ÜSTÜN ZEKALI VE YETENEKLİ ÇOCUKLARA KARŞI SORUMLULUĞUMUZ

Merhaba kıymetli okurlar…

Yaşadığımız dünyaya insan çabasıyla yapılan katkıların büyük bir bölümü üstün potansiyelli ve yetenekli olarak nitelediğimiz kesim tarafından gerçekleştirilir.  Bu nedenle, üstün ve yetenekli bireylerin eğitimi tüm dünyada önemli bir konudur.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 1.500.000; Kütahya’da ise (Merkez İlçe) ilk 8 yıllık eğitim alanında (4+4) yaklaşık 450- 500 civarında üstün potansiyelli bireyin / öğrencinin olduğunu söyleyebiliriz.

Üstünler iyiye yönlendirilirse normal insanlara göre iyilikte büyük başarılar ve toplumsal faydalar sağlayabilirler, kötüye yönlendirilirse veya başıboş bırakılırsa gene normal insanlara göre kötülükte kendilerine ve topluma çok büyük ölçüde telafisi zor zararlar verebilirler.

Son 20-25 yıl içinde zekânın dinamik bir özellik gösterdiği kabul edilmiştir.  Çevrenin sağladığı imkânlarla, beynin gelişiminin arttırılması veya engellenmesi mümkündür. Üstünler zihinsel olduğu kadar duygusal ve sosyal gelişimleri açısından da YETERİ KADAR KORUNMALI VE KOLLANMALIDIR.

Ülkemizde zihinsel engelliler, spastik engelliler, görme, işitme ve diğer alanlardaki engellilerimiz için kurum, kuruluş, resmi statülü okul ve eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri vardır, gönül ister ki bu alanda hiç insanımız olmasın.  Bir gerçeklik olarak maalesef birçok alanda engelli insanlarımız var, o halde engelli insanlarımıza yönelik yatırım ve destekler daha da çok olsun, bu alanlardaki destek ve yatırımlar daha da fazlalaşsın. Engelli insanlar için paralimpik olimpiyatlar bile düzenlenmektedir ve gurur vericidir.

Ama üstün zekâ ve yetenekli çocuklarımız için Bilim Sanat Merkezlerinin dışında oluşum hâlâ yoktur ve bilim sanat merkezlerinin kapasiteleri ise sınırlıdır. Buralarda yapılan çalışmalar haftada gün değil ancak saat bazındadır. Bu bir eleştirel yaklaşım olarak değil farkındalık oluşturmak amacıyla algılanmalıdır.

Bir paradokstan söz etmek istiyorum. Ülkemizde en kıymetli varlıkların başında altın, gümüş, petrol, uranyum, bor vb. sayılırken ve bunlara sahip olmak zenginlik olarak sayılıp övünülürken üstün yetenekli ve zekâlı çocuklarımız halen daha en önemli zenginlik, en önemli değer, en kıymetli hazinelerimiz olarak görülememektedir. Bu durum çok acı vericidir. Hâlbuki ülkemizin refahı ve mutluluğu, gelecek yılların kaderi, Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesi bu çocuklarımız eliyle inşa ve ihya edilecektir.

Gözlemlerimizde 2 önemli tespitimiz var.

 1.si küçük çocuklar daha başarılı oluyor.

 2.si zaman zaman sınıfların itilmiş, atılmış yaramazları şaşırtan skorlar alıyor. Zaman geçiyor, bu çocuklarımız köreliyor.

Günümüz yerel yönetimlerinde ve yerel yöneticiliklerinde, Üniversitelerinde sosyal belediyecilik, sosyal sorumluluk, yerel kalkınma gibi kavramlar sosyal politikaları etkilemektedir. Üstün zekâ ve yetenekli çocuklarımız için bir medeniyet iddiası olan herkesin tarihi bir sorumluluğu vardır.

Bizler bu konuda gereken alt ve üst yapıyı, gerekli yardım ve desteği sağlayamazsak çok çok acı tecrübelerle görüyoruz ki bu tür çocuklarımız Masonların, Siyonistlerin, Sabetaistlerin, Misyonerlerin ve FETÖ vb. hainlerin aşağılık emellerine kurban edilmektedirler…     


Web Tasarım: Arena Ajans