SENİN DE,ODUNUNUN DA, EŞEĞİNİN DE

Emet deresinde bir söz vardır, derler ki: “Dağ adamı, hasta eder sağ adamı!..”
Bugün yazacağımız hikaye ve tespitlerimizde sadece dağ adamının değil, okudum diyen bağ adamlarının da sizleri hasta edebileceğine işaret hikayelerden biridir.

Efendim, geçmiş mi geçmiş zamanlardan birinde şehirlinin biri tatilini bizim Azant (Umutlu) dağlarında, yaylalarda geçirmek istemiş. Hava da güzel olunca şöyle ormana doğru bir yürüyeyim demiş. Ora senin, bura benim derken bir de bakmış ki orman içinde bir hayli yol gitmiş.. Yorgunlukla yaptığına pişman olmuş.İleri gitse nereye gidecek geri dönse o kadar yolu ayağı yemiyor!!!. Adamcağız tam da;”ulan ben ne yaptım, şimdi nasıl geri döneceğim?..” diye kaygıya kapılmışken bir de ne görsün, az ötede elinde baltası, nacağı ile bir köylü bir yük odun yapmış, onları eşeğine yüklemeye çalışıyor. Hemen köylünün yanına yanaşarak:

-“Selamınaleykûm hemşehrim, kolay gelsin” Bu odunları Emet’e götüreceksin herhalde hemşehrim?..”
Köylü:
-“Aleyküm selam.He ya, Emet’E götürüp satacağım…”
Adam:
-“Kaça satacaksın hemşehrim?…”
Köylü:
-“On liraya…”
Adam:
-“Hemşehrim, bak sana ne diyeceğim. O odunlar yerine Emet’e beni götür, sana aynı parayı ben vereyim. Hem ben o odunlardan daha hafif çekerim, hayvanın da çok yorulmamış olur…”

Bu teklif karşısında köylü şöyle bir düşünmüş ve adamın teklifi makul gelmiş:
-“Peki, tamam. Hadi eşeğe bin o zaman…”
Fakat, adam tam eşeğe binmeye çalışırken köylünün birden kafası karışmış ve:
-“Bir dakika!..” deyip adamın eşeğine binmesine mani olmuş. Adam “ne oldu şimdi hemşehrim?..” deyince de:
-“Ben seni şehre götürürsem, o zaman benim bu odunlar ne olacak, ben şimdi bunu anlayamadım..” diyerek tereddüdünün sebebini kendince itiraf etmiş.
Şehirli adam da:
-“Yahu hemşehrim, bak ben sana beni Emete götürmen karşılığında bu odunların parası kadar para veriyorum ya!..” deyince köylü de:
-“Ha, tamam, tamam! Şimdi anladım, hadi bin eşeğe!..” demiş.
Adam eşeğe binmiş, köylü de eşeğin yularını tutmuş, tam da yola koyulmak üzerelerken köylü yine durmuş ve geriye dönüp kafasını kaşıyarak odunların olduğu tarafa doğru bakmaya başlamış. Bunun üzerine şehirli adam da:
-“Yine ne oldu hemşehrim, niye durduk?!..” deyince köylü de:

-“Yahu bey, iyi güzel de şimdi bu odunlar ne olacak, ben bu işi tam anlayamadım?..” diye cevap vermiş. Şehirli bu defa sesli bir “la havle” çekip:

-“Bre hemşehrim, sen bu odunları Emet’e götürse idin kaça satacaktın?..”
Köylü:
-“On liraya!..
Şehirli:
-İyi ya işte! Ben de sana on lira veriyorum. Beni şehire götür, sonra gel bu odunları da götür, bir on lira da buradan alırsın işte!..” diyerek durumu yeniden izah etmiş. Köylü bu sefer daha mahçup bir şekilde:
-“Doğru söylüyorsun bey, bak ben bunu böyle düşünememiştim…” deyip yeniden yürümeye başlamış.
Şehirli adam ise yorgunluğunun üzerine bir de böyle bir laf anlamaza çatmaktan bezgin ve içinden “yine de durumu bu kadarla toparladığıma şükür” diye geçirirken köylü eşeği yeniden durdurup yine geriye bakmaya başlamaz mı?
Şehirli adam dayanamayıp:
-“Yine ne oldu hemşehrim?..” diyerek korkuyla sorunca, köylü de:
-“Yahu bey, ben şimdi seni Emet’e götürüyorum, bunun için de senden on lira alacağım. Buraya kadar herşey iyi güzel de, peki ya benim odunlarım?.. Şimdi onlar ne olacak, işte bu iş benim kafama bir türlü yatmıyo!..” diyerek söylenmeye başlamış. Bunun üzerine de öfkeyle eşeğin üzerinden inmiş ve:

-“Ulan, senin de, odunun da, eşeğinin de…” diye de köylüye saydıra saydıra hırsla yaya olara yola koyulmuş!..
Adam söverek oradan uzaklaşırken, bizim köylü arkasından bağırmış;
-“Ne kızıyosun beyim. Demem o ki, bizim ODUNLAR ne olacak?”

* * *

Ne diyelim, mantık başka şey, okumak başka,cahillik bambaşka
Fakat, şimdi bu hikayede her ne kadar köylü cahil adam rolünü oynamış olsa da, unutmayalım ki, gerçek hayatta okumuş adamların içinde de “hani benim odunum!” diyecek ve mehlemönlerin de bağıracak “ODUNUMDA ODUNUM” diyecek adamların sayısı hiç de az değildir.!..

Bölge cezaevi dersin Emet’e yapılırsa enaz 200 personel çalışır, iaşeleri,ekmekleri burdan alınır. Ziyaretçisi gelir turist gibi memleket kazanır. Kolluk kuvveti gelir nüfusa katkı sağlar…
Derki; “İyide bir çuval hırsızı uğursuzu teröristi ne diye Emete doldurcan cezaevi yapmakla “der…
Sen yapamıyorsan dışarıdan gelen paralı işadamları yapsın. Arsa ver, otel kursun,arsa ver fabrika kursun, arsa ver yatırım yasın…
Derki; “İyide niye satıyoruz toprakları, geri alamayız .Dursun böyle der, milleti göçe yönlendirir.Üstelik adam adam konuşurkende “Yatırımcı gelmeli diye diye…” E be Müslüman yatırımcı senin kara kaşına kara gözüne mi gelecek?Yosa mehlemönü çeneni dinlemeyemi?
Dere mahallesinin okulu noldu dersin,yıkmayı biliyorla;yapmaya gelince kıvırıyorlar dersin… “Ne gerek var,her yer mektep,gitsin öbür okullara der…
4. Toki konutlaşma.Ev alamayacak insanlar için iyi hizmet dersin;” Ne gerek var inşaatçılar ne kazanacak “der.Sanki 3. Tokiye taşınan 364 kişi ayrı ayrı ev yapabilecekmiş gibi.

Emet belediyesi derin sondaj yapacak.Emet’in termal haritasını çıkarıyor. Bilimsel çalışmayla turizm master planımıza öncülük ediyor dersin;” İyide Emet’in altını oyacaklar.Emet’in altını üstüne getirecekler. Depremi tetikler, yıkacaklar Emet’i “der… Başka memleketlerde 2000 lerde 3000 ‘lerde yapılan sondajla hala deprem olmadığını anlatamazsın.( Hani bazende bırak ülen altı üstüne gelsin… Belki alt daha iyidir dedirtircesine!!!)

Velhasıl ne desen, “İyi tamamda…” diyerek Odunum diyen köylüyü aratmaz.

Allah kimseyi böyle ODUNUMDA ODUNUM diyen adamlarla karşılaştırmasın…


Web Tasarım: Arena Ajans