ŞEYH GÂLİB’İN KÜTAHYA AŞKI

Kütahya Eski Türk Edebiyatı’nın, Dîvân edebiyatının ve şiirinin yerleşik kurucu başkenti, klasik şiirimizin merkezidir. Germiyan ve Osmanlı döneminde edebiyat ve sanat merkezi olan bu şehirde Şeyhoğlu Mustafa’dan başlayan klasik gelenek, Ahmedî ve Ahmed-i Dâî’den sonra Şeyhî’yle olgunlaşır ve altı yüz yıllık bir edebiyata öncülük eder.
Yetiştirdiği yüzü aşkın şairle Osmanlı Coğrafyasının altıncı önemli kültür ve sanat merkezi olan bu şehir, Divan edebiyatımızın son büyük temsilcisi kabul edilen Şeyh Gâlib’e de tesir etmiş, ufkunu açtığı sanatkârlarlarla Âsitâneyi ve Gâlib Dede’yi etkilemiştir.
Şeyh Gâlib, kendini yetiştiren Kütahyalı Mevlevî dedelerini ve Kütahya Mevlevî dergâhını asla unutmaz. Şeyh Gâlib’in Kütahya Arguniyye Âsitânesine ve buradan yetişen Dedelere bağlılığı ve samimiyeti, bu dergâhdan feyz alan Kütahyalı Dedeler için kaleme aldığı tarih düşürme kıt’alarında da görülmektedir.
Gâlib Dede, Kütahya ziyaretlerinden birinde kırk beş yıl Arguniyye’ye şeyhlik yapan ve dergâh içerisindeki hâmuşânda Argun Çelebî’nin sağına defnedilen Zât-i Güzîn dediği Şeyh Mustafa Sâkıb Dede’nin ve dergâh dışındaki kabristanda medfûn Sakıp Dede’nin oğlu Şeyh Ahmed Halis Efendi’nin vefâtına, Divânı’nda yer alan şu tarih kıtalarını düşürmüştür:
TÂRÎH-İ VEFÂT-I SÂKIB DEDE EFENDİ

Şeyh Sâkıb Mustafâ hazretleri ol pîr-i pâk
Râh-ı Mevlânâda Şems-i zâtın olmuş pertevî

Hazret-i sultân Argun dergehin âbâd edip
Eyledi çil sâldan efzûn ders-i Mesnevî

Zeyl edip Eflâki-i sâhib-menâkıb tuhfesin
Kıldı ervâh-ı selefden niçe nakl-ı mânevî

Eyledi gûyâ ki tashîh-i kavânin-i tarîk
Kıssa zımnında olup âdâb-ı fakr-ı muhtevî

Fazl u irfân u kemâlât-ı ayân-ender-ayân
Kavli burhân nisbet-i keşf ü kerâmât-ı kavî

Bâg-ı inşâsına berg-i huşki magz-ı Nergisî
Mahzen-i nazmında bir derbâni tab’-ı Gencevî

Menba’-ı esrâr-ı Mevlânâdır ol zât-ı güzîn
Hak bu kim eslâfın olmuşdu tamâmen peyrevî

Mâtemin gûş eyleyip Gâlib gürûh-ı âşıkân
Dediler târîh-i fevtin hây hatm-i Mevlevî H.1148/M.1735

HÂLİS AHMED DEDE HAZRETLERİNİN DÂR-I CEMÂLE TEŞRÎFLERİNE TÂRÎHDİR

Hâlis Ahmed Dede ol kâmil-i Sâkıb-zâde
Kıldı bu mesnedi çil sâldan efzûn me’men

Pûte-i aşkda kâl eyledi cism-i sâfin
Pederlerinden olup iksîr-i nazar tâb-efken

Şâh-ı nev sikk-i iklîm-i mahabbet oldu
Mesnevî nûrı edip nakş-ı revânın rûşen

Nükre-i kalbi alâyikla degildi magşûş
Kân-ı ihsân idi irfân idi ma’den ma’den

Kîmyâ gibi adîm idi cihânda misli
Yanî hem fâzıl u hem şâir-i sencîde-suhen

Surh-ı rûy-ı mihek-i tecrübe-i mevt oldu
Tam mı’yâr idi pür-kadr idi hem nâdire-fen

Şeş cihetden gelir âvâz-ı teessüf Gâlib
Nakd-i hâlis gibi Ahmed Dede çıkdı elden H.1191/M.1777
Şeyh Gâlib, 1786 yılı sonlarında Çile’sini tamamlar ve Ali Nutki Dede’den halife icâzetnamesini alır. Bu yıllarda Nutkî Dede sakal bırakmıştır. Şeyh Gâlib, dört dervişin sakal bırakmasına tarih düşürmüştür. Kendisinin dışında Hammamîzâde İsmail Dede Efendi gibi bir büyük mûsıkî üstâdını yetiştiren Ali Nutki Dede’nin sakal bırakmasına da şu tarihi düşürmüştür:
YENİKAPU DERGÂH-I ŞERÎFİ POST-NİŞÎNİ ŞEYH SEYYİD ALÎ EFENDİNİN LİHYESİ TÂRÎHİDİR

