TÜRKİYE’NİN ASYA-PASİFİK POLİTİKASI

Soğuk savaşın bitimini izleyen ilk on yılda Asya Pasifik bölgesi uluslararası politikada önem kazandı. Birleşmiş Milletler 21. Yüzyılın Asya-Pasifik bölgesinin yüzyılı olacağını açıkladığında aslında bu kadim bölge uluslararası politikanın da yeni geleceğini ve merkezini oluşturacağı da öngörülmüştü. Gerçekten de Asya-Pasifik bölgesi, Soğuk Savaş’ın bitiminden bu tarafa gerçekleştirdiği kayda değer değişimle dünyanın jeopolitik merkezine oturmayı başarmıştır. Bu değişim, küresel ölçekte güç dengelerini de yeniden biçimlendirmektedir. Küresel düzlemde 21. yüzyılın belirleyici temasının “Asya’nın Yükselişi” olacağı açıkça kabul edilmektedir.
Temelde ekonomik dinamiklerle başlayan bu dönüşümün siyasi, askeri ve kültürel alanlarda da tamamlayıcı unsurlarının belirginleşmeye başladığı gözlemlenmektedir. Asya’nın yükselişi önceleri daha çok Çin merkezli algılanmakla birlikte, özellikle ekonomik anlamda tüm Asya-Pasifik coğrafyasının bir kalkınma hamlesi içinde olduğu ve günümüzde Asya-Pasifik ülkelerinin, geleceğin önemli aktörleri olarak görülmeye başlandığı hususu da genel kabul görmektedir. Asya kıtası dünya nüfusunun %45’ini ve dünya ekonomisinin %30’unu kapsamaktadır. Bu bağlamda anılan bölgedeki siyasi, askeri ve ekonomik gelişmelerin küresel ölçekte etkisi olmaktadır.
Dünya ülkeleri Asya Pasifik bölgesinin 21. Yüzyılda işgal edeceği bu önemli konumda yerlerini almak için bölge ülkeleriyle sıkı ikili ilişkileri geliştirme yoluna gitmişlerdir. Özellikle kıta Avrupa’sındaki ülkelerin tarihlerinde Asya Pasifik bölgesine sömürgecilik anlayışı üzerinden bakıldığı düşünüldüğünde bugünkü eşit koşullarda kurulan ikili ilişkilerin değeri çok daha iyi anlaşılmaktadır. Asya Pasifik bölgesindeki sömürgecilik geçmişi Avrupa’ya bölgeyi ve insanlarını çok iyi tanıma fırsatı sunmuştur, bir tecrübe zenginliği kazandırmıştır. Bugün bu trajik tecrübe Avrupa’nın Asya Pasifik ile olan ilişkileri açısında önemli bir yapıcı etkiye sahiptir.
Kuşkusuz Soğuk Savaş sonrası dönemde Batı merkezli ve tek yönlü bir dış politika anlayışı olan Türkiye de yavaş yavaş bu anlayıştan uzaklaşarak çok yönlü bir dış politik anlayışına yönelmiştir. Önce Özal ve Demirel zamanında Orta Asya açılımı ile başlayan Asya Pasifik bölgesi politikası, 1990’ların sonlarında Bülent Ecevit zamanında sistematik bir hale gelmiş ve kapsamlı bir Asya Pasifik politikası oluşmaya başlamıştır. Özellikle Asya Pasifik politikasının oluşturulmasında dönemin dışişleri bakanı İsmail Cem’in çok büyük katkıları olmuştur. Özellikle İsmail Cem’in Çin, Japonya ve Güney Kore nezdindeki ağırlığı ikili ilişkilerin gelişmesinde etkili olmuştur.
Asya-Pasifik bölgesinin giderek artan siyasi ve ekonomik önemine bağlı olarak “Asya-Pasifik bölgesine açılım politikasını uygulamaya koyan Türkiye , ihracat pazarının çeşitlendirilmesi, ülkeye doğrudan yabancı yatırım çekilmesi ve siyasi pozisyonlarına uluslararası alanda destek sağlanması amaçlarına yönelik olarak Güneydoğu Asya ülkeleri ve bölgedeki başat örgüt olan ASEAN ile ilişkilerin geliştirilmesine önem vermiştir.
Türkiye’nin Çok boyutlu ve pro-aktif dış politikası çerçevesinde ilişkilerimizi geliştirmeye önem verdiğimiz Asya-Pasifik bölgesine yönelik öncelikli hedeflerimiz, bu devasa ve sayısız farklılıklar barındıran coğrafyaya ilişkin odaklı ve uygulanabilir, kendi içinde bütünlüğe sahip ve ülkemizin artan olanak ve yeteneklerinin yanısıra son derece dinamik bir dönüşümden geçmekte olan Asya-Pasifik bölgesinin gerçekleri de göz önünde tutularak belirlenmektedir.
Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesine yönelik stratejisinin başlıca hedefi, Türkiye’nin Asya kıtasının tümüyle güçlü siyasi ve ekonomik ilişkiler bulunan bir ülke konumuna getirilmesidir. Bu çerçevede, Necmettin Erbakan’ın başbakan sıfatıyla Güneydoğu Asya ülkelerine yapmış olduğu ziyaret ile Bülent Ecevit’in başbakan sıfatıyla Hindistan’a yapmış olduğu ziyaretlerle ülkemizden ve bölge ülkelerinden uzun yıllardır gerçekleştirilmeyen Devlet ve Hükümet Başkanı ile Dışişleri Bakanı düzeyinde çok sayıda karşılıklı üst düzey ziyaret gerçekleştirilmiştir.

