VAH!.. VAH!.. VAH!.. İSMAİL ŞAHİNER

Geçen hafta Kartal deplasmanından ilk galibiyetine alarak dönen Kütahyaspor, moral olarak iyi duruma gelmişti. Hatta hafta içi yapılan idmanların çok ciddi ve neşe içinde geçtiğini, çift kale idmanda gözlemlemiştim.

Kütahyaspor kendisini Altay maçı için 3 puana endekslemişti. Maç günü geldi çattı. Kütahyaspor kulübü olarak maç biletlerini bir gün önceden kulüp binasında satışa çıkarmasına rağmen bilet almayı düşünmedi. Ama maçtan 2 saat önce açılan gişelerin önünde uzun kuyrukların oluştuğu gözlemlendi.

Maça ilgi yoğundu. Tahmini olarak 6 bin yada 6 bin 500 civarında bir taraftar kitlesi takımlarını desteklemek için yerlerini almıştı. 1’inci dakikadan itibaren de tezahüratları ile 12’inci adamlık görevini yaptı. Bu atmosferde oynanan karşılaşma çetin ve mücadelesi bol bir şekilde geçti. Rakip Altay, ikinci sırada olmanın verdiği rahatlıkla daha sakin top oynuyor, Kütahyaspor ise bir an evvel gole kavuşmak için pozisyon üretmede panik yapıyordu.

İlk yarı bu çekişmeli mücadele içinde geçti. İkinci yarıya Kütahyaspor santra ile birlikte ilk atağını golle sonuçlandırdı. Sağda topla buluşan Ömer Faruk rakiplerini geçerek “sıfır” diye tabir edilen kale çizgisine kadar inip yerden müsait pozisyondaki Aykut’a pasını vererek Aykut’un da düzgün vuruşuyla golü yaparak Kütahyaspor’u 1-0 öne geçirdi. Bu gol her iki takımı da daha cesur futbol oynamaya yöneltti. Uyuyan Altay, akınlarını sıklaştırarak oyunu Kütahyaspor yarı sahasına yıktı. Sağlı sollu atakları ile Kütahyaspor savunmasını yıprattı. Fakat beklediği golü ancak 90+5’inci dakikada Kütahyaspor’un “3 puanı aldım” dediği anda kalesinde gördüğü golle, bizim yıkıldığımız Altay’ın sevindiği an oldu.

Maçtan sonra rakip Altay’ın futbolcularından bazılarının tahrik edici davranışları sonrası Kütahyaspor taraftarı da cevap vermek istedi. Stat içinde ve dışında istenmeyen hadiseler cereyan etti. Güvenlik güçleri bu olayları yatıştırmada güçlük çekti.

Hafta içinde takip ettiğim idmanlarda teknik direktör Muharrem Uğur’un çalıştırdığı dar alan ve kısa paslar, semeresini bu maçta göstermiş oldu. “Bu maçın kahramanı kim” derseniz, bence Ahmet Üner maçın adamıdır. Çünkü, hem kesicilik görevini hem de oyun kuruculuk görevini yerinde müdahaleleri ile sıfır hataya yakın oynadığını düşünüyorum. Teknik direktörümüz Muharrem Uğur’u, cesaretinden dolayı tebrik ediyorum. Neden mi? Devre arası profesyonel sözleşme imzalatılan 19 yaşındaki Enes Günay’ı 73’üncü dakikada oyuna dahil ederek bize bu futbolcuyu kazandırmış oldu. Genç Enes, oyuna girdikten sonra çok olumlu işler yaptı. Hatta iki defa gelişen çok önemli Altay atağını da kesti.

Burada Ömer Faruk için de bir şeyler söylemeliyim. 90 dakika çok mücadele etti. Maç içinde 3-4 tane de net gollük pozisyonlara girdi. Bunları gole çevirse idi Kütahyaspor mutlaka sahadan galip ayrılabilirdi. Burada maçın beraberliğini Ömer Faruk’a mâl etmek veya kaybedilen 2 puanın faturasını ona kesmek amacında değilim. Kaldı ki attığımız golün asistini de o yaptı. Ömer Faruk’a tavsiyem, topu ayağında çok tutmamalı. Müsait durumdaki arkadaşlarına zamanında pas vermeli. Böylece daha çok pozisyon üretmemize katkı sağlar.

Kütahyaspor oynadığı son maçlarda takım olma kimliğine kavuştuğunu her hafta üzerine koyarak gösteriyor. Cuma günü deplasmanda oynanacak olan Çorum Belediye maçında da aynı mücadeleyi sergilediğimizde 3 puan ya da en kötü ihtimalle 1 puan bizim olur.

Bu dileklerimizle son söz, “zafere kadar savaşa devam edin çocuklar…”


Web Tasarım: Arena Ajans