KÜTAHYA AHİLİĞİ

Yaklaşık yedi bin yıllık bir medeniyetin merkezinde yer alan, Germiyan ve Osmanlı Coğrafyasının iki yüz elli yedi şehri içerisinde edebi anlamda altıncı şehri olan Kütahya’nın öne çıkaramadığı kültürel kodlarından biri de  Ahilik teşkilatıdır. Köyleri, vakıfları, mezraları, çiftlikleri, tekyeleri, zaviyeleri, türbeleri, mahalleleri, mescitleri, çeşmeleri, kabirleri, mezarlıkları ve başta Tabakhaneleri olmak üzere çok sayıda esnaf kurumları ile önemli bir Ahi şehri olan Kütahya’nın en kısa zamanda yapması gereken çalışma alanlarından biri Ahiliktir. “Cömert, eli açık, koçak” anlamına gelen Türkçe Akı kelimesi Arapça Ahi, erkek kardeşim, anlamına da gelse, Türkistan-Özbek-Taşkent ve Kırgız Oş pazarlarının ve bu pazarlardaki ticaretin İslam öncesine dayanması, Tasavvufî ticarî ahlâkın Türk ve Acem topraklarında gelişmesi, Tekke/Tarikat özellikleri taşıyan Ahiliğin ve Ahi  kelimesinin Türkmen kökenli ve Türkçe olduğunun delili olarak kabul edilmektedir.

Ahiliğin Türk’e has olduğunu dericilik üzerinden de anlamak mümkündür. Dericilik, Türk’e ata mirasıdır. Türk’ün can yoldaşı olan at, at kuşamları ve atçılıkla ilgili her kavram deriyle birlikte anılır. Kaşgarlı’da deriyle ilgili onlarca kelime vardır. Renkli Çizmeler, Mestler, Sağrılar, Çarıklar, Kemerler, okluk, Ok torbası/Tirkeşler, Kuburlar, Kandiller, Çantalar, kürklü kaftanlar, Su kapları, Saka kıyafetleri, Sandıklar, Koşumlar, Eyerler, Eyer örtüleri, Hurçlar, Sırt çantaları, Heybeler,  Su Tulumları, Kırbalar, Kaplar, Maşrapalar, Zenbiller, Mataralar, Mahfazalar, Başlıklar, Kılıç kınları ve kılıfları, Kalkanlar, Kapı perdeleri, Yeniçeri çarıkları ve elbiseleri, Önlükler, Savaş davulları ve Kösler,  Kütüklükler, Deri Kitap kapları, Deri ciltleri vb… Ahilik ve Deri işlemeciliği bu yönüyle de araştırmaya açıktır. Kütahya ahiliği deri işlemeciliği açıdsından da önemli bi merkezdir.

Osmanlı Devletinin ilk asırlarında Anadolu’da önemli Türkmen şehirleri dericilikle meşhurdur: Ankara, Kayseri, Kütahya, Denizli, Konya, Kırşehir şehirlerde deri sanatı önceliklidir.  Fatih’in Derici Debbağları Kazlıçeşme’de ikamete tabi tutması ve üç yüz altmış deri atölyesi olan bir Tabakhane açarak Ahiliği kontrol altına alması Ahiliği hem İstanbul’da hem de Anadolu’da zayıflatmıştır. Yine 1475 yılında Fatih’in kurduğu Saraçhane, deriyi devlet kontrollü bir meslek  haline dönüştürmüştür. Bu durum Ahi Şeyhlerinin fonksiyonu zayıflamıştır.

