KÜTAHYA’DA SELÇUKLU İZLERİ

On birinci asrın son çeyreğinde önce Anadolu’yu ve sonraki yıllarda Kütahya’yı fetheden Selçuklular, Oğuzların Üçok/Kınık boyuna mensup bir Türk boyudur. Anadolu’yu ebedî Türk yurdu yapan 1071 Malazgirt Zaferi’nden bir süre sonra dağılma sürecine giren Büyük Selçuklularına karşı çıkan bazı beyler, başta Anadolu Selçukluları olmak üzere Mengücek, Saltuklu, Danişmend ve Artuklu beyliklerini kurdu. Bu beyliklerin en büyüğü olan Anadolu Selçuklularından Kutalmışoğlu Süleyman Şah, kısa bir zamanda bazı beylikleri kendine bağlayarak Anadolu Selçuklu Devletini ilan etti.

1074 yılından sonra İznik’i başkent Anadoluyu yurt yapan Anadolu Selçukluları’nın bu yıllarda Kütahya’yı fethettiği görülmektedir. 1072 yılından sonra Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah [Selçuk Bey oğlu Arslan Yabgu oğlu Kutalmış’ın oğlu], Büyük Selçuklulara karşı çıkarak İznik’e yönelirken kardeşi Melik Mansur 1074 yılında Kütahya’yı fethetti. Bu fetihle birlikte Kütahya, Anadolu Selçuklularının uç şehirlerinden biri oldu.

Melik Mansur ‘un Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Melikşah’ a karşı ayaklanması üzerine Melikşah, Emir Porsuk Bey komutasında bir orduyu Kütahya’ya gönderdi. 1090 yılları civarında Kütahya‘da yapılan savaşta Melik Mansur öldürüldü ve şehir Büyük Selçuklu Devletine bağlandı. Porsuk Bey bir müddet Kütahya’da Kale Muhafızı olarak görev yaptı. Kütahya’nın önemli akarsularından Porsuk Çayı, adını Porsuk Bey’den almaktadır.

Bu dönemde yaklaşık yirmi yıl Selçuklu’nun bir uç şehri olan Kütahya, Birinci Haçlı Seferi sonunda tahminen 1097 yılında yeniden Bizans’ın hâkimiyetine geçti. Uzun süre Bizans’ın elinde kalan Kütahya’yı, Anadolu Selçuklu Sultanı Sultan 2. Kılıçarslan 1182 yılında Anadolu Selçuklularına kattı. Sultan 2. Kılıçarslan’ın, ülkesini on bir oğlu arasında paylaştırması sırasında Kütahya, Gıyaseddin Keyhüsrev’in yönetimine geçti. Bir süre sonra yeniden Bizans’ın eline geçen şehir 1230 yılı civarında I. Alaaddin Keykubat zamanında İmadüddin Hezar Dinari tarafından yeniden Türklerin eline geçti.

1243 yılından sonraki yıllarda Anadoluyu ele geçiren İlhanlılar zamanında Anadolu Selçuklu Devleti’nden kopan Tavâif-i Mülük yani Anadolu Türk Beylikleri asrın sonuna doğru yirmi civarında beylik kurdu. Pervâneoğulları, Karamanoğulları, Eşrefoğulları, Çobanoğulları, Candarlı/İsfendiyâroğulları, Sahibataoğulları, Tekeoğulları, Osmanoğulları, Karesioğulları, Germiyanoğulları, Aydınoğulları, Menteşeoğulları, Saruhanoğullar, Hamidoğulları, İnaçoğulları, Ramazanoğulları, Dulkadiroğulları, Tacaddinoğulları, EretnaBeyliği, Alâiye Beyliği kendi beyliklerini ilan ettiler.

