ÜRETİM-TÜKETİM-PAHALILIK

2016 yılı ülkemizde,PKK,DAEŞ ve diğer terör örgütlerinin yurt içinde ve sınırlarımız dışında canlı bomba eylemleri ve kurdukları kalleşçe tuzaklarla masum halkımız ile kahraman asker ve polislerimizi şehit etmeleri canımızı yaktı,yüreğimizi parçaladı.Dost ve müttefik bildiğimiz ülkelerin ihanetine uğradık,tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğimiz NATO ile BM’ler teşkilatları terör ve örgüt saldırılarına seyirci kaldılar.İncirlik hava üssünden kalkan müttefik savaş uçakları terörist grupları bombalama yerine onlara silah ve mühimmat desteği verdiler.Müttefiklerimizin kalleşliği ve ihaneti yüzünden bölgede başka dostlar aramak zorunda bırakıldık… 2017 yılının acıların unutulduğu,terörün kökünün kazındığı,birlik-beraberlik,istikrar ve huzurun tesis edildiği,ülkemizde ve bölgemizde barış yılı olmasını dilerim.

Şimdi konumuza gelelim;ülkemiz üç tarafı denizle çevrili, yedi iklim bölgesine ayrılmış, verimli toprakları ile dünyada kendini doyurabilen nadir ülkelerden biriyken son yıllarda pek çok hayati ürünü ithal eder duruma geldik.Türkiye ziraat odaları (TZOB) genel başkanı Şemsi Bayraktar’ın açıklamalarına göre  “Tarla ve market fiyatları arasındaki fark müstahsilleri mağdur etti.Bazı ürünlerdeki artışa rağmen hasıla olarak tarımın küçüldüğüne dikkat çeken TZOB genel başkanı Bayraktar 2015 yılında yüzde 9.1 büyüyen tarım sektörünün 2016 yılında 6.2 küçüldüğünü , bunun nedeninin üretici fiyatlarının düşmesinden kaynaklandığını, ihracattaki yavaşlama ve iç piyasalardaki arz-talep dengesizliğine bağlayan Bayraktar üretici ile tüketici arasındaki yüksek fiyat farkının bir türlü kapatılmadığını bu durumdan hem çiftçinin hem de tüketicinin mağdur olduğunu, aracıların kazandığını söyledi.”

Diğer yandan Türkiye İstatistik Kurumu ( TUİK) verilerine göre “ Tahıl ürünlerinin üretimi genel olarak geçen yıla göre 8.7 azalışla 35 milyon 280 bin tona düştü. 2015 yılına göre 2016 yılında buğday %8 , arpa %16 az üretildi.Şeker pancarı,mandalina,portakal,elma,üzüm,muz ve bazı sebze üretimleri arttı.” Ancak baklagillerden nohut,fasulye,mercimek üretimleri iç tüketime yetmeyince ithal etmek zorunda kaldık.Doların yükselmesiyle hayvan yetiştiricilerinin yem,ilaç gibi girdileri artınca et ve süt ürünlerinin fiyatları tavan yaptı.

Yazımızın başlığına gelince; üretim yeterli miktarda olmaz,talebi karşılayamazsa veya mal ve hizmetleri maliyeti artarsa enflasyon yükselir.Bunun sonucu paramız değer kaybeder, ihtiyaç maddelerinin fiyatı ailenin gelirinden daha fazla artarsa pahalılık meydana gelir.Belli mal ve hizmetlerdeki fiyat artışları enflasyonu yükseltir.Üretim artarsa fiyatlar ile birlikte enflasyonda düşer.Fert başına düşen milli gelir ne kadar yükselirse yükselsin, araba ve ev satışları rekor kırsın, geniş halk kitleleri kendi cebindeki paranın alım gücüne “Ev kirası,yiyecek,yakacak,giyecek,eğitim,sağlık,ulaşım” v.s. giderlerini karşılayıp karşılamadığına bakar.Geçen yıl hedeflenen enflasyon oranı %5 idi , halbuki geçen yılı %8.5 ile kapattık.Memur ve emekliye ilk altı aylık dönem için yapılan zam ise %3’te kaldı.Maliye bakanı bu zammın yeterli olmadığını şu sözlerle ifade etti.” Az veren candan,çok veren maldan” yazımızı özlü bir söz ile noktalayalım.

Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkları sürece, avcıların hikayelerini dinlemek zorunda kalırlar.

Kalın sağlıcakla


Web Tasarım: Arena Ajans