ROCKEFELLER ÖLDÜ, ŞİMDİ NE OLACAK?

Dünyadaki küresel güçlerin başkanı olarak bilinen, kimlik kartında kendisini “Dünya Devlet adamı”  olarak ilan eden ABD’li milyarder, ünlü işadamı ve banker David Rockefeller kronik kalp yetmezliği nedeniyle Pocantico Hills, New York’taki evinde, henüz 101 yaşında uykusunda öldü.

Henüz 101 yaşındayken diyoruz çünkü kendisi 100. yaş günü partisinde 200. yaş gününü de kutlamak istediğini belirtmiş bu uğurda 7 kez kalp, 3 kez böbrek, 2 kez de ciğer nakli olmuştur.
Dünya İmparatorluğu ve Yeni Dünya Düzeni söylemleriyle günümüzde tüm dünyaya yaşatılan büyük zulmün mimarı olan Rockefeller, dünyanın her yerini Iraklaştırarak, Suriyeleştirerek bugün 200 civarında olan ülke sayısını 1000 civarına çıkarma fantazisinin peşinde koşmaktaydı. Özetle Rockefeller, bir multi milyarder olmanın çok ötesinde anlamlar ifade etmekteydi.

Milyonlarca insanın ölümüne sebep olan dünya savaşlarının arkasındaki ailenin mensubu olan Rockefeller, dünyanın hemen hemen bütün devletlerine tuzaklar kurup, kurduğu bu tuzaklar üzerinden servetine servet katmış, kendisine itaat etmeyen her türlü yapıya ve kişiye ekonomik, toplumsal ve kültürel savaş başlatarak onları yok etme cüretkârlığını her zaman aleni bir biçimde göstermiştir.

“Düşünen değil, çalışan bir nüfus istiyorum” diyerek dünyanın tüm halklarını adeta bir köle gibi gören Rockefeller’in ölümü bir hakikati görmek isteyenler için bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yusuf Suresi 40. Ayette geçtiği üzere; Hüküm ancak Allah’ındır. Yeryüzünde savaşlar çıkaracak, hükümetler değiştirecek, dünya ekonomisini kontrol edecek güce sahip olsanız, özetle günümüzün Firavunu olsanız da hüküm ancak Allah’ındır ve O öl dediğinde artık alacak tek bir nefesiniz dahi kalmamıştır.

Bu değişmez gerçeklikten sonra akla gelen ilk soru peki bundan sonra ne olacak sorusudur. Zira bu yapı “yeri doldurulamayacak” en önemli sembol ismini kaybetmiştir. Bu noktada söylenecek ilk şey David Rockefeller gibi isim yapmış biri belki karşımıza bir daha çıkmayacak, dünya kamuoyunun hafızında bu denli yer etmiş bir sembol isim olmayacaktır. Ancak onlarca yılda kurumsallaşmış bu yapı kaldığı yerden kervanı yürütmeye devam edecektir.

CFR’de oluşturulan yapı, vakıf aracılığıyla verilen burslarla devşirilen kişiler üzerinden dünya siyaseti ve ekonomisini kontrol eden düzen, yalan yanlış bilgi ve belgelerle dünyayı işgal etme anlayışı, insanlara mikro çipler takarak onları kontrol altında tutma hayali, Büyük İsrail Projesinin gerçekleştirme umudu, kaldığı yerden devam edecek gibi görünmektedir.

