GERMİYÂN MEDRESELERİ

Kütahya, Germiyan Beyliği döneminde ve sonrasında yaklaşık ikiyüz elli yıl bu coğrafyanın edebiyat, sanat ve kültür merkezi olmuştur. 1429 yılında bu beylik, Germiyanoğulları, güçlü ve kudretli iken henüz açıklanamayan sebeplerle hükümrân olduğu toprakları akrabası olan Osmanlı Beyliğine devretti ve tarih sahnesinden çekildi. Buna rağmen Rahimî başta olmak üzere çok sayıda şair 16. asırda bile Germiyan adını şiirlerinde sıkça kullandı.

  1. Murad’ın 1362 yılında Edirne merkezli Rumeli Beylerbeyliğini kurmasından sonra Anadolu Beylerbeyliği 1393 yılında Ankara merkez olmak üzere Yıldırım Bâyezîd tarafından kurulmuş ve başına Demirtaş/Timurtaş Paşa atanmıştır. 1451 yılında Fatih’in İshak Paşa’yı Kütahya’da görevlendirmesiyle bu şehir Anadolu Beylerbeyliği’nin merkezi oldu.

1550/1558 Şehzâde Bâyezid ve 1562/1566 yılları arasında Sarı Selim Kütahya’da sancak beyliği yaparken Anadolu Beylerbeyliği Ankara’ya alınmış ama 1566 yılından sonra Kütahya yeniden Anadolu Beylerbeyliği’nin merkezi olmuştur. Bu tarihten 1833 yılına kadar beylerbeyliği merkezi Kütahya’dır. 1839 yılından sonra Hudâvendigâr sancağına yani Bursa’ya bağlanan Kütahya, 1893 yılında il merkezine dönüşmüştür.

1513 yılı kaynaklarında Beylerbeyi merkezi Kütahya’ya bağlı olan ve bir Bey-Paşa tarafından idare edilen sancak/livalar şöyle sıralamaktadır:

Kütahya/Merkez, Hüdavendigâr/Bursa, Karesi/Balıkesir, Bigâ/Çanakkale, Saruhan/Manisa, Sultanönü/Eskişehir, Ankara, Bolu, Kocaili, Kastamonu, Aydın, Menteşe/Muğla, Teke/Antalya, Hamid/Isparta, Karahisar/Afyon, Kankırı/Çankırı, Karaman, Alâiye/Alanya, Amasya, Trabzon…

1530 yılından sonra Trabzon, Karaman ve Amasya Anadolu Beylerbeyliğinden ayrılmıştır. Asrın sonuna doğru Alaiyye, Biga ve Kocaeli’nin ayrılmasıyla sancak sayısı 14’e düşmüştür. Germiyanoğulları döneminde Kütahya sanat, şiir ve edebiyatın merkezi iken bu dönem kaynaklarında altı medreseden bahsedilmektedir.

Molla Abdülvâcid/Vâcidiye/Demirkapı Medresesi, Yakup Bey/Gök Medrese, İshak Fakih Medresesi, Takvacılar/Timurtaş Paşa Medresesi, Balabaniye Medresesi ve Hatuniye Medresesi. Bu medreselerde aklî ve naklî ilimler okutulmuştur. Vâcidiye’de astronomi-matematik gibi derslere ağırlık verildiği, ayrıca Gök medresede tıp ilmi okutulduğu anlaşılmaktadır.

Osmanlı, ilk medreseyi İznik’te 1330 yılı civarında açmıştır. Germiyanoğulları Osmanlıdan çok önce, bugün Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan Demirkapı/Medrese-i Vâcidiye’yi 1314 yılında Mübarüziddin Umur bin Savcı eliyle inşa ettirmiş ve eğitimin hizmetine sunmuştur.

Ulu Cami’nin güneyinde yer alan bu medrese ismini Süleyman Şah’ın ilm-i hey’et/astronomi müderrislerinden Molla Abdülvâcid’ten almaktadır. Kütahya Vâcidiye Medresesi’nde genellikle astronomiyle ilgili gözlemler yapılmıştır. Bu medrese, Demirkapı medresesi olarak da bilinir. Medrese’nin yapısı ve hücre odaları, astronomi dışında bimârhâne/şifâhâne olarak kullanıldığı izlenimini de vermektedir. Vakıf kayıtlarına göre II. Yakup zamanında Medrese-i Vâcidiye’nin müderrisi yirmi beş akçe yevmiye almaktadır. 16. asırda müderris yevmiyesi on bir akçedir.

