mehmetyaylioglu

ODUNUM DA ODUNUM DİYENLER

Yolcunun biri ormandan geçerken bir oduncuya rastlamış. Ormandan topladığı odunları eşeğine yüklüyormuş. Oduncuya yaklaşınca “kolay gelsin” demiş. Oduncu “sağ olasın beyim” diye karşılık vermiş. Uzun süredir yürümenin verdiği yorgunlukla oduncuya sormuş: “Bu odunları şehirde kaça satacaksan o parayı ben sana vereyim. Sen de odunlar yerine beni şehre götür.” Oduncu hemen, “ya benim odunlarım ne olacak?”demiş. Yolcu, “aynı parayı ben sana vereceğim ya” deyince oduncu “nasıl yani?” demiş. Yolcu sıkılsa da anlatmaya başlamış, “bak şimdi, sen bu odunları götürüp sattığında kaç para kazanacaksın?” Oduncu cevap vermiş, “20 lira.” Yolcu, “tamam işte ben sana 20 lira vereyim, beni götür. Uzun zamandır yürüyorum, çok yoruldum” demiş. Oduncu “iyi de ya benim odunlarım ne olacak?”demiş. Yavaş yavaş sinirlenmeye başlayan yolcu, “arkadaşım aynı parayı ben sana vereceğim ya!” diye çıkışmış. Oduncu anlar mı hiç, “olsun, ama ya benim odunlarım?”demiş. Zavallı yolcu son bir kez daha anlatmaya çalışmış, “senin için bir şey değişmeyecek ki. Hem odun toplama zahmetinden kurtulmuş olacaksın” demiş. İnatçı oduncu, “tamam, da ya benim odunlarım!”

***

Kafasını bir şeye kilitleyen, bildiğinden ve dediğinden başkasına aklı basmayanlar için söylenmiş bu hikâyeyi hepimiz biliriz. Böylelerinin dünyasında başka bir şeye yer yoktur. Varsa yoksa bütün dikkat ve yoğunluğunu verdiği odunlarıdır. Kendisinin ve çoluk çocuğunun rızkı bundan çıkmaktadır çünkü. Geçiminin odundan başka bir şeyle olabileceğini düşünememiştir, düşünmemiştir. Bu yüzden odundan başka her türlü teklife kapalıdır. Gelişime, yeniliğe ve değişime kapalı bütün zihniyetler de böyledir. “Ya benim odunum” diyenler yüzünden toplumlar dışa kapalı kalmış ve bu nedenle gelişim ve değişim gösterememişlerdir. Çünkü bunlar bildiklerinden şaşmadıkları gibi farklı her türlü seçeneğe de karşı olmuşlardır. Aslında oduncuyu bir noktaya kadar mazur görebiliriz. Orman ile ev arasında bütün hayatı geçmiş birisi için başka alternatifleri düşünmek, bunu kabullenmek zor gelebilir. Yıllardır süregelen alışkanlığını terk etmenin aç kalmak anlamına gelebileceğini düşünebilir.

Ya kendisini modern, aydın ve yetkin görenlere ne demeli? Felâket…

Onca okumalarına, onca sıfatlara ve onca tecrübelere rağmen hâlâ “ya odunum ?” diyerek kendisinden, kendi zihniyet ve çevresinden başka her şeye kapalı olanlara ne demeli? Eğer kasıt yoksa yani bilerek, bildiği halde bilmezlikten gelerek, işine geldiği için böyle davranmıyorlarsa bunların zihin haritalarında ciddi sıkıntılar var demektir. Ama kasten böyle davranıyorlarsa, işte esas sıkıntı burada başlıyor demektir. Çünkü böyleleri yüzünde toplumda düşmanlık ve huzursuzluk yaşanır. Çünkü kendisinden başka doğru yoktur. Kendisinden başka çalışan ve hizmet eden olmaz, olamaz. Kendisinden başka her şey, herkes yanlıştır. Kahraman da kendisidir, en iyi bilen de, hizmet edip çalışan da. Bu yüzden kendisinden başkaları söz konusu olduğunda “ya odunum?” der. Kendisinden başkalarının çalışma ve başarılarından söz edildiğinde sıkılıp bunalırlar. Ve bu yüzden kendisinden başka kurtarıcı arandığında hemen etrafa düşman kesilirler.

Bunun için insaf dairesi içerisinde sorgulayan, eleştiren ve duruş sergileyen insanlara ihtiyaç vardır. Ne dersiniz? Bulabilir miyiz?

Sevgiyle kalın…

Her ne yap, yap becerip izzet-i nefsinle geçin,

Kimseden bekleme yardım, iki el bir baş için.

Neyzen Tevfik Kolaylı


Web Tasarım: Arena Ajans