Ahiliğin kurucusu kabul edilen ve uzun adı Ebu’l Hakayık Şeyh Nasirüddin Mahmud bin Ahmed el-Hoyî olan Ahi Evren, 1171 yılı civarında Acem’de Güney-Batı Azerbaycan coğrafyasının önemli bir Azeri Türkmen şehri olan Hoy’da doğdu. Anadolu sufilerinden Abdal Musa, Geyikli Baba, Kızıldeli’de Hoyludur. Ahi Evren, Hoy medreselerinde başlayan eğitimini Horasan ve Türkistan’da aklı öne çıkaran Eş’ari/ Kelâm âlimi Fahreddin Razi’nin öğrencisi olarak Herat’ta tamamladı.  Ahi Evren, Moğol tehdidi sebebiyle Medine ve Mekke üzerinden Bağdat’a geçti. Fütüvvet müessesesini kuran Şeyh Sühreverdi’ye bağlı olan Evhadüddin Kirmani’nin talebesi ve damadı oldu. Aklî ve dinî ilimleri okudu ve tasavvuf yolunun üstadlarından biri oldu. Fütüvvet ehli olan Kirmanî’yle birlikte Konya’ya geldi ve Anadolu’da Ahilik kurumunu teşkilatlandırmaya başladı. Bir süre sonra Kayseri’ye geçerek Debbağ [ Deri İşleme ] atölyesi kurdu ve Kayseri esnafını teşkilatlandırdı. Alaaddin Keykubat’ın çağrısı üzerine Konya’ya geçti.

Ahiliği Konya ve çevresinde açtığı zaviyelerle yaymağa başladı. Alaaddin Keykubat’ın öldürülmesi ve yerine Gıyaseddin Keyhüsrev’in geçmesi üzerine ayaklanan Türkmen Ahilerine destek verince Konya’da tutuklandı. Bu yıllarda Baba İlyas ve Baba İshak isyan etti. Ahi Şeyhi olan Şeyh  Edebalı Ankara Balışeyh köyüne sürgün edildi. Hacı Bektaş Sulucakarahöyük’e sürüldü ve sürgünü reddeden kardeşi Menteş öldürüldü. Ahi Evren beş yıl Konya’da tutuklu kaldı. 1243 yılında Moğollara karşı Kösedağ savaşını kaybeden II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in 1245 yılında ölmesi üzerine Celaleddin Karatay tarafından serbest bırakıldı.

Ahi Evren bu yıllarda Germiyan’a yani Kütahya’ya bağlı olan Denizli’ye geçip zaviyeler açtı. Ahi Evren’in bu dönemde Kütahya’ya uğrayarak Ahilik kurumunu Kütahya’da te’sis ettiği kanaatindeyiz.  Ahi Evren kısa bir süre sonra İzzeddin Keykavus’un daveti üzerine Konya’ya geri döndü. Konya Ahiliğini kurdu ve Moğolların Konya’ya girmemesi için halkı yönlerdirdi. Moğollarla dost olan Anadolu Selçuklu Emirleri ve Mevlana ile bu yüzden tartıştı. O yıllarda Konya’ya gelen Şems’in Mevlana’yı etkilemesi üzerine Mevlana’yla arası bozuldu. Fahrettin Razi ile Mevlana’nın babası Bahattin Veled arasındaki çatısma, Ahi Evren-Mevlana anlaşmazlığıyla devam etti. 1247 yılında Şems’in ortadan kaybolması üzerine Ahiler ve Ahi Evren suçlanınca Kırşehir’e geçti.

Ahilik müessesesini geliştiren ve yaklaşık on beş yıl Kırşehir’de yaşayan Ahi Evren, Türkmenleri Moğollara karşı teşkilatlandırdı. Sadreddin Konevî ile mektuplaşması ve Devletin ve Selçuklu sultanlarının çöküşünü yazmaya başlaması Anadolu Selçuklu Sultanını ve Moğol Emirlerini kızdırdı. Kırşehir Ahilerinin Anadolu Selçukluya ve Moğollara itaat etmemesi ve vergilere direnmesi üzerine Kırşehir üzerine gönderilen Mevlana’nın müridi İlhanlı Emiri Caca Bey, Kırşehir’i yerle bir etti ve  bu olaydan sonra Ahiyân-ı Rum denilen Anadolu Ahileri Anadolu’ya yayıldı. 1261 yılında meydana gelen bu olay esnasında Ahi Evren’in de öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Ahiler, bu olay esnasında Ahi Evren’in ejderha donuna girerek bir delikten akıp kaybolduğuna inanırlar. Türbesi Kırşehir Ahi Evren Mahallesi’ndedir. Caca Bey, Kırşehir Emiri olduktan sonra adıyla anılan bir medrese yaptırarak önemli ilmi hizmetlerde bulunmuştur.