Sâkin-i hânkâh Bâb-ı Cedîd
Mevlevî-şeyh Alîyy-i dil âgâh

Yanî Bûbekr Efendinin veledi
Vâris-i sırrı ana peyrev-i râh

İtdi isbât hatt ile nesebin
Şecere oldu sanki hatt-ı siyâh

Nev-civân merd-i pîr-meşrebdir
Pîrdendir ana bu lutf-ı nigâh

Çıkdı târîh deyü nezr etdim
Geldim bu iki mısrâ işte güvâh

Safhâ-i rûy-ı Âl-i Bûbekre
Nûr-ı sebz-i Alî veliyyullâh H. 1199/M.1786

Klasik şiirimizin bu büyük ustası, “Şerh-i Cezîre-i Mesnevî ve Es-Sohbetü’s Sûfiyye adlı eserlerimi onun izni ve teşvikiyle yazdım” dediği Şeyhi Ali Nutkî Dede’ye olan sevgisini her fırsatta dile getirmiştir.

1791 yılında Galata Mevlevihânesi’ne Şeyh olan ve 1794 yılında çıkarılan özel bir fermânla Mesnevîhânların atanma hakkını elde ederek diğer Mevlevîhânelere üstünlük kuran Gâlib Dede, divânında yer alan Hikâye-i Seyyâh mesnevisinin son üç beytinde Şeyhi Ali Nutkî Dede’yi şöyle övmektedir:

Dedem kim Hazret-i Seyyid Alîdir
Kerâmet vech-i pâkinde celîdir

Odur seccâde-i manâda elân
Sezâdır rütbe-i irşâde elân

Budur maksûd ol Sultânımızdan
Ede himmet geçe noksânımızdan…
Şeyh Gâlib, çok sevdiği ve saygı duyduğu Kütahyalı Seyyid Sahih Ahmet Dede’nin oğlu Muhammed Kudretullah’ın doğumuna da tarih düşürmüştür. Sahih Ahmed Dede, Seyyid Ebubekir Dede’nin yeğenidir. Ebubekir Dede Yenikapı’ya gelirken yanında yeğenini de getirmiş, yetiştirmiş ve oğlu Ali Nutki Dede’nin eğitiminden sorumlu tutmuştur. Yenikapı’da aşçıbaşılığa kadar yükselen Sahih Ahmed Dede, Şeyh Gâlib’in eğitiminde de önemli vazifeler üstlenmiştir.
1777 yılları civarında Sahih Ahmed Dede aniden Kütahya’ya gelir ve Şeyh Halis Dede’nin hizmetinde bulunur. Kısa bir süre sonra tekrar Yenikapı’ya döner ve Aşçıbaşı hizmetine devam eder ama 1790’lı yıllarda Yenikapı’dan ayrılır. 1789 yılında doğan oğlu Muhammed Kudretullah, Şeyh Gâlib’in bu mısralarda belirttiği gibi çok donanımlı bir derviş olarak 1816 yılında Galata Mevlevîhânesine Şeyh olmuştur.
Kudretullah Dede, babası Sahih Ahned Dede’nin kaleme aldığı Tevârihü’l Mevleviyye’yi H.1260/M.1844 yılında istinsah etmiştir. 1871 yılında vefat eden Kudretullah Dede’nin yerine oğlu Ataullah Efendi Şeyh (Ö. 1910) oldu. Kudretullah Dede’yle birlikte Galata Mevlevîhânesini de bir süre Kütahyalı Dedeler yönetmiştir. Gâlib, bu tarihin başlığında Kudretullah Dede’nin Post-nîşin olacağına dair bir işaretde de bulunmaktadır. Şeyh Gâlib’in Kudretullah Dede’nin doğumuna düşürdüğü tarih şöyledir:

YENİ KAPU DERGÂH-I ŞERÎFİ AŞÇI BAŞISI BULUNAN ŞERÎF AHMED DEDENİN MAHDÛMU MUHAMMED KUDRETULLÂH EFENDİNİN VELÂDETLERİNE TÂRÎHDİR. ANCAK TÂRÎH-İMEZ-KÛRUN EBYÂTINDAN BİR BEYTİN MANÂ-YI MAZMÛNU POST-NİŞÎN-İ İRŞÂD OLMALARINA İŞÂRET BUYURMUŞLARDIR. KEMÂL-İ KERÂMETLERİNDEN OLDUĞUNA ŞÜBHE YOKDUR. BEŞİNCİ BEYTE NAZAR OLUNA HEM TÛL-İ ÖMR İLE MUAMMER OLMALARINA DELÂLET VE HEM POST NÎŞİN-İ RÂH-I İRŞÂD OLMALARINA İŞÂRETDİR. KADDESALLÂHU SIRRAHUL AZÎZ…

Şerîf Ahmed Dede merd-i tarîkat
Yüzünden dogdu bir mihr-i münevver

Çerâg-ı hânedân-ı âl-i Ya’kûb
Riyâz-ı Mevlevîde gonce-i ter

Aceb masûm-ı nesl-i pâk ü tâhir
Kerâmet bahrine zîbende gevher

Nişândır şübhe yok sâhib-zamâna
Bu kudret oldu zîr ü kevne mazhar

Eder çok münkiri ikrâra da’vet
Hemân olsun bu âlemde muammer

Nice âsâr olur andan hüveydâ
Muînidir anın Şeppir ü Şepper

Dedim târîh-i mîlâdını Gâlib
Muhammed Kudretullâh lutf-ı Haydar H. 1203/M. 1789

Gâlib Dede’nin Nutkî Dede’ye Seyyid, Ahmet Dede’ye Şerîf diye seslenmesi bakış açısını göstermesi bakımından önemlidir. Şeyh Gâlib’in 1791 yılında Galata Mevlevîhânesi’ne şeyh olmasından bir yıl sonra 1792 yılında Ali Nutki Dede’nin oğlu Seyyid İskender Efendi doğdu ama ömrü kısa sürdü. Ali Nutkî Dede’nin tek oğlu olan Seyyid İskender Dede, 1798 yılında vefât etti. Şeyh Gâlib, talim ve terbiyesinden geçtiği, hilâfet alarak Galata’ya Şeyh olmasına yardımcı olan Dede’nin üzüntüsüne ortak olmuş ve bu ölüme şu tarihi düşürmüştür:

YENİKAPI DERGÂH-I ŞERÎFİ ŞEYHİ SEYYİD ALÎ EFENDİ’NİN MAHDÛMI FEVTİNE TÂRÎHDİR

Seyyid İskender Dede ol tıfl-ı sâhib-sırr-ı pîr
Nahl-i pâk-i şeyhü’s-Seyyid Aliyy-i Mevlevî

Tıfl-ı nevzâd idi gerçi hurd idi enzârda
Mazhar-ı tevhîd idi mânend-i beyt-i Mesnevî

Etmeyüp bu tekye-gâh-ı ‘âlem-i kevne nazar
Zâhir oldı kendide şevk-i likâ-yı uhrevî

Tıfl-ı endek-sâlinin sırr-ı kemâl edip zuhûr
‘Âkıbet bu tekye-i vâlâda oldu münzevî

Vâsıl-ı kurb olıcak Gâlib didi târîhini
Buldu İskender Dede budur hayât-ı manevî H. 1213/M.1798

Görüldüğü gibi divan şirinin son üstadı Şeyh Gâlib Dede, Kütahya’ya ve kendisini yetiştiren Kütahyalı Mevlevî ailelere samimi duygularla bağlıdır ve onlara duyduğu sevgiyi her anında zikretmiş ve şiire dökmüştür. Kütahya’ya olan sevgisini Arguniyye Mevlevihânesi’nde yer alan bir Rubâî’de de dile getirmiştir. Daha önceki yazımızdabahsettiğimiz ilk defa tarafımızdan ortaya çıkarılan ve Mevlevîhânede sekiz defa tekrar edilen bu Rubâî, Şeyh Galib’in Divanı’nda yer alan sekizinci Rubâîdir.
Şeyh Gâlib’in Kütahya Arguniyye Mevlevihanesine hediye ettiği bu Rubâî sonraki yıllarda başta Yenikapı Mevlevîhânesi olmak üzere bazı âsitânelerde de kullanılmıştır. Şeyh Gâlib’in Kütahya Arguniyye Mevlevîhânesi’nde yer alan ve Hezec’in Ahreb kalıbında kaleme aldığı Rubâî şudur:
mef’ûlü/mefâ’îlü/mefâ’îlü/fe’ûl [fâ’]

Ey kâşif-i esrâr-ı Hudâ Mevlânâ
Sultân-ı fenâ şâh-ı bekâ Mevlânâ
Aşk etmededir hazretine böyle hitâb
Mevlâ-yı gürûh-ı evliyâ Mevlânâ

“Ey Allah’ın sırlarını keşfeden, Fenâ’nın Sultânı Bekâ’nın Şâhı olan Mevlânâ; Aşk, Hazretine, yani sana “Evliyâlar Cemâ’atinin Efendisi olan Mevlânâ” diye hitâp etmektedir.

Şeyh Gâlib’in bu Rubâîsi, Ali Nutkî Dede’nin yetiştirdiği Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi’nin öğrencisi olan ve klasik mûsıkînin son büyük bestekârı kabul edilen Zekâi Dede’nin Sûz-i Dil Âyîn-i Şerîfi’nin Üçüncü Selâmında yer alan son rubâîdir. 1897 yılında vefat eden Zekâi Dede, Seyyid Ebubekir Dede’nin torunu, Abdülbaki Nasır Dede’nin küçük oğlu ve 1887 yılına kadar Yenikapı Mevlevihanesi Şeyhi olan Osman Selahaddin Dede’ye bağlı bir bestekârdır Ve’s-selâm…


Web Tasarım: Arena Ajans