Connect with us

ŞÜKRÜ ATAKAN

YETKİSİ OLANIN SORUMLULUĞUDA OLMALI !

“Mahkeme kadıya mülk değil”

TBMM başta olmak üzere kurum ve kuruluşlar ile tüm kamu makamları Türk halkının olup, saltanat sürme yerleri değil, Türk halkına ve vatana hizmet alanlarıdır. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili, belediye başkanı, müsteşar, genel müdür, vali, hakim, savcı, TSK mensupları, rektörler, daire müdürleri, yani tüm temsilci ve yönetici kadrolarında bulunanlar, yüksek maaş, makam, mevki, dokunulmazlık, saygınlık, rütbe, lojman, makam aracı ve diğer avantajlı durumlarını 80 milyon Türk halkına borçlu olduklarını, tüm sanayici, holding sahibi ve işverenlerin geldikleri duruma, yanlarında çalışan yönetici, kalifiye ve vasıfsız işçiye borçlu olduklarını unutmamalıdırlar. Ülkede gelir dağılımı adil olmalı, ne ezen ne de ezilen olmamalı. Herkesin işi, aşı, ailesi, evi olmalı. Yetkisi olanın sorumluluğu da olmalıdır.

TBMM gündeminde çoğu zaman halkın çektiği sıkıntıları, sorunları konuşup, çözüm yolları bulunması yerine, milletin kürsüsünden liderler ve vekiller birbirlerine ağza alınmayacak kötü sözler söyleyip, birbirlerine hakaret etme yarışına giriyorlar. Muhalefet liderleri ve vekilleri her şeye karşı çıkacakları yerde kapalı ve açık alanlarda, yazılı ve görüntülü basın mensuplarına verdikleri beyanatlarda halkımız ve ülke yararına savundukları fikirleri TBMM’ye taşıyıp önerge verip savunmalıdırlar. İktidar mensupları da seçim öncesi meydanlarda, köy odalarında, esnaf, memur ve işçi temsilcileri ile yaptıkları toplantılarda verdikleri sözleri yerine getirmelidirler. Halkımız da işini layıkıyla yapanları takdir, yapmayanları tenkit etmesini bilmelidir. Nüfusumuzun artması övünç vesilesi olduğu kadar işsiz sayımızın rekor seviyeye ulaşması utanç vesilesi olmalıdır.

Meclisten geçip, halkoyuna sunulan, cumhurbaşkanının yetkilerini arttıran (başkanlık sistemi) anayasa değişikliğine gelince, her makam gibi cumhurbaşkanlığı makamı da sürekli değil geçicidir. Ülkemizde iktidarları ve cumhurbaşkanı, seçmenin hür iradesi ile verdiği oylar, yani sandık belirler. Kavgaya, gürültüye, polemiğe lüzum yok. Sıra sana da gelebilir. Ancak şurası hatırdan çıkarılmasın ki  seçmen oy verdiği siyasi partide ve adayda kendisinden bir şeyler görmek istiyor. Kendi gibi düşünen, inançlarına, örf adet ve geleneklerine, tarihine, kültürüne saygı gösteren, inandığı, güvendiği lidere oy veriyor. Muhalefet lideri olarak halkın sevgisini, saygısını, güvenini kazan sen de seçil. Demokrasilerde seçim bitmez. İktidar partileri geniş halk kitlelerinin sorunlarına çare bulmaz, ülkeyi iyi yönetemez ise yıpranıp halkın güvenini kaybeder. Bizde bunun tam tersi oluyor, iktidar güçlenirken muhalefet kan kaybediyor. Muhalefet partileri sürekli iktidarla sürtüşmek yerine hatanın nereden kaynaklandığını tespit edip yeni stratejiler üretmelidir. HDP terörün değil tüm halkın partisi olduğunu unutmayıp gereğini yapmalıdır. Çünkü kendileri böyle iddia ediyor.

Millet bölünürse vatanda bölünür;

Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Dünyada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kalkınmasına, ekonomik durumunun düzelmesine, ülkenin bütünlüğüne yani üniter yapımızın korunmasını isteyen tek ülke yok. Terör desteklenirken, Türk’ün Türk’ten başka dostu yok. Öyle ise siyasi liderler “sen, ben” kavgasını bırakıp ülke menfaatlerinde birleşip, ortak akıl tesis etmelidirler. Anadolu bizim son fakat ebed müddet yurdumuzdur…

Ve netice; millet bölünürse, vatan toprakları da bölünür. Herkes şunu bilmelidir ki; bölünmeyeceğiz, böldürmeyeceğiz.

Kalın sağlıcakla…

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar