ORUÇ VE SAĞLIK

Oruç tutmak, sindirim sistemini dinlendirdiği için, vücutta diğer organların kanlanmasını sağlıyor, kemik iliği uyarılıyor, kan yapımı artıyor.Oruç, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Vücut birikmiş zararlı maddelerden temizleniyor, bağışıklık sistemi güçleniyor. Kalp, damar, kanser gibi hastalıklara karşı direnç artıyor.
Yapılan çalışmalarla güneşin doğuşundan batışına kadar olan süre içinde yemek ve içmekten vazgeçilmesi şeklinde tutulan oruçla, karaciğer ve tüm sindirim sisteminin dinlenme şansı bulur.Sindirim Sistemi dinlenmekte olduğu için, vücutta diğer organların kanlanması ve çalışma verimi artıyor. Şeker hastalarında kan şekeri kontrolü, hipertansiyon hastalarında kan basıncı kontrolü kolaylaşıyor. Kanda yağ düzeyleri düşüyor, yararlı kolesterol yükseliyor. Vücutta depolanmış yağlar eriyor, birkaç kilo zayıflanıyor. Kemik iliği uyarılıyor, kan yapımı artıyor. Vücut birikmiş zararlı maddelerden temizleniyor, bağışıklık sistemi güçleniyor. Kalp, damar, kanser gibi hastalıklara karşı direnç artıyor.
Özellikle tansiyon, böbrek ve diyabet hastalarının sadece doktor kontrolünde, kullanmaları gereken ilaçların sahur ve iftar saatlerine uygun olarak ayarlandıktan sonra oruç tutabilirler.PRENSİP olarak hamilelerin, özellikle önceki hamileliklerinde sağlık sorunu yaşayanların, ergenlik yaşına gelmemiş küçük çocukların, hele hele 7-8 yaşından daha küçük olanların oruç tutmamalarında fayda var. Daha önce felç atağı ya da geçici iskemik atak geçirenlerin, Alzheimer hastalığı nedeniyle tedavi görenlerin ya da başka bir nedenle bellek bozukluğu olanların ve antipsikotik ilaçlar kullanan kişilerin de oruç tutmaları tavsiye edilmiyor. Böbrek yetmezliği olanların, hele hele bu amaçla diyaliz tedavisi uygulananların, karaciğer yetersizliği ve solunum yetersizliği nedeniyle tedavi altında olanların da oruç tutmamalarında fayda var.
Orucun ilk günlerinde uyku düzenimizin bozulması da söz konusu olabilir. Özellikle sahur için uyanmak ve bir şeyler yedikten sonra tok mideyle yeniden uykuya geçebilmek herkes için kolay olmayabiliyor ki bu da uykusuzluğa bağlı bazı sorunları yani halsizlik, yorgunluk, bitkinlik vb durumları tetikleyebiliyor. Ama burada da “adaptasyon” hemen devreye giriyor ve en fazla bir hafta sonra beden yeni düzene ayak uyduruyor.
İftarda aniden çok ve aşırı yemekten kaçınılmalıdır.Orucumuzu açarken 1 bardak ılık su ve 1 hurma ile başlayabiliriz. Sonrasında 1 kase çorba ile devam edip, mümkünse 10 dakika kadar beklemeye çalışmalıyız.Gün boyu uzun süre açlık dönemi ardından metabolizmamızın yavaşlaması sebebiyle sindirim de yavaş olacaktır. O nedenle birdenbire mideye besin yüklemesi yapmak, tansiyon yükselmesine, şişkinliğe, mide-barsak rahatsızlıklarına neden olabilir.
İftarda ya da sahurda çok yağlı, hamurlu-şerbetli ağır tatlılardan, kızartılmış, baharatlı, tuzlu gıdalardan, tüm konserveler, turşu, salam, sucuk, pastırma gibi gizli tuz içeren ve susatan gıdalardan kaçınmak gerekir.
Gün içerisinde yoğun fiziksel aktivitenin özellikle güneşin altında yapılıyorsa su ihtiyacını daha da artıracağı unutulmamalıdır.
İftarda kızartma gibi yağlı, ağırlık oluşturan yiyeceklerden kesinlikle uzak durulması gerekir.Ana yemeğin yanında salata olmasına özen gösterilmeli. Yemekler etli ise aşırıya kaçmadan ölçülü tüketilmelidir. Yavaş yavaş iyice çiğneyerek yemeli ve Ramazan’da gaz şikayetini azaltmak için gıdalar çok sıcak veya çok soğuk tüketilmemelidir. Yemekler az sulu tüketilirse daha az yağ alınmış olur. Ödeme yol açacağından tuza dikkat edilmelidir. İftardan sonra hemen oturulmamalı, mutlaka kısa mesafeli yürüyüş yapılmalı, en azından hareket edilmelidir. Kabızlık problemine karşı lifli gıdalar tüketilmeli. İftardan yaklaşık 2 saat sonra ilk ara öğünde meyve veya sütlü tatlılar tercih edilebilir. Yine iftardan sonra ikinci ara öğün olarak yoğurt veya süt tüketilebilir. İftardan sahura kadar en az 10 bardak su tüketmeye özen gösterilmelidir.
ORUÇ tutarken sık yapılan hatalardan biri de sahura kalkmayıp sadece iftar ve sonrasında yenilip içilenlerle oruç tutmaya kalkmaktır. Normalde günde üç öğün beslenen birinin öğün sayısı ve yiyecek içecek miktarını aniden ve ciddi miktarlarda azaltmasıyla oluşabilecek bazı problemleri –örneğin hipoglisemi- yaşamaması için sahura da iftar kadar önem vermek gerekiyor. Sahuru hafife almak, hoşaf-pilav, yoğurt-makarna, çay-peynir tost, sandviç gibi basit ve yanlış seçimlerle geçiştirmek, hele hele sahura hiç kalkmadan sadece akşamdan yedikleriyle bütün bir günü oruçlu olarak tamamlamaya çalışmak metabolizma için ciddi bir tehdit. Kısacası sahur öğününü mutlaka ciddiye almanız. Sahur menülerine mutlaka protein yükü fazla yiyecekler yerleştirin. Önerim yoğurt, peynir, yumurta üçlüsünden daha sık faydalanmanızdır. Özellikle “menemen” mükemmel bir sahur seçeneğidir.
Orucun sağlığımız üzerinde olumlu etkiler yaptığı doğru ama sağlık sorunu olanların, özellikle ciddi ve ağır hastalıklar nedeniyle tedavi görenlerin orucun bedenlerine sağlık değil zarar vereceğini de bilmeleri ve karar vermeden önce hekimleriyle veya Aile Hekimleriyle konuşmaları gerekmektedir.….HAYIRLI RAMAZANLAR…SAĞLICAKLA KALIN….


Web Tasarım: Arena Ajans