Stratejik Ortaklıklar
Türkiye, 2010 yılından bu yana sırasıyla Çin , Endonezya, Güney Kore, Japonya, Malezya ve Singapur ile ilişkilerini stratejik düzeye yükseltmiştir.  Türkiye’nin bölgedeki görünürlüğünün arttırılması amacıyla 2012’de Myanmar’da, 2013’de Brunei ve Kamboçya’da Büyükelçilikler açmış, böylece bölgedeki Büyükelçiliklerinin sayısı 14’e yükseltilmiştir. Ayrıca yakın gelecekte yeni elçiliklerin sayısının daha artırılması düşünülmektedir. Türkiye, başta BM olmak üzere G-20, İİT ve MIKTA gibi diğer uluslararası platformlarda da bölge ülkeleriyle yakın işbirliği içinde çalışmaktadır.
Bölgedeki diğer önemli bir kuruluş olan Pasifik Adaları Forumu’nun (PAF) Kalkınma Ortağı olan Türkiye , Temmuz 2014’te düzenlenen 45. Pasifik Adaları Forumu Liderler Toplantısı sırasında PAF’a Forum Sonra Diyalog Ortağı (FSDO) olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Pasifik Ada Ülkelerine yönelik olarak 9-11 Nisan 2008 tarihlerinde İstanbul’da Türkiye-Pasifik Adaları Dışişleri Bakanları Toplantısı, 7-8 Haziran 2014 tarihlerinde ise yine İstanbul’da Türkiye-Pasifik’teki Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri Dışişleri Bakanları Toplantısı düzenlenmiştir.  Ayrıca, Türkiye, Asya İşbirliği Diyaloğu (ACD)’na da Eylül 2013’te üye olmuş, Şanhay İşbirliği Örgütü’ne de Diyalog Ortağı olarak katılmıştır.

Asya Pasifik Bölgesine Yönelik Türkiye’nin Ekonomik Politikaları
Türkiye’nin Asya Pasifik bölgesiyle ekonomik ve ticari ilişkileri, bölgenin kazanmaya başladığı ekonomik öneme paralel olarak, son on yılda kayda değer bir gelişme göstermiştir. Bu çerçevede; bölge ülkeleriyle on yıl önce 15 milyar Dolar olan ticaret hacmi 2014 yılında 50 milyar Dolar’ı geçmiştir. Diğer taraftan, bölge ülkelerinden Türkiye’ye doğrudan yatırım çekilmesi de Türkiye’nin kalkınmasına önemli katkıda bulunmaktadır. Son on yılda bölge ülkelerinden yapılan toplam yatırım miktarı 3 milyar Dolar’a ulaşmıştır. Bölgeden 1300 firma halen Türkiye’de faaliyet göstermektedir. Ekonomik ve ticari işbirliğinin dengeli bir seviyeye kavuşturulması ve çeşitlendirilmesi bağlamında bölge ülkeleriyle (Güney Kore, Singapur ve Malezya) Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalanmıştır.
2010 yılında bölgedeki en önemli uluslararası örgütlerden biri olan Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin (ASEAN) Dostluk ve İşbirliği Antlaşması’na (ASEAN/TAC) taraf olan Türkiye, bu örgüt ile kurumsal ilişkilerini “Diyalog Ortaklığı” statüsüne yükseltmek için çalışmalarını sürdürmektedir. 650 milyon nüfusa sahip olan ASEAN dünyanın sekizinci büyük ekonomisini oluşturmaktadır. Türkiye, uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak, bölgedeki Müslüman azınlıkların sorunlarıyla da gerek ikili düzeyde, gerek İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde yakından ilgilenmektedir. Bu çerçevede, Türkiye, Güney Tayland görüşmelerini desteklemiş ve Güney Filipinler barış sürecine katkıda bulunmuştur. Ayrıca, Türkiye Arakan Müslümanlarının ve Myanmar’daki Müslümanların genel durumunu yakından takip etmektedir.
Türkiye, ayrıca, gerek İslam İşbirliği Teşkilatı Güney Filipinler Barış Komitesi (OIC-PCSP) gerek Uluslararası Temas Grubu (ICG) içindeki konumuyla Güney Filipinler’de Filipinler Hükümeti ile ayrılıkçı Müslüman gruplar arasında iki kanaldan sürdürülen barış görüşmelerine de katkıda bulunmaktadır. ICG’nin katkısıyla Filipinler Hükümeti ile Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) arasında imzalanan “Bangsamoro Çerçeve Anlaşması”nın eklerine ilişkin olarak gerçekleştirilen müzakereleri ülkemiz ICG üyesi olarak izlemiş ve desteklemiştir.

Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ve büyüme yolundaki çabalarını desteklemekte kararlıdır. Son dönemde, Türkiye, En Az Gelişmiş Ülkelerin (EAGÜ) uluslararası kalkınma çabalarına katkıda bulunmak hususunda önde gelen ülkelerden biri haline gelmiştir. Bu çerçevede, TİKA aracılığıyla yapılan kalkınma yardımları da Asya-Pasifik bölgesindeki görünürlüğümüze katkı sağlamıştır. TİKA aynı zamanda bölgenin sosyal ve ekonomik gelişimine de katkıda bulunmak için çalışmalarına devam etmektedir. TİKA’nın 2008 yılından bu yana ASEAN ülkelerine yönelik yardımlarının toplamı 6.28 milyon ABD Doları’dır.

Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ
husamettininac@yahoo.com


Web Tasarım: Arena Ajans