Kısaca hayatına değindiğimiz Ahi Even’in vefatından sonra Ahilik çeşitli tarikatlar içerisinde yaşamaya devam etti. Vefaî, Rufaî ve Haydarî Ahiler ve bu ahilerin kurdukları  zaviyeler yayıldı. Çok önemli bir âlim olan Ahi Evren başta “Tabsıra” adlı eseri olmak üzere yirmiden fazla Arapça ve Farsça eser kaleme aldı. Eserlerinin çoğu Eşârî ve Şafiî  nitelik göstermektedir. Mevlânâ ile anlaşamamış olmasının altında bu inancı da olabilir. Bugün tarihi kaynaklara göre Osmanlı Beyliğini kuran en önemli teşkilat Ahilik müessesesidir. Şeyh Edebalı bir Haydarî Şeyhi olmasının yanında aynı zamanda bir Ahi Şeyhidir. Kızı Malhun Hatun’u verdiği Osman Gazi’yi desteklemiş ve beyliğin kurulması esnasında da Osman Gazi’ye Şed kuşatmıştır. Orhan Gazi ve I. Murat Hüdavendigâr yani Ahi Murad da şed kuşanmış ve Ahi Şeyhlerinin desteğini almıştır. Abdallar, Gaziler ve Ahiler Osmanlı Beylerinin manevi ve maddi koruyucusu olmuşlardır.

Ali Torun Bey’in araştırmalarına göre Ahilik, Fütüvvetnâmelerde detaylandırılmış ve kaleme alınmıştır. Şecerenâmeler Ahilik için önemlidir. Bu şecerenamelerde her mesleğin piri olan bir Peygamberden bahsedilir. Hz. Adem Çiftçilerin piridir. Ahi İcazetnameleri  esnaf dükkanı açmak için şarttır. İcazetname yetki belgesidir. Ahilik/Fütüvvet teşkilatı Hırfet ehli olarak otuz iki gruba, bazı kaynaklarda elli dört sınıfa bölünmüştür  Fütüvvetnâmelerde yer alan bu grupların hepsi mesleklerine göre şed kuşanmış ve şalvar giymiştir. Şed söz vermek, Şalvar namus sözüdür, yani beline sahip olmaktır.

Ahiliğin ve Kütahya ahiliğinin önemli törenlerinden biri şed kuşanmaktır. Fatih Köksal Bey’in kaynaklarına göre Şed’in anlamı sağlam kılma,  sıkma, sıkı bağlama ve kuvvetlendirmedir. Şedid/şidded kökünden aslı çift d’li olan  şedd, Arapça bir kelimedir. Şed hakkında, Hz. Musa’nın “Üşdüd/Pekiştir”[Taha 31] duasıyla bağlantı kurulur.  Şed, Himmet kuşağını kuşanmaktır. Ustalık merasimi sırasında  bele dolanan kuşağa şed denilmektedir. Şed, üç santim eninde, belin üç katı uzunluğunda yün veya pamuktan dokunan bir peştamal kuşaktır. Cebrail’in önce  Hz. Adem’e kuşattığına inanılan şedde Şedd-i vefâ denilir. Bu inanışa göre Hz. Adem “Belî” sözünde durması, Şeytana Uymaması ve Kaza/kadere sabretmesi karşısında şed kuşanmıştır.

Şed, daha sonra Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’e kuşatılmıştır. Hz. Peygamber, Hz. Ali’ye, Hz. Ali Selman Farisî’ye bağlamış, ondan sahabeye geçmiştir. Kılıç Kuşatma da bir şed törenidir. Şed bağlamak Allaha itaat, ustaya vefa, söze sadakat ve Ahi şeyhine teslimiyetin sembolüdür. Tığbend denilen bir şed türü de Bektaşilikte görülür. Ustasından icâzet isteyen Kalfa’nın belge alması için şed kuşanması şarttır. Şed uzunluğu ve düzgünlüğü ile Elif’e harfine ve Servi’ye benzetilir. Ahlâklı olamayan hiçbir kimseye Şed kuşatılmaz çünkü Şed ahlâklı insana kefil olmaktır. Şed törenlerinden sonra şükür sofrası çekilir. Ahi pilavı ve ahi helvasından oluşan bir yemek verilir. Ahi pilavı; sebzeli, tereyağlı, et sulu  bulgur pilavının yufkanın içine konularak ikram edilmesidir. Ahi helvası geleneği Hz. Adem’e dayanır. Rivayete göre Cebrail, Cennetin süt ve bal ırmaklarından bir miktar alır ve karıştırarak helva yapar. Ahi Helvasının kaynağı budur. Ahiler döneminde bu helva süt, pekmez, tereyağı ve undan yapılırken bugun tamamen farklılaşmıştır. Kütahya’da farklılıklar taşısa da bu helva geleneği meşhurdur.

