ŞÜKRÜ-ATAKAN

KÜTAHYA’NIN EN BÜYÜK SORUNU!

Ülkemiz için en büyük sorun TERÖR, ilimizde ise İŞSİZLİK. 1950’li yıllarda merkez nüfusumuz 17-18 bin civarında idi. 1950-60 Demokrat Parti iktidarı döneminde, Azot ve Şeker Fabrikaları ile Termik Santrali devlet eli ile yapıldı. Özel sektör kiremit, tuğla, çini fabrikaları, kereste atölyeleri kurdu. Civar iller Eskişehir, Uşak, Afyon’dan kalifiye işçi akını başladı. Kısa zamanda nüfusumuz önce 50 bin daha sonra ise 100 bin oldu. Kamu ve özel sektör yatırımları artması ve Dumlupınar Üniversitesi’nin kurulması ile birlikte nüfusumuz sürekli olarak artış gösterdi. Merkez ve ilçelerimizin toplam nüfusu 700 bini buldu. Nüfusumuz arttıkça, milletvekili sayımız da 7’ye kadar yükseldi.

Azot, Şeker, Gümüş ve Kümaş fabrikaları ile elektrik santralleri özelleşince, buralarda çalışan işçi sayıları ciddi şekilde azaldı. Kalkınmada öncelikli yöre kapsamına alındık. Ancak Organize Sanayi Bölgesi’ne yeterli sayıda yatırımcı gelmedi. Eczacıbaşı, Toprak, Arçelik, otomotiv sanayi yan kuruluşları ile İspanya’nın büyük beyaz eşya devi Fagor için, “gelecek, geliyor, geldi” denildi. Gelgelelim ki bu iddiaların hepsi asılsız çıktı. Siyasiler ve yöneticilerimiz, “ilimiz yatırımcılar için cazibe merkezi olacak, göç veren ilimiz artık göç alacak” diye beyanatlar verdiler. Fakat bunun da aslı çıkmadı. Sermayesi halka açık olan ve büyük umutlarla kurulan Kütahya Çimento fabrikası (KÜ-BLOK) ve tekstil fabrikaları ile diğer bazı aile şirketleri bekleneni veremedi.

Hali hazır durumda en büyük yatırımcı ve işletmeci porselen, seramik, cam, vitrifiye, ambalaj fabrikaları ile Güral ailesinin fertlerinin şirketleri oldu. Gürallar’a ait fabrikalarda resmi olmayan ancak benim tahmin ettiğim rakamlara göre yaklaşık 10 bin kişi çalışıyor. Ortalama bir hesap ile bu rakam, aileleri 3’er kişiden hesaplarsak 30 bin insan eder.

Devlet ve özel sektör eli ile yapılan hizmet ve yatırımlar azalınca, nüfusumuz sürekli azalmaya başladı. 1960’lı yıllarda 7 olan milletvekili sayımız bugün 4’e kadar düşmüş bulunuyor. Bunun da tek nedeni göç. Genç nüfusun yaşadığı ilde iş bulamaması ile çevre illere ve yurt dışına çıkması diyebiliriz. Hal böyle olunca hazineden aldığımız kişi başına para da ciddi miktarda düşüş gösteriyor. Nüfusumuzun artması ile bu para artarken, milletvekili sayımız da artacak, esnaf ile dükkan ve ev sahiplerinin geliri artacak, yaşama standardımız yükselecek.

Evet, siyasi ve atanmış yöneticilerimizin söyledikleri gibi, yatırım ve hizmetler birbiri ardına tamamlanıyor. Ancak, çevre illerden hatta birçok doğu ilinden ekonomik, sosyal ve kalkınmışlık yönlerinden çok geride kalmaktan kurtulamıyoruz. Demek ki el birliği ile daha çok çalışmamız, genel merkezden daha fazla hizmet ve yatırım almamız gerekiyor. Yapımı yılan hikâyesine dönen şehir hastanesinin henüz temeli atılmadı. Milletvekilleri geçtiğimiz hafta sonu bir toplantı yaparak temelin en kısa zamanda atılacağını duyurdular. Hastanelerdeki uzman doktor sayısı çok yetersiz durumda. Beşkarış Barajı ve Kureyşler Sulama Barajı henüz tam manası ile faaliyet gösterememekte. Altıntaş ilçemize organize sanayi bölgesi konuşuluyor fakat gerçekleşmiyor. Hızlı tren projesi hayata geçmiyor.

Milletvekilimiz, dostum Şükrü Nazlı bir müddet önce basına yaptığı açıklamada, Kütahya’da siyasi, bürokrat, iş adamı ve halk olarak tam bir uyum ve ortak akıl dönemi yaşandığını, Kütahya’da alt yapı çalışmalarının tamamlandığını, sırada üst yapı yatırımlarının bulunduğunu, kültür ve turizm alanında yapılacak yatırımlar ile Kütahya’nın marka şehir olacağını söyledi. Yerel basından edindiğim bilgilere göre Kütahya’nın en büyük yatırımcısı, aynı zamanda Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olan Nafi Güral ile Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu’nun arasının açık olduğu, bu gerginliğin AK Parti genel merkezine kadar ulaştığı, sorunun çözümü için genel başkan yardımcılarının 2 milletvekilimizi görevlendirdiğini duydum. Burada taraf olup haklı ya da haksız arama durumunda değilim. Tek dileğim, gerginliğin giderilerek aranın düzelmesidir. Kütahya’mız için bu durum çok önemlidir. Çünkü her iki taraf da Kütahya halkının sevip, takdir ettiği mümtaz kişilerdir.

Yazımızı özlü bir söz ile bağlayalım.

Herkesin “ben haklıyım” dediği yerde haklıyı bulmak mümkün değildir.

Kalın sağlıcakla…


Web Tasarım: Arena Ajans