer, o isme eklenen diğer isimler de ulu oluyor büyük oluyor.

Şehit gibi.

Ölümsüz olmak gibi

“Er ol”unursa, “çok ol”unursa ardından da büyük hizmetler geliyor.

Büyük bir millete, büyük bir lider olmuş Başkomutanımız , Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın yanında oluyorsun.

Milletin önünün açılmasında büyük işler yapıyorsun.

Yıllarca büyük kampanyalar düzenliyorsun.

Büyük kampanyalara öncülük ve önderlik ediyorsun.

Millete hizmette “er ol”arak çalışıyorsun.

Başarılı kampanyalarının başarılı sonuçları “çok ol”uyor.

Bir Liderin tanıtımında, bir er gibi ,bir “er ol”arak çalışıyorsun.

Liderimiz Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı

İstanbul tanıyor.

Türkiye tanıyor.

Milletimiz tanıyor.

Dünya tanıyor.

Bu noktada hizmetin “çok ol”uyor.

İşini seviyorsun.

Milletini seviyorsun.

Yoluna devam ediyorsun.

Yanında bir “er ol”arak çalıştığın lider İstanbul’u İstanbul yapmaya çalışırken onun seçim kampanyalarını yürütürken katkın en önde ve “çok ol”uyor.

Umutlar yeşeriyor.

İstanbul hizmet ehli bir lidere, belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğana kavuşuyor.

İstanbul, İstanbul oluyor.

Sen “er ol”arak yoluna devam ediyorsun.

Bu oluşta hizmetin çok “çok ol”uyor.

Aziz Milletimizin, İstanbul’u susuzluktan kurtaran bir liderin

Türkiyeyi hizmet susuzluğundan kurtaracağı,

Çöp dağlarından İstanbul’u kurtaran bir liderin

Türkiyeyi adalet ve kalkınma ile tüm sorunlardan kurtaracağı gerçeğini görmesinde,

sen “Erol Olçok”un katkıları da “çok ol”uyor.

Ve o lider zamanı geliyor başbakan oluyor.

Yanında yine kampanyalarını yürüten “Erol Olçok” oluyor.

Türkiye büyüyor.

Türkiye bulunduğu coğrafyanın umudu oluyor.

Mazlumların ve mağdurların bir lider ülkesi oluyor Türkiye.

Ve ardından Garip gurabanın,

fakir fukaranın ve Allah rızası için kimsesizlerin kimsesi bir adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan doğuyor.

Sen Erol Olçok olarak, ortalıklarda fazla görünmeyen,

kimsenin fazla tanımadığı bir nefer olarak,

bir er olarak sessiz sadasız yoluna devam ediyorsun.

Sonra vakit geliyor.

Millet,hizmetini gördüğü ve tadına vardığı lideri Recep Tayyip Erdoğanı Cumhurun başı Cumhur başkanı,

ve ordularımızın komutanı ve Türk Silahlı kuvvetlerimizin Başında başkomutan olarak görmek istiyor.

Sen yine orda, tanıtım işinin başındasın.

Onunla onun yanındasın.

Aziz şehidimiz!

Görünmeyen kahraman Erol Olçok kardeşim!

Ben de seni Cumhurbaşkanı seçim kampanyasının tanıtım programında yakından tanıyor, yakından takip ediyorum.

Heyacanla ve vakarla dolaşıyorsun Ankara Ticaret Odası tanıtım salonunda.

Bir er gibi.

“Er ol”arak.

Erol olarak.

İşini seven bir delikanlı olarak.

Bir işçi arı olarak.

Ortaya çıkardığın ürünü ve verdiğin emeği,

mahcup ve mütevazı kişiliğinle seyrediyorsun.

Doğrusu sana o zaman çok imrenmiştim aziz şehidimiz sevgili kardeşim.

Haksız da değildim.

Sen hem bir erdin.

Hem de Anadolunun muazzez topraklarının yetiştirdiği, Mehmedciklerden bir Mehmetçik..

Sonra;

millet gerekli oyun üstünde bir oyla Cumhurbaşkanını

ve Başkomutanını seçti.

Sen Başkomutanın bir eri olarak yoluna devam ettin.

İsteseydin milletvekili olabilirdin.

Hep zihinlerden de geçen oydu.

Oysa;

senin en ulvi bir makam,

ve en büyük mertebe şehitliğe göz diktiğini kim bilebilirdi ki; Allahtan başka.

Aziz şehidimiz Erol Olçok kardeşim!

Anadolu, hep başı sıkışanların,

gideceği yeri olmayanların sığındığı topraklar olmuştur bunu biliyordun.

Biliyordun ki, sen de o başı sıkışıp bu topraklara gelenlerdendin.

Bir çerkez beyiydin.

Bu toprakların insanı olarak; bir şeyi daha en iyi bilenlerdendin.

Farklılıklarımızın zenginlik olduğunu çok iyi hisseden

ve özümleyenlerdendin.

Bu toprakların, Haçlı seferleriyle karşılaştığını ve teslim olmadığını.

Moğolların isyanlarını püskürterek bertaraf ettiğini.

Birinci Dünya Savaşında Çanakkale ruhunun uyanışını

ve Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Boşnağıyla, Arabıyla,Tatarıyla, Gürcüsüyle nasıl bir destan yazdığımızı ,

milletçe “Çanakkale geçilmez!” diye haykırdığımızı,

bu ülkenin bir eri, Erol Olçok olarak, en iyi bilenlerdendin.