Ahilikte müşteriyi kandıran ve kasıtlı olarak hatalı iş üreten esnaf Yolsuz ilan edilirdi. Pabucu dama atılmak, işine hile katan esnafın işten el çektirilmesi, elinden ustalık belgesinin alınmasıdır. Pabuçta hata varsa tekkenin damına atılır ve kalfa evine çıplak ayakla gönderilirdi. Ahilerin özellikleri insanidir. Ahinin kapısı, kalbi ve kılıcı açık; eli, dili ve beli kapalıdır. Bedestenler ahilik merkezleridir. Kütahya’daki iki bedesten bu yönüyle dikkat çekicidir. Ahi esnafı hile yaparsa Ahi pirine başvurulur. Hile yapan Esnaf, mesleğine leke sürdüğü için Pir Çivisi töreniyle cezalandırılır. Ahi Piri Esnafın dükkanını çiviletir. Hileci esnafa işten el çektirilir ve bir süre o esnafa selam bile verilmez. Esnaf şehri terketmek zorunda kalırdı.

Kütahya’da zaviyeler ve tekkeler, Ahiliğin maddi gücünden faydalanarak yayıldılar.  Kütahya’da Ahi zaviyelerinin çoğunlukla kırk kilometrede bir yer aldığı görülmektedir. Kırk kilometre at sırtında bir günlük yol olarak bilinir. Kütahya’da Ahi çiftlikleri yerel halkın ziraatle ilgilenmesini sağlamış ve bu çiftliklerin yanında açılan zaviyeler de gayr-i müslimlerin müslüman olmasını katkı sağlamıştır. Anadolu’nun ve Rumelinin İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde bu iktisadi yapıyla ona dini destek veren geleneksel batıni tarikatlar önemli rol üstlenmişlerdir. Osmanlıdan önce Anadolu beylikleri de bu ahiler sayesinde varlıklarını sürdürdüler. Ahiler Anadolu’da melce-i gureba yani gariplerin sığınağıdır. Bu yönüyle Ahiler, Anadolu’nun şehirleşmesini ve Şehrileşmesini sağlamışlardır. Kütahya’da yer alan Ahi Kurumları ve yerleşimleri, Kütahya’nın Germiyan Beyliği döneminde Ahiler eliyle iktisadi yönden kalkındığını ortaya koymaktadır. Kütahyalı Evliya Çelebi seyahatnamesinde esnaf kurumun sıkça kullanarak Ahi mesleklerini çeşitlendirir ve bu mesleklerin pirlerini sıralar.   Ahilikle ilgili çeşitli kaynaklara göre bazı Ahi Pirleri şunlardır:

Çiftçilerin Piri: Hz. Adem; Marangoz/Gemici/Dülgerlerin Piri: Hz. Nuh; Terzi/Yazıcı-Hattatların Piri: Hz. İdris; Dokumacı/Çuha/Çulhacıların Piri: Hz. İlyas; Sütçü-Dülger-Marangoz : Hz. İbrahim Tâcir-Tüccarların/Esnafın Piri: Hz. Muhammed Silahtarların Piri: Hz Ali İbn-i Ebu Talip Müezzinlerin: Hz. Bilal-i Habeşi; Berberlerin Piri: Hz. Selman-ı Farisi; Debbağ/Göncü-Derici/Tabakların Piri: Ahi Evren; Okçuların Piri: Sad İbn-i Ebu Vakkas, Helvacılar/Şekercilerin/Yağcıların Piri: Hasan Basri Hz. Hallac/Pamukçuların Piri: Hallac-ı Mansur

Kütahya, Ahi Teşkilatının en önemli merkezlerinden biridir. Ahi Arslan Cami ve Türbesi, Ahi Erbasan Kabristanı, Ahi Evren Mescidi, Ahi İzzettin Türbesi, Ahi Evren Mezarlığı gibi yerleşimler Kütahya’da Ahiliğin en eski kurumlardan biri olduğunun göstergelerindendir. Kütahya mezar taşları araştırılmadığı için Ahi mezar taşları var mıdır sorusu  cevaplandırılamamıştır. Ahi mezar taşlarının varlığı Ahi geleneğine bağlı Kütahya tarihini aydınlatabilir. Ahiler yaşadıkları her şehri  çeşitli açılardan mamur hale getirdiler.

Kütahya’da da  Ahiler sadece esnaf olarak görülmediler. Her  yönüyle şehirleşmeyi teşvik ettiler. Mahalle kurdular. Zaviye, mescit, cami açtılar.  Zaviye vakıfları oluşturdular. Medrese inşa ettiler. Çiftlikler, köy, karye kurdular. Issız yerlerde açılan Zaviyeler ticaret yolları üzerinde yer aldı. Ahilerin en önemli özelliklerinden biri Zaviye ve etrafında yer alan Çiftliklerdir. Gittikleri yerlerde çiftlik kuran Ahiler bu yolla halkın geçimine de katkı sağladılar.  Her meslekte Ahi esnaf teşkilatının görüldüğü Kütahya’da görüştüğümüz Helvacı esnafından Helvacı Sabri’nin mahdumu Mehmet Ali Bey, Ahilerin Kütahya’da özellikle Helvacı olarak önemli hizmetlerde bulunduğunu ifade etmektedir. Kayıtlarda Helvacı esnafının dükkanında şu levhanın bulunduğunu ifade edilmektedir.

Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız

Şeyh Hasan Basri bizim pîrimiz ü üstâdımız

Ahiler, Germiyan ve Kütahya’da vakıf, çiftlik, tekke, zaviye, mescit, hamam  ve benzeri kurumlar oluşturarak çok yönlü hizmet etmişlerdir. Tespit ettiğimiz yüze yakın Ahi kurumundan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Ahi Çeşmeleri:Ahi Evren Çeşmesi: Kütahya merkezde Ahi Evren mahallesinde Ahi Evren Türbesi ile Ahi Evren Mescidi arasındadır. Yalaklı bir çeşmedir. Bugün bakıma muhtaç haldedir.

Ahi Çiftlikleri: Kütahya’da on beş civarında Çiftlik vardır.

Ahi Cârullah Çiftliği: Kütahya’nın Gediz kazasında yer alan bir çiftliktir.

Ahi Hacı Çiftliği: Kütahya’nın Altıntaş kazasının Kartı köyündedir.

Ahi Çiftliği: Kütahya’nın Arslanapa kazasının İğdecik köyündedir. Vakıf çiftliğidir.

Ahi Eşrâf Çiftliği: Kütahya’nın Eğrigöz/Emet kazasının Hisarcık köyünde olduğu kayıtlıdır. Bugün Hisarcık kazadır.

Ahi Hanları: Kütahya’da çok sayıda han yer almaktadır. Bunlardan sadece Ahilere ait olduğu tahmin edilen üç han şudur:

Debbağcılar Hanı: Tabakhane civarında Kazancılar içinde Debbağ/Derici Hanı yer almaktadır.

Saraç Hanı: Han çarşısı olarak bilinir.  Ortasında yer alan kare havuzun üç tarafında kösele imalatçıları yer alırdı. Bu havuzda Gön ve kösele ıslatılır ve yemeni dikilirdi.

Arasta Kavaflar Hanı/Bedesteni: Kösele  ve yemeniciler çarşısıdır.

Ahi Köyleri: Ahiler Köyü: Kütahya merkez köylerindendir. Köyde Ahilere ait olduğunu tahmin ettiğimiz Arap Dede ve Muhammed/Mehmed Dede denilen iki kabir bulunmaktadır.

Ahioğlu Köyü: Arslanapa’nın Yalak nahiyesine bağlı bir köydür.

Ahi Mahalleleri: Onbeşinci asırdan sonra incelenen kaynaklarda Kütahya’nın mahalle sayısı ortalama 35 olarak geçmekte ve bu mahallelerin dördü Ahi mahallesi olarak zikredilmektedir.

Ahi Evren Mahallesi: Kütahya’nın merkez mahallelerindendir.

Ahi Erbasan Mahallesi: 1520 tarihli kayıtlarda Kütahya’nın 33 mahallesinden biridir.

Ahi İzzeddin Mahallesi: 1520 tarihli kayıtlarda Kütahya’nın 33 mahallesinden biridir ve nüfusu azdır.

Ahi Mustafa Mahallesi: 1520 tarihli Kütahya merkez mahallelerindendir.

Ahi Mescitleri: Ahi Muhammed Mescidi: Kütahya merkezde Kurşunlu Mescidi/camisi veya Ahi Şeyh Muhammed mescidi olarak anılan caminin kitabesinde Şeyh Mehmet’ten Fütüvvet ehli olarak bahsedilmektedir.

Ahi Arslan mescidi:  Kütahya Sultanbağı mahallesindedir. Bu mescidin çeşmesindeki su Germiyan suyu olarak bilinmekte ve bu çeşmenin suyu Kundukören’den gelmektedir.

Ahi Evren Mescidi: Ahi Evren mahallesi Cennet Çeşmesi sokağındadır. Ahi Evren Mescidi tek katlı, yeşil boyalı ve bakımsızdır.

Tabakhane Mescidi:  İshak Fakih mahallesindedir.  Evliya Çelebi Tabakhane Camisi olarak bahseder. Çevresi Tabakhane mahallesi olarak bilinir.

Ahi Mezarlıkları: Kütahya’nın ahi merkezi olduğunun delillerinden biri mezarlıklarıdır. Ahi şehirleri içerisinde İki büyük Ahi mezarlığı olan yerlerden biri de Kütahya’dır. Yazısız bazı Ahi külahlı mezar taşlarının baş kısımları yeşil boyalıdır.

Ahi  Erbasan Mezarlığı:  Bu kabristan Kütahya’nın eski mezarlıklarındandır.

Ahi Evren Mezarlığı:  Kütahya merkezde İstiklal mahallesindedir.

Ahi Mezraları: Ahi Halil Mezrası: Arslanapa nahiyesindedir. Gedizle ilgili vakıf kayıtları arasında adı zikredilmektedir.

Ahi Mahmud Mezrası: Kalıñviran nahiyesine bağlıdır.

Ahi Yolbeyi Mezrası: Kalınviran Nahiyesindedir. Gediz kayıtlarında zikredilmektedir.

Ahi Türbeleri ve Kabirleri: Ahi Arslan Türbesi: Kütahya Sultanbağı mahallesindedir. Mescidin avlusundadır. Halk arasında Arslan Sultan Tekkesi olarak bilinir.

Ahi Evren Türbesi: Kütahya Ahi Evren mahallesindedir. Ahi evren Mescidi’nin aşağı köşesindedir. Sandukalıdır. Aynı yerde üç sanduka daha vardır. Yeşil boyalı bir kapısı vardır.

Ahi Mustafa Kabri : Ulu Cami iş merkezi’nin önünde yer alan kabir ve tekke yıkılmıştır.

Ahi Erbasan Kabri: Ahi Erbasan Mahallesi, Ahi Erbasan Kabristanı’nın doğu köşesindedir. Bu Kabristan’da  ondördüncü asra ait olduğu tahmin edilen bir mezar kitabesi vardır.

Ahi Şeyh Muhammed Kabri: Şeyh Muhammed Kütahya’nın ilk ahilerindendir. Şeyh Mehmed/Muhammed, Ahi Mustafa’nın biraderidir. Kabri Paşam Sultan civarında Ahi Mustafa İle yanyanadır. Külhancı olduğu rivayet edilir. Kızı Melek Hanım’a ait kitabede  H. 796 tarihi yer almaktadır.

Ahi İzzeddin Kabri: İshak Fakih medresesi’nin karşısında Hisar eteğine bitişik yüksekçe bir mekandır.  Ahi İzzedddin, Kütahya Mevleviliğinin Piri Celaleddin Argun Hazretlerinin müritlerindendir.

Ahi Vakıfları: Kütahya’da on iki ahi vakfı vardır.