Kütahya’nın son defa Türklerin eline geçtiği bu yıllarda ilk Selçuklu Kitabelerinin yazıldığı görülmektedir. Merkez Karacaviran/Karacaören köyündeki M.1210 tarihli bir kitabede Gıyasettin Keyhüsrev’in adı geçmektedir. Bu kitabede Oğuz ismi de dikkat çekicidir. Altıntaş Zemme köyündeki M. 1217 tarihli Köprü kitabesi eski kitabelerden biridir. Bu tarihlerde Altıntaş’ta Sultan Alâattin tarafından yaptırıldığı tahmin edilen bir Mescit ise tarihsizdir. Yine Altıntaş Yapılcan köyü türbesi, Aslanapa Nuhören türbesi, Altıntaş Işıklar/Şeyhler türbesi, Altıntaş Alıncık türbesi, Altıntaş Seydi Sülü türbesi Selçuklu dönemi eserleri olarak kabul edilmektedir.

1230 yılı civarında Kütahya’yı fetheden Hezar Dinari’nin hayatı hakkında bilgimiz kısıtlıdır. Kölelikten azat edilip Kale Muhafızı bir Emir olduğu söylense de konuyla ilgili bir belgeye ulaşılamamıştır. Hezar Dinari, İlhanlılarda ordu komutanlarına verilen ünvanlardan biridir. Hezar, bin kişilik askerin/çerinin komutanıdır ve bu komutanın ünvanı Emir-i Hezare’dir. Binlik Emiri olan bu komutanlar bin dinar maaş alırlardı ve fethettikleri yerin tüm hazinesinden ve kale muhafızlığından sorumlu olurlardı.

Hezar Dinâî’nin asıl adı Emir İmadüddin iken bin kişilik askeri yapıya komuta ettiği için kısaca Hezar Dinarî olarak adlandırılmıştır. Emir’in adı olan İmadüddin “Dinin Direği” demektir. Sefine’ye göre Hezar Dinarî, hayatının son yıllarında Sultan Veled’in Kütahya’ya geldiği dönemde müridi olmuştur.
Kütahya merkezdeki en eski Selçuklu kitabeleri Yoncalı ve çevresindeki köylerde görülmektedir. Horasan erenlerinin ismiyle anılan bu kitabelerden biri tarihsiz Yoncalı Gümüş Karaağaç Tekke kitabesidir.

Tarihli kitabelerin ilki Yoncalı Hamamı’nın kitabesidir. Hamam, Gıyaseddin Keyhüsrev’in oğlu Alâattin Keykubat’ın Haciplerinden/Mabeynci/Perdedâr Emir Ramazan’ın kızı Gülmüş/Gülümsün/Gülümser Hatun tarafından M. 1233 yılında yaptırılmıştır. Rivayete göre Emir Hacip Ramazan’ın kızı Gülmüş/Gülümser Hatun hastalanınca Konya’dan Kütahya Yoncalı Kaplıcaları’na getirilir. Yoncalı’nın şifalı sularında deva bulunca bu hamamı yaptırır. Hamam’ın yanında yer alan ama Kitabesi olmayan Yoncalı Camisi de bu yıllarda yapılmış olmalıdır. Keykubat isminde Kubat’ın başında yer alan Key, Selçukluların Acem Coğrafyasından aldığı bir ünvandır ve Şahlar Şahı demektir.

Emir Hezar Dinari’nin yaptırdığı ilk eser olan Balıklı Camisi M. 1236 yılında II. Gıyasettin Keyhüsrev döneminde tamamlanmıştır. Bu Caminin kitabesinde Emir Hezar Dinari’den İsfehsâlâr olarak bahsedilir. Bu ünvan Samani, Gazneli, Selçuklu ve Harezmşahlar dönemlerinde özellikle Horasan civarında Sipehsâlâr olarak geçer. Arapça İsfehsâlâr / Farsça Sipehsâlâr okunan kelime ordu komutanı ve kale muhafızı demektir.

İsfehsâlâr Hezar Dinari’nin yaptırdığı diğer bir yapı Hıdırlık Mescidi’dir. Mescit Gıyasettin Keyhüsrev döneminde Hezar Dinari tarafından M. 1243 yılında tamamlanmıştır. Emir Hezar Dinari Hıdırlık tepesinde kurduğu otağından savaşı yöneterek Kütahya kalesini ele geçirmiştir. Bir rivayete göre 6 Mayıs 1230 tarihinde Hıdrellez gecesi rüyasında Hızır’ı gören Hezar Dinari’ye Hz. Hızır bir savaş hilesi öğretir. Hezar Dinari, keçilerin boynuzlarına çıra bağlatarak kaleye doğru davul ve zurna eşiliğinde yönlendirir. Yüzlerce askerin, ellerinde çıra kaleyi sardığını düşünen ve şaşıran Bizans askerlerini kuzeyden yaran Hezar Dinari, kaleyi fethetti. Kütahya Fatihi Hezar Dinari, vefatına kadar Kale Muhafızı olarak Kütahya ‘da kaldı. Hezar Dinarı, Kütahya’nın imarına çalışmış ve Kütahya’ya birçok eser bırakmıştır.

Aslında Anadolu’nun her şehrinde Hıdırlık tepesine rastlanır. Bu tepelerde mescit türbe, tekke bulunmasının ana sebebi tepenin Güney’i/Kabe’yi göstermesidir. Şehrin neresinde olursanız olun Hıdırlık Tepesi’ne dönerseniz Güneye yani Kıbleye dönmüş olursunuz. Hezar Dinari bu mescidi bu sebeple yaptırmış olabilir. Yine bu tepe Kütahya’nın su kaynaklarını ve şehrin ufuklarını kontrol etmeğe yardımcı olduğu için de önemlidir.
Hezar Dinari’nin yaptırdığı bir diğer mescit de Argun Çelebi Mevlevihanesinin içinde yer alan, bugün Argun Çelebi ve müntesiplerinin medfun olduğu mescittir. Bu yer Hezar Dinari Mescidi olarak yapılmıştır. Bu mescit, Hezar Dinari’den sonra Mevlevihanenin mescidi olmuş ve Celaleddin Argun Efendi vefat edince Mevlevihane Haziresine dönüşmüştür.

Tasavvuf geleneğinde irşat makamında içtihat yaparak yol açan Pirler, vaaz ettikleri mescitlerine defnedilir ve o mescit h/hazirenin yanına yeni bir mescit yapılır. Osmanlı Devleri döneminde İstanbul’da, Konya’da ve Kütahya’da çok sayıda türbenin aslı mescittir.
Germiyanoğlu imaretine muttasıl/bitişik ve yakın olan iki sakahâne de Hezâr Dînârî’nin hayrâtıdır. Bu Sakahanelerden biri Ulucami karşısındaki Sakahane, diğeri Sadettin camisi Sakahanesidir.

Hezar Dinarî, 1244 yılında Sadettin Camisi’ne bitişik bir mescit yaptırmış, bu mescide Sakahane açmış ve su getirtmiştir ki bu su şehirde Hazreti Dinar suyu olarak bilinmekte ve kullanılmaktadır.

Tahmini olarak 1244 yılından sonra vefat eden Hezar Dinari’nin mezarı Sadettin Camisine bitişik kendi yaptırdığı mescidin haziresindedir. Bugüne kadar bir türlü açığa çıkarılamayan bu mescid ve mezarın yeri tespit edilmiş ve restorasyona başlanmıştır. Hezar Dinari’nin mezarının burada olduğunu on dokuzuncu asrın son divan şairlerinden biri olan Ahmet Vasfi Efendi, Sadettin Camisi Kitabesinin ikinci beytinde şöyle ifade etmektedir:

Ziyâret istiyen elbet varır Dergâh-ı Mevlâya,
Hezâr Dînâr da bunda defin-i makber-i müşgîn

Kütahya’da Selçuklu ile ilgili son kitabe M. 1267 tarihli Altıntaş Köprü kitabesidir. 1277’li yıllarda bu civara kesin hakim olan Germiyanlıların bu coğrafyaya 1270’li yıllardan sonra geldiği anlaşılmaktadır.
Üç Ok boyundan Kınıkların ve Selçuklu’nun Kütahya’ya hizmeti çok. Varlığını bu büyük Türk boyuna borçlu olan Kütahya, Selçukluyu unutmamalı ve çeşitli programlarla anmalıdır Ve’s-selam….


Web Tasarım: Arena Ajans