Bu bağlamda David Rockefeller sonrası yapıda olması muhtemel tek bir değişiklik alanı yapının tasavvur ettiği dünya geleceğinin değişmesidir. Şöyle ki bilindiği üzere bu yapı;
Uygun Adım
Birlikte Daha Akıllıca
Hack Saldırı
Akıllı Karışıklık
şeklinde isimlendirilen dört farklı dünya tasavvuru içerisindedir. Bunlardan askeri bir terimden yola çıkılarak adı konmuş ilk dünya tasavvuruna göre; dünya, günümüze göre daha otoriter devletler tarafından yukarıdan aşağı sıkı sıkıya kontrol edilecek, yeniliklerin önü tıkanacak ve demokratik haklar önemini kaybedecektir. İnsanlığın geleceği açısından en iyimser senaryonun görüldüğü ikinci tasavvurda ise ; dünya çapındaki sorunlara, küresel işbirliği içersin de, başarılı stratejilerle müdahale edilmektedir. Hack Saldırı adı verilen üçüncü tasavvur ise insanlık için en kötü senaryoyu içerisinde barındırmaktadır. Zira bu tasavvura göre ekonominin yerle bir edildiği, hükümetlerin güçsüz kaldığı, suç oranlarının yüksek olduğu , insan onuruna yakışmayacak ve insan neslini yok etme potansiyeli barındıran teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir dünya hayal edilmektedir. Son olarak kötünün iyisi diyebileceğimiz dördüncü tasavvur ise ekonomik sıkıntıların yaşatıldığı bir dünyada, günü kurtarmak amacıyla insanların ve toplulukların kendi başlarının çaresine bakacağı çözümlerin üretildiği bir dünya senaryosu bulunmaktadır.

Bilindiği üzere 19. Yüzylın ikinci yarısından ikinci dünya savaşı sonrasına kadar bu yapı birinci senaryoyu desteklemiş ve bunun arkasında durmuştur. Dünyaya yaşatılan savaş ve ekonomik krizler, birinci dünya savaşı sonrası Avrupa’da görülen Hitler, Mussolini vb. gibi otoriter yönetimler, demokratik hakların hiçbir öneminin kalmaması tamamen bu yapının izlediği birinci tasavvurdan kaynaklanmıştır. İkinci dünya savaşından sonra 11 Eylül’e kadar geçen dönemde ise dünya çapındaki sorunlara, küresel işbirliği içersin de, başarılı stratejilerle müdahale edilen ikinci tasavvura geçilmiştir. Birinci dönemde yapı sağlam temeller üzerinde yükselirken ikinci dönemde kurumsallaşmasını tamamlamıştır.

Görülen ve hissedilen o ki 11 Eylül’den sonra yapı tasavvur ettiği 3. modele geçiş yapmıştır. Zira yukarıda Hack Saldırı adı verilen tasavvurdan bahsederken ekonominin yerle bir edilmesinden, güçsüz hükümetlerin ortaya çıkmasından, suç oranlarının artmasından, insan onuruna yakışmayacak ve insan neslini yok etme potansiyeli barındıran teknolojik gelişmelerin yaşanacağından bahsetmiştik. Aslında tüm bunlar bugün içerisinde yaşadığımız dünyada gerçekleşen ve yaşanan gelişmelerin özetidir.

Recep Tayyip Erdoğan’a tüm dünyanın toplu bir biçimde saldırmasının altında yatan temel neden aslında onların tasavvur ettiği dünyanın tam aksine işler yapıyor olmasıdır. Güçlü ekonomi bu dönemde onların istemediği bir şey. Yukarıda belirttiğimiz üzere onlar içinde bulunduğumuz dönemde zayıf hükümetler derken Erdoğan güçlü hükümet sistemine geçişin peşindedir. Onlar insan onuruna yakışmayacak ve insan neslini yok etme potansiyeli barındıran teknolojik ve kültürel gelişmelerin peşindeyken Erdoğan ahlaktan, adaletten ve maneviyattan bahsetmektedir. İşte bu yüzden tüm dünya bir olmuş cumhurbaşkanımıza saldırmaktadır. İşte bu yüzden cumhurbaşkanımızı tasavvur ettikleri dünyanın önündeki en büyük engel olarak görmekteler.

İçerisinde bulunduğumuz bu üçüncü dönem ne kadar sürer elbette bilinmez ama tarihsel silsile göz önünde bulundurulduğunda anlaşılan o ki üçüncü dönemde insanlara ölümü gösterip dördüncü döneme(sıtmaya) razı etmenin hevesi peşindedirler.

Prof. Dr. Hüsamettin İnaç
husamettininac@yahoo.com


Web Tasarım: Arena Ajans