YAKUPOĞLU’NUN KÜTAHYASI/ MEKÂN VE İNSAN

Ahmet Yakupoğlu’nun Aziz Hatırasına
Şehre değer katan ustalar aramızdan birer birer ayrılıyor. Şehrimizin son büyük ustası, Kütahyamızın Ahmet Abisi de elvedâ dedi, şehrine ölümsüz bir isim bırakarak. Şehirlerden bir şehir, eski ama eskimeyen kadim şehirlerinden biri olan Kütahya’yı kendi yetiştirdiği ve ürettiği değerlerle yaşattı, yaşatmaya devam ediyor.
Bu şehre, nefes aldığımız bu evlere ve konaklara gönül gözünden gören sanatkârın değerleriyle bakmağı, yaşadığımız şehirlere gönül aynasından bakmayı ondan öğrendik, mekânlar Rahmetlinin aynasından tecelli etti. Ahmet Abi, O’nu anlattı, O’nu çizdi ve O’na, Aşk’a kavuştu.
Yakupoğlu’nun insan odaklı konakları ve evleri eşyânın sırrını duymamızı sağlıyordu. O, insanı insan yapan hasletleri yaşadığı, misafir olduğu, çevresinde dolaştığı gizemli konaklarda ve evlerde hissetmiş ve keşfetmişti. Ruhuna esrârengiz ahenkler katan Ney ve Rebab eşliğinde Kütahya evlerini ve konaklarını bunun için resmetti.

Yakupoğlu’nun evleri bizdendir, bize aittir. Fakiri de bellidir zengini de. Okuyanı da bellidir, sanatkârı da… Behdi Çayı başında yer alan Mevlevi neyzenbaşı Mustafendi’nin damadı saatçi ve fotoğrafçı Ahmed Münip Efendi’nin üç katlı evi, Hıdırlık eteklerinde yer alan İki Kuyular semtinde ressam Ahmet Duygu’nun yetiştiği yüksek bacalı ev, Şabanların İbrahim’in önlük evi altında Hisarlı Ahmed’in musıki ticarethânesi geçmiş değerlerimizin yaşamaya çalışan hatıralarıdır.
Çarıkçı evi, Hacı Ahmed Ağa evi, Hikmet Alabay evi, Sucukların evi, Çalışkan Mustafanın ev, Ördekçilerin Ömer Efendi evi, Maariflerin ev, Parasızların ev, Şeyh Bedrettin oğlu Kütüphane Müdürü Hamdi Aydın’ın ağabeyi Seyfeddin Efendi’nin evi, Kelerler mahallesinden marangoz ustası Ömer Kalfa evi, yine Kelerlerden Mehmet Bey evi, Ferit Doğlar evi, Binnaz Abla Evi, Özbek Aralığında Bayrakların Ev, Rahmetli Usta’nın şehri ne kadar içselleştirdiğinin delili olan evlerdir.
Yakupoğlu’nun evleri geleneksel kırmızı aşı boyalı ahşap evlerin izlerini taşır, çünkü bu evler açık sarı renkli taşlarla uyumludur. Bu evlerin çoğu sokağa açılmaz, bahçeli küçük avlular içindedir ve Çıkmaz sokakların koruması altındadır.
Yakupoğlu’nun evleri kimliklidir, şehrin nüfus tapusudur. Evler isimlerle, mesleklerle, işyeriyle anılır. Eliflerin koca ev, Mevlevi Hamdi Çelebi evi, Kulaksız evi, Saraçların evi, Emin Toktar evi, Aşçı Hacı Osman Buharalı evi, Sabri Cantürk evi, Bekir Arıoğul’un baba evi, Ressam Hakkı Ermumcu evi şehrin derin kültürünü aksettirir.
Kütahya evlerinin bir kısmı divânhâneli evlerdir. Kemerli kapılı, Cumbalı, Cihân-nümâlıdır. Bazıları selamlıklı, şadırvanlı, alçı pencereli turalı duvarlıdır. Evler, çift kapılıdır, Çıkmalı ve abdestliklidir. Bazısı mazgallı, silahlıklı, Fransız ampir üslupludur. Usta’nın resmettiği Hacı Efendilerin evi, Karadonlu Kağıtçı Mahmutgillerin evi, Taharlar evi, Aşağı Hisar Karbölenler evi, Yardımzade evi, Rıfat Dede evi, Mütesellim Recep Ağa evi, Kasap Islıkçının evi, Kütüphane Müdürü Hamdi Aydın Evi/Koşut müzesi hepsi şaheser.. Kurtların evi, Mavılar’ın Nâfiz Bey evi, Kasap Kara Mehmed’e ait ev, Akşehirlilerin Ekremin ev, Pirlerde Meydan İmamlarının Evi, Saatçi Mustafendinin evi, Keleşlerin Halil Ağa evi…