Germiyanoğlu Emir Yakup Bey Medresesi/Külliyesi 1412 yılında II. Yakup tarafından yaptırılmıştır. Kütahya’nın en büyük medresesi olarak kabul edilmektedir. Gök Şadırvan medresesi veya imaret mescidi olarak da bilinir. Birkaç bölümden oluşan bir medresedir. Dokuz hücrelidir. Mermer Şadırvanı Mevlevilik açısından önemlidir. Külliye özelliğine bakınca Bîmârhâne olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Yapıldığı yıllarda yevmiyesi/günlüğü altı, 16. asrın başında yirmi, ortalarında otuz akçe, aynı asrın sonunda elli akçedir. Danişmendin/asistanın yevmiyesi yıllara göre bir ile beş akçe arasında değişmektedir. 17. asrın ortalarında müderris yevmiyesi bir altındır.[yaklaşık 3,5 gram)

İshak Fakîh Medresesi, Germiyanoğlu Süleyman Şah ve II. Yakup devri ilim adamlarından İshak Fakih’in yaptırdığı medresedir. İshak Fakih, 1381 yılında Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hatun’u Bursa’ya götüren ve Yıldırım’a nikâhlayan âlimdir. Bu nikâhla Osmanlı Çeyiz adı altında Kütahya topraklarını ilhak etmiştir. Medrese yapımına 1422 yılında başlanmış, 1433/34 yılında tamamlanabilmiştir. Yedi hücreli ve kütüphanelidir. Yapıldığı yıllarda yevmiyesi on akçedir. 16. Asırda yevmiyesi yirmi akçedir ve Danişmendi iki akçe almaktadır.

Demirtaş/Timurtaş Paşa medresesi Kütahya’da Kavaflar Çarşısı’nın içindedir. Takyeciler/Takkacılar/Takvacılar Camisi-Külliyesi diye de anılmaktadır. İnşa kitâbesi yoktur. 18. asır vakıf kayıtlarında Kütahya’da Timurtaş Paşa tarafından bir mescid, medrese ve imaretin tesis edildiği ve içerisinde bir Darü’l-Hadis’in yer aldığı belirtilmektedir. Külliyenin, Timurtaş Paşa’nın Kütahya ve çevresini muhafaza ile görevli bulunduğu 1389-1402 yılları arasında yaptırıldığı tahmin edilmektedir ve bu yıllarda müderris yevmiyesi on üç akçedir. 16.asrın ortalarında müderris yevmiyesi yirmi akçedir.

Balabaniye-Nallı-Nalınlı Medrese adıyla bilinen medreseyi bir dönem Musa Çelebi’nin emrinde çalışan Balaban Bey’in 1400’lü yılların başında yaptırdığı tahmin edilmektedir. Adını soyu tükenmekte olan Balaban kuşundan ve Balaban Türkmenlerinden alan Balaban Bey, Çelebi Mehmet döneminde şöhret kazanmış ve Rumeli fetihlerine katılmıştır.

Balabaniye Medresesi Lala Hüseyin Paşa Caddesi üzerinde, Cedid/Yeni mahalle civarında, Kemer Hamamı’nın yakınında yer alan bir medresedir. II. Yakup, vakfiyesinde bu medreseden bahseder ve yevmiye sekiz akçe ödenmesini ister. Abdullah Bey’in araştırmalarına göre 1528 yılında müderris yevmiyesi on dört akçedir. 16. asrın başında müderris yevmiyesi on akçedir. 1876 tarihli bir kitabeye göre Balabaniyye Medresesi’nin Balaban Paşa Tekkesi adıyla Halveti Tekkesi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Muhyî Feyzullah Efendi’nin torunu Fevzi Efendi’nin, Balaban Paşa Medresesinin tadilatı ve medresenin tekkeye çevrilmesine düştüğü H. 1293/M.1876 tarihli kıt’a kitâbe şöyledir:

Medreseyken ma’bed oldu tek perîşan kalmadı

İstemez nalını dervişler gelür yalın ayak

 

Dâhile târîhi nev didi erenler evcden

Eyledi Hâcı Hasan Efendi sâhib tekye bak/ketebe el-fakîr Muhyîzâde Feyzî Efendi…

 

  1. asrın son yıllarında yapıldığı tahmin edilen Germiyan medreselerden biri de Hâtûniye Medresesi’dir. Hatuniye câmisine bitişik küçük bir yapı olan bu medrese hakkında bilgimiz sınırlıdır. Medrese’nin Yıldırım Bâyezîd tarafından eşi Devlet Hatun adına yaptırıldığı ve bu sebepten dolayı Hatuniye olarak bilindiği tahmin edilmektedir. Bu medrese bir yangın felaketi yaşayınca yerine yapılan camisi 16. asrın sonlarında yenilenmiş ve medresesi de ortadan kalkmıştır. Medresenin müderris yevmiyesi beş akçedir. Ve’s-Selâm…

Web Tasarım: Arena Ajans