ŞİMDİ UZLAŞMA ZAMANI

Geçen hafta bu köşede yazmış olduğum “Kütahya’nın en büyük sorunu” başlıklı yazım pek çok okuyucum ile kurum ve kuruluştan olumlu görüşler aldım. Bu ilgi ve alakadan cesaret alarak şuanda okuduğunuz bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı duydum. Kütahya halkının o yazıyı samimi ve yürekten benimsemiş olması, Kütahya’nın el ve gönül birliği içinde daha iyi yerlere gelmesini istemesinin delili olarak görüyorum.

Kütahya’ya sahip çıkmak seçilmiş, atanmış, iş adamı, sivil toplum örgütleri, üniversitesi ile tüm halkımızın başta gelen görevi olmalıdır. Kütahya’mız pek çok ile nasip olmayan zengin kaynakları ile parlak bir tarihe sahiptir. Kütahya halkı devletine bağlı, kanun ve nizamlara sadık, inançlı, yardımsever, samimi insanlardan oluşan çelebi ruhlu insanlardan müteşekkildir.

ORTAK AKIL BULUNMALI

Bu girişi yaptıktan sonra geçmişi, dedikoduyu, “biz adam olmayız, Kütahya’dan bir şey olmaz, böyle gelmiş böyle gider” gibi olumsuz davranış ve sözleri bir kenara bırakıp, büyük düşünüp, büyük projeler üretip, büyük işler yapalım. Eksiklerimizi, sorunlarımızı tespit edip ilgili mercilere iletip, onlardan bu konularda çalışma yapmasını istemeyi bilmek gerekiyor. Bunu yaparken birbirimizi kırıp dökmeden, iftira atmadan yapalım. Verilenlerle yetinmeyip daha fazlasını isteyelim. Seçtiğimiz insanların arkasında duralım. Onları yüreklendirip destek verelim. Yeri geldiğinde taktir edip, yeri geldiğinde de eleştirelim. Kapalı kapılar ardında fısıldayarak değil, sesimizi herkese olabildiğince yüksek bir ses tonu ile duyuralım. Seçilenler de aldıkları oyların hakkını vermek için üzerlerine düşen görevleri hakkıyla yerine getirsinler. Destek bizden yapmak onlardan olsun. Unutmayalım ki “Kütahya’da yaşanmaz, bu memleket gelişmez ” diyenler, Kütahya’yı bu hale getirenlerin ta kendisidir.

Kaleme aldığım önceki yazımdan dolayı sözlü beğeni yanında yatırımcı, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nafi Güral’dan bir mail aldım. Görüş ve düşüncelerinin bazılarını siz değerli okurlarım ile paylaşmanın doğru olduğunu düşündüm.

“Hocam; Nefis bir Kütahya değerlendirmesi yapmışsınız, yüreğinize sağlık. Keşke bu anlamda yürekli insanlar artsa, Kütahya’ya sahip çıkanlar artsa, doğruya doğru, eğriye eğri deseler. Doğru yapanlar cesaretlendirilse, hizmet ve yatırımlar artsa, dedikodu, yıpratma ve karalama iddiaları ile dolu söylemler, yazılar, sosyal medya başkalarını aşağılama fırsatı olarak kullanılmasa. Bunun yerine şehrimize ve insanlarımıza yapılması gereken hizmetleri yerine getirseler, el ele verdiğimizde neleri başarabileceğimizi örneklerle anlatıp, tüm Kütahya’ya ve değerlerimize sahip çıkılsa ne güzel olur değil mi?”

 Evet, Sayın Nafi Güral’ın bana gönderdiği elektronik posta işte böyle. Ben de bu yapıcı, olumlu yazıdan dolayı Nafi Güral’ı yürekten kutlarken, yatırım ve hizmetlerine devam etmesini de can-ı gönülden diliyorum. Unutmayalım ki acılar paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşılınca çoğalır.

Birlik ve beraberliğin çok güzel örneklerini diğer illerde yakından izleyip imreniyorum. Neden bizim Kütahya’mızda bir ortak akıl ve birlikte hareket etme duygusu gelişmesin? Dilerim ki Kütahya makus kaderini geride bırakıp kabuğunu kırar.

Yazımızı, Kütahyalı arifi billah gönül insanları, Ârifi’nin ve Firâki’nin nutk-u şerifleri ile tamamlayalım.

Kalın sağlıcakla…

Kande dehri var ise Meydân’ı var Kütahya’nın,

Bir cihetle habt eder bürhânı var Kütahya’nın.

On iki fen büsbütün âlemde asla kalmasa,

Yeniden bünyâd eder Numân’ı var Kütahya’nın…

Günümüz Türkçesiyle;

Zamanın başlangıcı kadar eski meydanı var Kütahya’nın…

Bunun en büyük kanıtıdır , düz bir yerde olması Kütahya’nın..

On iki ilim âlemde büsbütün kaybolsa,

Yeniden ortaya çıkaracak Numân’ı var Kütahya’nın…

Kütahyalı Ârifi    

Ey Firâki şehrimiz şahan yuvasıdır bizim,

Anınçün anadan doğmamız şahbaz, olur.

Günümüz Türkçesiyle;

Ey Firâki, bizim şehrimiz şahin yuvası gibidir…

Onun için anasından yeni doğanımız bile kahraman ve mert olur.

Kütahyalı Firâki


Web Tasarım: Arena Ajans