Yakupolu’nun evleri eliböğründeli, çıkmalı evlerdir. Aşı badanalı, Ahşap kemerli, odalar ana duvara yaslı yazlık bahçeye nâzır divanhanesi olan evlerdir. Kâgir tonoz ahşap tura duvarlı, karkas, tuğla ve kerpiç dolgulu birbirine yapışmış yapılardır. Bahçivan Süleyman Ağanın evi, Saraçların ev, Ellezlerin Fevzi Efendi’nin evi, Binbaşıların ev, Mevlevi Hamdi Çelebi evi, Hacı Ahmed Ağa evi, Dübek’te Öğretmen Abdullah Azmi Bey evi, Dübek mahallesi Yörükbeyi Cevad Bey evi bu çeşit özellik taşıyan evlerden bazılarıdır.
Onun evlerinden ahşap hatıllı kerpiçle ya da moloz taşla yapılmış, üst katları ahşap malzemeyle yapılarak araları kerpiçle doldurulmuş çivit mavisi, beyaz, yeşil sarı evlerden bazıları da şunlardır: Hacı Efendilerin Ârif Ağa evi, Sirken Aralığında Faruk Arabacı’nın Cumbalı evi, Aşağı hisar duvarları üzerinde Karbölenlerin evi, Cemaleddin Aralığı Muallim Haydar Taşer Beyin evi, Hisar altı Mahmud Hoca evi, Abacılarbaşı Şabanların İbrahim Önlük evi gibi…
Yakupoğlu evlerle birlikte anar Kütahya’nın dillerden düşmeyen lakaplarını; Tarakçılar, Hekimanlar, Şahanlar, Behçetler, Kırbaşlar, İrebişler, Tavalılar, Bayraklar, Mavılar, Ellezler, Zemmeliler, Keleşler, Paşalar, Ebeler, Koca İsmailler Yakupoğlu’nun kullandığı yöresel lakapların meşhurlarıdır.
Kütahya’nın ne kadar bizden olduğu konaklarından bellidir. Konak Türkçe bir kelimedir ve bu coğrafyanın kimliğidir. Yakupoğlu konaklarının en özeli II. Yakup’un Germiyan konağı’dır. Hükümet konağı, Dilsizoğlu Konağı, Pamuk Dedelerin Konağı, Hacı Necati Erkunt Konağı, Bakkal Davut Ağa Konağı, Ahırardı Tüfekbaşı Konağı, Mevlevi Rıfat Efendi Konağı, Elifoğlu Konağı, Cihannümalı-Selamlıklı Şadırvanlı Hekim Salih Efendi Konağı, Cumartesi Pazarı civarı Çamlıbahçenin karşısında yer alan bodrumlu kırmızıya çalan kiremit renkli aşı boyalı Dülgerlerin Konak diğer dikkat çeken konaklardandır.

Eski konakların dış cephesinde bizim ‘aşı boyası’ dediğimiz bordo renk boya çok kullanılıyor. Kızıla yakın bir bordo da var, kahveye dönük olanı da. Aslı demir oksit olan bu karışım için İstanbul Boğazı’na has bir renk derler.

Aşı boya ilk renkli boyalardan biri olarak kabul edilir. Kaynaklara göre Amerikan yerlileri kışın soğuktan, yazın böcekten korunmak için kendilerini bu boyayla boyarlarmış. Kuzey Amerika’yı istila edenlerin, yerli halka `kırmızı (kızıl) hintli` veya “kızılderili” deme sebepleri de buymuş. Kızılderili argo kabul edildiği için pek tercih edilmez hintli tabiri kullanılırmış.

Hintli denilmesinin sebebi de Kristof Kolomb’un Amerika’nın doğu sahiline ulaştığında burayı Hindistan, yerlileri de Hintli sanmasından dolayı imiş. Klasik dönemlerde dünyanın en iyi aşı boyası Sinop şehrinden gelirmiş ve içeriğinde Osmanli beziri, oksit sarı, kırmızı aşı ve neft bulunurmuş.

Yakupoğlu her renkten ve üsluptan farklı konakları da resmetmiş. Selmanların Cihannümalı konağı, Musalla başındaki konak, Cumhuriyet caddesindeki Sinan Bey Konağı, Paşaların Ergen Bekir Bey Konağı, Karadonlu Aralığında yer alan Saffet Bey Konağı, Agah Konağı, Kobak caddesindeki Germiyanlı Hacı Derviş Ağa Konağı, Üftadeoğlu Konağı, Defterdar konağı, Germiyanlı Ethem Paşa Mâlikânesi, Meydan mahallesi Mürüvvet Hanıma ait Âgah Konağı, Ebelerin Konak, Tüfekçibaşı konağı, Cemledin aralığında yer alan Tarakçıların Ali Paşa Konağı dikkat çeken konaklardır.

