BM,FETÖ VE POTANSİYEL TEHLİKELER

Geçtiğimiz hafta “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri: Dünyamızı Değiştirmek için Evrensel Hamle” temasıyla Birleşmiş Milletlerin 71. Genel Kurulu yapıldı. Zirveye damgasını vuran lider, gene Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan oldu. Pek çok ülke lideriyle ikili görüşmeler yapan Erdoğan, dünya liderlerini FETÖ konusunda uyardı ve mülteciler toplantısında Türkiye’nin uyguladığı açık kapı politikasını anlattı. Erdoğan, Joe Biden’ı kaldığı Peninsula Otelinde kabul etti ve ABD’den örgüt elebaşını tekrar istedi.
İçerisinde Rothschild ve Bloomberg’in de bulunduğu ünlü yatırımcılarla New York’ta buluşan Erdoğan’a ilgi inanılmaz bir düzeydi. Öte yandan Zirve’nin en çok konuşulan karesi, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bizzat Erdoğan’ın ayağına gelerek Suriye’deki ihtilaf hakkında bilgi vermesi oldu.
ABD’deki Türk ve Müslüman toplumu temsilcileriyle de bir araya gelen Erdoğan, geçen sene aralık ayında beni de misafir eden TACS (Turkish American Cultural Society) çatısı altında bir buluşma gerçekleştirdi. Başkanlığını Sayın Murat Berk’in yaptığı TACS, Çetin Güzel, İsmail Güzel, Cahit Oktay, Yusuf Necati Özer, Gökbörü Gençosmanoğlu gibi Amerika’da ülkemizi en güzel ve başarılı bir biçimde temsil eden dostlarımızın katkılarıyla çok verimli hizmetler ifa ediyor.
Genel Kurulun ardında bıraktığı en önemli mesaj, Cumhurbaşkanımızın “dünya beşten büyüktür” sloganıyla tüm Birleşmiş Milletleri oluşturan ülke devlet başkanları, Genel Sekreter ve ABD Başkanının yüzlerine karşı haykırarak bu örgütün hakkani ve adil bir yapıda olmadığı gerçeğini seslendirmesi oldu. Genel Kurulun hiçbir savaşı durduramadığını, dünyaya huzur, barış ve istikrar getirmesi beklenen yapının ancak dünyada ekonomik ve siyasi ağırlığı olan ülkelere temsiliyet hakkı verilmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti Cumhurbaşkanı Erdoğan.
İkinci Dünya Savaşı’nın beş kazananından (winners of five) müteşekkil Birleşmiş Milletlerin yirmi ülkeden oluşan bir Genel Kurula sahip olması ve gerekirse bu daimi üyelerin dönüşümlü olarak el değiştirilmesi önerilmekte. Lakin Örgüt şu an veto hakkına sahip olan beş daimi ve on beş geçici daimi üyeye sahip bulunuyor. Sanırım bu yapının değişmesi için yeni bir dünya savaşının beklenmesi gerekecek.
Amerika’da bunlar olurken, ülkemizde hiç de iyi gelişmeler yaşanmıyor. Yenikapı ruhu önemli ölçüde kaybedilmiş, ulusal birlik kutuplaşmayla zehirlenmiş ve 15 Temmuz heyecanı yerini tehlikeli bir rehavete bırakmış görünüyor.
Ana muhalefetin OHAL çerçevesinde kabul edilen KHK (kanun hükmünde kararnameleri) Anayasa Mahkemesine götürmesi, FETÖ ile mücadeleyi sulandırarak mağduriyet edebiyatı yapmaya başlaması ve örgütün siyasi kanadında uyuyan hücreleri harekete geçirmesi büyük bir talihsizlik olarak siyasi tarihimizdeki yerini aldı.
Öte yandan Abdülhamit’le Atatürk üzerinden toplumun bölünmeye çalışılması, şortlu kıza bir şizofrenin saldırısı üzerinden 28 Şubatın irtica söyleminin hâkim kılınması ve “at izinin it izine karışması” söylemi üzerinden Fethullahçı teröristlerin aklanmaya çalışılması da cabası.
Dünyanın en prestijli yatırımcılarıyla görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanımıza bir misilleme olarak – sicili bozuk bir rating kurumu olan – Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düşürerek “yatırım yapılamaz ülke” kategorisine düşürmesi, ABD’nin açıkça ve alçakça YPG ve PKK’ya silah yardımı yaptığını deklare etmesi, Fırat kalkanı Operasyonu’nun Rakka’da akamete uğraması ve FETÖ mücadelesinin başarılı bir kamu diplomasisi üzerinden dünyaya anlatılamaması da uluslararası problemlerimiz…
Yapılması gereken, Fethullaçı alçakların mağduriyet edebiyatı üzerinden yaptıkları algı operasyonuna aldırış etmeden ve 15 Temmuzda aramızdan ayrılan 241 şehidimize ihanete fırsat vermeden bu menfur terör örgütüyle mücadeleyi daha azimli ve daha aktif bir biçimde sürdürmek olmalı…

Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ
husamettininac@yahoo.com


Web Tasarım: Arena Ajans