 Ahi Efendi Vakfı:  Kütahya Kışlacık köyündedir.

Ahi Mahmud Vakfı: Kalınviran nahiyesindedir.

Ahi Muhammed Vakfı: İsmi Gediz vakıflarında zikredilmektedir.

Ahi Mustafa Vakfı: Gediz vakıflarında ismi geçer.

Ahi Zaviyeleri ve Tekyeleri: Otuz civarında zaviyenin bazıları şunlardır:

Ahi Ali Zaviyesi: Kütahya Bölücek köyündedir. Köy bu zaviyenin vakfıdır. Bu zaviyenin Gümüş köyünde de vakıfları vardır.

Ahi Arslan Zaviyesi; Kütahya Sultanbağı Mahallesinde Ahi Arslan sokağındadır.

Ahi Arslan Zaviyesi: Kütahya Emet kazasının Ağa/Baş Köyündedir.

Kütahya’daki ahilerle ilgili bilgi bir diğer bilgi Evliya Çelebi Seyahatnamesinde yer alır. Evliya Çelebi, memleketi Kütahya’yı 1671 yılında ziyaret etmiştir. Kütahya’da 34 mahalleden bahsetmekte ve bu 34 mahalleden dördünün Ahi mahallesi olduğunu yazmaktadır. Evliya Çelebi, Argun Çelebi Hazretlerinin, Ahî Mustafa Mahallesinde medfun olduğunu ve Hazret Mevlâna soyundan geldiğini söylemektedir. Çelebi’nin verdiği bilgilere göre bugünkü Ulu Cami İş Hanının çevresinin Ahî Mustafa Mahallesi olduğu anlaşılmaktadır

Ahilikle ilgili araştırma yapılan şehirler sıralanırken şehirlerde yer alan Ahilik kurumlarının istatistiki değerlendirmeye alınmadığı görülmektedir. Hangi şehirde ne kadar ahilik kurumu, teşkilatı, zaviyesi, çiftliği araştırılmadan bir karara varıldığı ve buna göre Ahi şehirlerinin sıralandığı görülmektedir. Bu davranıştan dolayı Kütahya’nın adı Ahilikle ilgili araştırmalarda geride kalmaktadır. Araştırmalarımıza göre şehirlerde yer alan Ahilik kurumlarının ve yerleşimlerinin sayısına göre bir değerlendirme yapılması durumunda Kütahya’nın Ankara’dan sonra gelen önemli Ahi merkezlerinden biri olduğu görülecektir.

Kütahya’da Ahilik kavramı sadece bir esnaf teşkilatı değildir, Germiyan’ı kuran yapılardan biri Ahilik kurumudur.  Kütahya Ahilerinin yapısı yerleşim yerlerine göre incelendiğinde daha çok kılıç sahibi oldukları görülmektedir. Kütahya Ahilik esnafının, asker beslediği görülmektedir.

Kütahya Ahiliği, ahlakî değerlerle etrafı kuşatılmış, gücünü kılıçtan alan, esnaf zenginliğine dayalı, kimseye muhtaç olmayan yerli ve milli iktisadi değer üreten ve geleneksel İslama dayalı bir iç hukuk oluşturan bir değerler teşkilatıdır. Germiyan döneminde Kütahya’nın zenginliklerinde biri ahilik teşkilatında üretilen mallardı ve bu mallar babadan oğula değil ustadan ustaya aktarılmaktaydı. Anadolu Selçuklulardan Fatih dönemine kadar hiçbir Bey bu teşkilatın kendine özgü yapısına müdahele edemedi ve Anadolu Beyleri bu teşkilata esnaf yönüyle bağlı olarak çalışmak durumunda kaldı. Fatih’ten sonra Osmanlı Beyliği merkezi bir Devlete dönüşünce bu yapı Fatih’in eliyle Devletten uzak tutuldu veya uzaklaştırıldı. Kütahya’da bu dönemle birlikte üreticiliğini ve zenginliğini kaybetmeye başladı.