Yakupoğlu ev ve konakları çok değer verdiği isimlerle birlikte anlatır. Her mekân, her ev ve her konak şehrin sevilen, sayılan, tanınan, Kütahya ile özdeşleşmiş isimlerden oluşur: Nurettin Çanakoğlu Hoca, Ömer Kalfa, Mevlevi Saatçi Akif Dede, Saatçi Mustâfendi, Mustafa Bilge ve Hüsniye Yenge, Hacı Halil Onbaşı, Şükrü Karaturp, Hacı Mehmet Özbilen, Bakkal Sağır Ahmet Öğüt Efendi, Karabacak Ahmed Ağa, Koca Arifler, Malûl Ali Onbaşı, Şemseddin Güvey, Tuncer Türkkan, Hisarlı Ahmet, Muallim Cemil Tuğcuoğlu, Zeybekçi Halid Şeran, Zeybekçi Gemiş Rıza Efe, Fuat Paşa, Ahmet Gürel, Nuri Germiyanoğlu, İzzet Çay, Zabit Katibi Behçetin İsmail, Fuad Ağarılı, Öğretmen Mahmud Şenay, Erhan Altıntaş, Şair Necati Çağırıcı, Lütfü Efe, Şeyh Ebubekir Dede, Tuna Müdâfîi Hüseyin Paşa, Porsuk Bey Yakupoğlu resimlerinin bize hediyesidir.

Usta’nın insan ve isim profilinde inanç ve Kütahya’ya hizmet değerleri hâkimdir. Elifoğlu Nuri Efendi, Rufâî Dervişi Hasan Dede, Belediye Fen İşleri Müdürü Bekir Dumlu, Çarıkçı Hacı Abdullah, Kuyumcu Demokrat Şerafeddin, Asalılardan Yağcı Hacı Abdullah, Paşaların Ergen Bekir Bey, Delilbaşı Talip Paşazâde Sâdık Bey, İmam Şeyh Bekir Efendi, Hamdi Özeren Çelebi, Remzi Koçak, Eşref İçer, Mustafa Yeşil, Hamdi Aydın, Hâfız Halil, Ahmet Hız, Nakkaşın Hafız Tevfik Hoca, Talat Bahşi, Oktorvacı Hâfız, Apili Yavaşçı Mehmet Efendi, Meşhur Islıkçı Kasap, Saffet Bey’in kızı Nâdire Hanım ve Damadı Şekerci Hacı Şükrü, Abdurrahman Karaa, Kunduracı Mahmut Usta, Hâfız Halil, Hafız Ahmed, Ahmed Özağaç, Aşık Nuri Çavuş, İmamoğlu Mehmet ağa, Ömer Bârî, Hâfız Ali Rıza Hoca, Çiyanzâde Nûri Efendi, Süleyman Altıntaş, Muallim Haydar Taşer Bey, Hekimhanların Mehmed, Mahatlı Hacı Ali, Turşucunun Ahmet Dölen, Merkezzâde Nurullah Kılınç, Nalbant Ustası İsmet Usta, Ablası Rukiye Hanım, Halil Dikmen, Feyhaman Duran, Samiha Ayverdi Hanım, Süheyl Ünver, Dürdâne Ünver ve Gülbün Mesara ve son yıllarda aldığı her nefesi hisseden Manevi kızı Havva Sökmener Yakupoğlu’nun bize hatıra bıraktığı diğer isimlerdendir.

Şimdi Kütahya’ya düşen asrın bu büyük Ustasından hatıra kalan evleri ve konakları unutturmamaktır. Zikrettiği evleri ve konakları Kütahya’nın zenginliği içerisinde muhafaza etmek, bu mekânlara işlerlik kazandırmak bu şehrin vazifesidir. Bahsettiği isimleri çeşitli etkinliklerle anmak, her ismi cadde ve sokaklarımızda yaşatmak şehrin borcudur.

Ustam; emanetin emanetimizdir. İnsan’ın nasıl yaşaması, nasıl düşünmesi, nasıl çalışması gerektiğini kısaca hep Hz. İnsan’ı çizdin, yazdın, anlattın ve örnek oldun. Eserlerin defterini hep açık tutacak be Koca Usta… Allah’ın rahmeti üzerine olsun, Son Mekan’ın Cennettir İnşallah V’es-Selâm….


Web Tasarım: Arena Ajans