Tüm bu tarihi gerçekler sende bir şuurdu aziz kardeşim Erol.

Sanki sen kendini bir dünya lideri Recep Tayyip Erdoğanın yanında bu günler için yetiştirmiş,

liderimiz başkomutanımız da seni bu günler için hazırlamıştı.

Son olarak 15 Temmuz günü

bir ihanet hareketinin,

müstevli ruhlu işgal darbesine karşı,

millet olarak soylu direnişimizin de en önündeydin.

Ve Boğaz köprüsünde çanakkale ruhuyla, boğazlar geçilmez diyordun.

Aziz şehidimiz!

Sen kampanyaların Erol Olçoğusun.

15 Temmuzda ihanet ve işgale karşı,

milli iradenin diriliş ve direniş kampanyası olan,

büyük uyanışı da bedenen ve fikren başlatanların

en başında oldun.

Sen sonsuz bir hayata ve ölümsüzlüğe taliptin.

Yani şehitliğe..

Biliyordun şehitler ölmezdi.

Onların bilakis diri olduğunu;

“Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin,

Hayır onlar diridirler,

Ancak; siz sezemezsiniz, kavrayamazsınız.” diyen

Varı da, yoğu da yoktan var eden bir var olan Allah,

bize, mehdi kitabı Kuran’ da açık seçik haber veriyordu.

Bunu da kavramış bir mü’min olarak, sen ölümsüzlüğe koşma

ve ölümsüzlüğü tatma vaktinin geldiğini de biliyordun.

Ve yedi güzel adamdan biri Erdem Bayezidin,

“Ölüm bize ne ırak ne yakın bize ölüm.

Biz ölümsüzlüğü tattık ne yapsın bize ölüm.” dizelerini sanki senin için yazmış gibi 15 Temmuz günü oğlun Tayyip’le Boğaziçi köprüsüne koşuyordun en önde millet adına.

Umduğun oluyordu.

Beklediğin güzel son geliyordu.

Ve sen 15 Temmuz günü, Fetö terör örgütü caniler,

asker elbisesi giyinmiş alçaklar,

aşağıların aşağısı belhüm adallar,

şeref yoksunu çapulcu bir güruh,

vatan haini ve millete ihanet eden kumpas çeteleri tarafından şehit ediliyordun.

Ve talip olduğun peygamberler makamı şehitliğe kavuşuyordun.

Yalnız değildin.

Şehitliğe beraber koştuğun oğlun Tayyip de yanıbaşında olduğu halde meleklerin kanatlarında sonsuzluğa kanat açıyordunuz.

Baba-oğul,şehit oluyordunuz.

Baba-oğul yan yana asude bir hayata yolcu oluyordunuz.

Bir milli kampanyaya canınızla kanınızla öncülük ettiniz.

Siz yürüdünüz.

Millet arkanızdan yürüdü.

Her zaman beraber olduğunuz Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleri ile meydanları dolduran

ve yirmi dört saat milli iradeye sahip çıkma nöbetleri tutan

yüce milletimiz,

bir aya yakındır siz şehitlerinin yolundan kararlı bir şekilde

şanlı ve soylu yürüyüşünü ve direnişini sürdürmektedir.

Dünyadan ahirete kanat açarken son yolculuğunda seni ve oğlunu uğurlamaya gelenlerin başında Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan vardı.

Sana güle güle şehit dostum diyecekti.

Sözün de bittiği yerdi.

Tüm dillerin ortak dili gözyaşıydı.

O da, seni gözyaşı lisanıyla uğurluyordu.

İçine dolan yaşlar ipil ipil dışarıya akıyor.

Bir dünya lideri ardından ağlıyordu.

Ve fazla konuşamayacağım diyerek titreyen sesiyle seni selamlıyor.

Dualarla..tekbirlerle..ve gönlünde biriken hatıralarla seni yad ediyor..

Ebedi istiratgahına yolluyordu..

Sen gidiyordun.

Gözyaşından yağmurlar yağıyordu.

Sen gidiyordun.

Oğlun gidiyordu.

Dünyaya yaşanmış örnek hayatlar bırakarak gidiyordunuz.

Asaletten bir anıt gibi gidiyordunuz.

Sadakattan müteşekkil dağlar gibi gidiyordunuz.

Samimiyet kaynağından akan ırmaklar gibi gidiyordunuz.

Hasbilik merkezli, Allah yolunun yolcuları gibi gidiyordunuz.

Ve Siz önden giden önderlerden oluyordunuz..

Bize ise:

“Ey şehid oğlu şehid isteme benden makber.

Sana ağuşunu açmış duruyor peygamber”

demek kalıyordu.

Bir de, şehadetinden şefaat uman,

umutlu yürekler kalıyordu..

Yolun açık olsun aziz şehidimiz Erol Olçok kardeşim.

Bizi rahat seyret yüce makamından.

Bu aziz millet!

Kararlı bir şekilde:

Tek millet !.

Tek bayrak !.

Tek vatan !.

Tek devlet !.

diyerek ve şehitlerine verdiği sözü yemin bilerek ahdine sadık kalacaktır.

Sana, oğluna ve tüm şühedamıza!..

Binler fatiha..

Binler fatiha..


Web Tasarım: Arena Ajans