Ankara’da yedi Ahi mahallesi varken Kütahya dört mahalle ile dikkat çekmektedir . Kırşehir’de bir ahi mahallesi vardır. Ankara Ahi zaviyelerinin sayısı bakımından birinci sırada iken Kütahya Ahi Çiftliği zaviyeleri mahalleleri ve diğer ahi unsurlarıyla Ahiliğin  önemli bir merkezi olmasına rağmen Ahilik denilince öncelikle anılan şehirlerden değildir. Kütahya, kendi ahilik kurumlarını yeniden oluşturmalı ve modern programlar düzenlemelidir.

Kütahya ahileri şehrin her köşesine yayılmıştır. Kütahya Ahi kurumları merkezde yoğunluktadır. Merkezde yer alan kurumların Mahalle, mescit ve esnaf teşkilatları olduğu görülmektedir. Şehir dışında Aslanapa, Altıntaş, Gediz, Emet ve Hisarcıkta yoğun bir ahi kültürü yaşanmaktadır. Şehir dışında Ahi çiftlikleri ve zaviyeleri dikkat çekmektedir. Bu kurumlar daha çok Arslanapa, Altıntaş ve Gediz’dedir. Ayrıca Yoncalı, Kalınviran, Eğrigöz ve Hisarcık’ta da önemli ahi yerleşimleri görülmektedir. Şehrin dört mahallesinde, özellikle ulu cami çevresinde yer alan mahallelerde ve aşağı çarşı çevresinde de yoğun bir ahi kültürünün yaşandığı görülmektedir.

Kütahya dışında görülen Ahi kurumları karşımıza bir yol hattı çıkarmaktadır. Yoncalı, Kalınviran, Eğriğöz/Emet, Hisarcık hattı üzerinde çok sayıda çiftlik ve zaviye yer alırken, Arslanapa, Altıntaş Gediz hattı üzerinde yer alan zaviye ve çiftlikler ana yol  güzergahı olarak görülmektedir. Kütahya’nın kazalarıyla bağlantı sağlayan yolların üzerinde oldukça fazla Ahi kurumu vardır. Bu güzergahlar Ahi yolları olarak Turizme kazandırılabilir.  Ahilik ve ahilikle ilgili şehir coğrafyaları incelendiğinde Kütahya’nın bu geleneğin önemli şehirlerinden biri olduğu görülecektir. Yukarıda sıraladığımız araştırmalar neticesinde Ankara, Konya, Kayseri, Denizli ve Kırşehir’le birlikte Kütahya’nın Ahiliğin  gelişmesine önemli katkılar sağlamış bir şehir olduğu kabul edilmeli ve Ahilik kutlamaları ülke genelinde Kütahya Merkez alınarak da kutlanabilir.

Medeniyet yeni kurumlarla oluşur. Anadolu’da yeni bir medeniyet kuran  kurum ise Ahi teşkilatıdır. Ahiler Kütahya’nın her yöresinde başta merkez olmak üzere köy, çiftlik, zaviye, mescit, mahalle ve bedesten açarak şehir kültürü oluşturdular. Anadolu’nun Ahilik geleneği Cumhuriyetten sonra farklı isimlerle geleneksel toplantılara dönüştü. Yarenler, Gençlik yarenleri,  Sıra Yarenleri,  Gezekler, Sıra geceleri, Sıranâme, Köy Odaları, Muhabbet,  Sohbetler, Kürsübaşı, Ferfene, Velime geceleri, Barana, Oturak, Oturmah, Keyif ve Cümbüş adlarıyla devam etmektedir. Ahilik, 1980’li yıllardan sonra Ekim Ayının ikinci Pazartesinden itibaren bir hafta çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Kütahya Ahiliği geniş katılımlarla kutlanmalıdır.

Cumhuriyetten sonra Tekke ve zaviyeler kapatılınca Ahilik kurumu bütütn unsurlarıyla geri planda kalmış ve ticaret Batılılı kurumların eline geçmiştir. Kütahya,  Ahi geleneğini unutmamış ve az da olsa bu yapı Yarenlik adı altında  günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün Kütahya, Sohbet Gezekleri adı altında ve özellikle farklı dini yapılarla bağlantılı olarak bir araya gelen esnaf teşkilatı olarak bu sistemi muhafaza etmeye çalışmaktadır. Bu yapılar şehrin kültürel ve edebi yapısına faydalar üretecek biçimde yeniden değerlendirilebilir Ve’s-selâm….


Web Tasarım: Arena Ajans